Hastalıklara Çözümler Bu Sitede

Hastalıklara Çözümler Bu Sitede

Alternatif tıp ve normal tıp ile ilgili her türlü sorunuzu buradan size detaylı olarak cevaplıyoruz. Doktorlarımız sizinle özel ihtimamla ilgilencekler. Bu işlemler tamamiyle ücretsizdir. Herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Sorularınızı bize çekinmeden sorabilirsiniz.

hamilyon.com-kalp-hastaliklari-site

hamilyon.com-kalp-hastaliklari-site

8 Ekim 2021
Okunma
bosluk

Adam infertilitesi bilgilendirme

Adam infertilitesi bilgilendirme

İnfertilite Nedir?:İnfertilite genel olarak üreme fonksiyonunun yerine getirilememesi olarak tanımlanır. Gebelikle ilgili herhangi bir koruma önlemi olmaksızın 1 yıl tertipli cinsel ilişkiye karşın çocuk sahibi olamayan çiftler için infertilite söz mevzusudur.

İnfertilite pek oldukça çift için sürpriz bir durumdur. Çiftler istedikleri vakit yada doğum denetim yöntemlerini bıraktıktan sonrasında derhal çocuk sahibi olabileceklerini düşünürler. Birçok çift kolaylıkla çocuk sahibi olabilse de bazıları için bu fazlaca zor gerçekleşir. İnfertilite oranı toplumda % 10-15 içinde görülmektedir. Bu yazıda adama bağlı infertilite sebepleri ve tedavi şekilleri hakkında informasyon verilmiştir.

İnfertilite Nedir?
İnfertilite genel olarak üreme fonksiyonunun yerine getirilememesi olarak tanımlanır. Gebelikle ilgili herhangi bir korunma önlemi olmaksızın 1 yıl tertipli cinsel ilişkiye karşın çocuk sahibi olamayan çiftler için infertilite söz mevzusudur.

Adam Üreme Sistemi
Erişkinlik çağının başlaması ile erkeklerde sperm üretimi adım atar. Beyindeki hipofiz bezinden folikül stimüle edici hormon (FSH) ve luteinizan hormon (LH) salgılanır.

FSH sperm üretimini aktifler, LH testosteron hormonunun salgılanmasına neden olur, bu durum sperm olgunlaşmasını sağlar. Spermler testislerde üretilir ve epididimde gelişimini tamamlar. Bu ortalama olarak 3 ay sürer. Olgun spermler cinsel ilişki esnasında sperm kanallarından hanım vajinasına atılır. Bu sırada prostat ve prostat arkasındaki bezlerden ( veziküla seminalis ) spermi besleyen ve sakınan sıvılar da meniye karışır. Sperm üretimi adamın yaşamı süresince devam eder.

Adamların Bilmesi Gerekenler
İnfertilite problemi hanım ve erkeği eşit oranda etkisinde bırakır. İnfertilite çiftlerde % 40 adama bağlı, % 40 hanıma bağlı, % 10 adam ve hanım ilişkili, % 10 bilinmeyen sebeplerden meydana gelir. Bu yüzden infertil çiftlerin her ikisi de problemi anlamalı ve kendi içinde tartışmalıdır.

Adam infertilitesi birçok sebebe bağlıdır. Sperm üretim bozuklukları, sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, sperme karşı antikor varlığı, testis travması, hormonal bozukluklar, anatomik problemler, varikosel, geçirilmiş hastalıklar, infeksiyonlar ve bazı ilaçlar infertiliteye yol açabilir.

Sebep ne olursa olsun infertilitenin üstesinden gelmek kolay değildir. Birçok infertil adam kendisini noksan ve mutsuz hisseder. Bazıları erkekliğini kaybettiğini düşünür. Bu hisler normaldir ve üstesinden gelmenin yolu öteki insanlarla yazışma kurmaktır. İnfertil çiftler bu problemlerin üstesinden gelmek için birbirlerine destek olmalıdır. İnfertilite sebeplerinin % 90′ının tedavi edilebildiği ve birçok tedavi seçeneğinin bulunmuş olduğu unutulmamalıdır.

Fertiliteyi (Üreme Kabiliyeti) Etkileyen Yaşam Şartları ve Alışkanlıklar:

Sigara: Sperm sayı ve hareketliliğini düşürür ve spermin düzgüsel yapısını bozar.

Alkol: Aşırı alkol alımı sperm sayısını düşürür ve anormal sperm üretimine neden olur.

Testis ısısı: Erkeklerde testis ısısı vücut ısısından düşüktür. Testis ısısı artarsa sperm üretimi azalır. Yüksek ateş, sıcak ortamda emek verme, sauna ve dar pantolon giyme testis ısısını arttırabilir.

Aşırı kilo: Testis ısısının artmasına ve sperm sayısının azalmasına neden olur.

Aşırı egzersiz: Hormon üretimini azaltarak infertiliteye sebep olabilir.

İlaçlar: Bazı gerilim ve ülser ilaçları sperm sayısını düşürebilir ve cinsel arzuyu azaltabilir.

İnfertilitenin Değerlendirilmesi:

Hastanın tıbbi özgeçmişi
Geçirilmiş kabakulak, bazı alev ateş hastalıklar, cerrahi girişimler yada travmalar, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar fertiliteyi etkileyebilir. Ek olarak kimyasal maddelere maruz kalma , stres, ilaç ve alkol kullanımı, egzersiz alışkanlıkları, cinsel ilişki vakit ve sıklığı, ailede bu tip sorun varlığı da önemlidir.

Fizik muayene
Ürolog üreme organlarını muayene eder. Testislerin yerinde olup olmadığı, testislerin durumu, sperm kanalları, skrotum içinde genişlemiş damarların olup olmadığı (varikosel) araştırılır. Prostat muayenesi de yapılmalıdır. Ek olarak vücut yağ ve kıllarının dağılımına bakılır.

Laboratuar testleri:
Semen (meni) analizi: 48 saatlik cinsel perhizden sonrasında alınan taze semen makroskopik ve mikroskopik değerlendirmeye doğal olarak tutulur. Sperm sayısı değişkenlik gösterebildiği için semen analizi minimum 2 kez yapılmalıdır. Burada sperm sayısı, hareketliliği ve şekli değerlendirilir. Bu kontrol tek başına fertilite durumunu göstermez, şu sebeple burada spermin tüm fonksiyonlarını görmek mümkün değildir. Fakat infertilitenin başlangıç değerlendirmesi için ilk meydana getirilen kolay ve yararlı bir testtir.

Tanı Koydurucu Testler:
Semen analizinde herhangi bir anormallik var ise yapılır.

İdrar analizi:İdrarda beyaz kan hücrelerinin (lökosit) varlığı idrar yolu enfeksiyonunu yada prostat enfeksiyonunu gösterir. İdrarda mühim sayıda sperm bulunması idrar torbasına semen kaçtığına işaret eder.

Hormon analizi:Serum FSH, LH ve testosteron düzeylerine bakılır. Bunlar testis fonksiyonları hakkında informasyon verir.

Semende lökosit sayısı:Hususi boya yada antikorlar yardımıyla semendeki beyaz kan hücrelerinin sayısı araştırılır. Bunların fazlalığı genital sistem enfeksiyonunu gösterir ve kesinlikle tedavi edilmelidir, aksi halde spermlere zarar verir.

Antisperm antikor testi:Bu kontrol hanımda yada erkekte sperme karşı antikor var olup olmadığını gösterir. Antisperm antikorlar spermle reaksiyona girip onlara zarar verir ve hareketsiz kılar.

Ultrasonografi: Testislerin yapısı, damarlardaki genişlemeler (varikosel) ve sperm kanallarındaki darlıklar hakkında informasyon verir.

Testis biyopsisi: Semen analizinde fazlaca düşük sayıda sperm olması yada asla olmaması durumunda yapılır. Her iki testisten anestezi altında birkaç tane doku parçası ve aynı anda iğne ile doku emilimi yapılarak testisteki sperm üretiminin haritası çıkarılır. Alınan örnekler mikroskop altında incelenerek sperm hücresi aranır. Bu yöntemle testislerin sperm üretimi hakkında informasyon sahibi olunur.

Tedavi

Enfeksiyonlar ve hormonal bozukluklar ilaç verilerek tedavi edilir.

Varikosel operasyonu:İnfertil adamların % 60′ında varikosel bulunur. Varikosel sperm üretimini etkiliyorsa yada testiste küçülme yapıyorsa tedavi edilir. Varikosel ameliyatı mikroskop altında yapılmalıdır. Bu sayede gözle görülemeyen ufak damarların bağlanması ameliyat başarısını arttırır ve varikosel tekrarlamasını önler. Varikosel operasyonu %75 hastada sperm kalitesinde düzelme sağlar ve % 35 oranında gebelik elde edilir.

Sperm kanallarındaki tıkanıklıkların giderilmesi:Sperm kanallarının prostata oluşturulan yerindeki darlık icra eden sebepler endoskopik olarak kesilerek açılır. Öteki düzeylerdeki tıkanıklık bölgeleri ise mikroskop altında bulunup çıkartılır geri kalan sağlam bölgeler birbirine yeniden dikilerek meninin naturel yolla dışarı atılması sağlanır.
Destek Üreme Teknikleri – İntrauterin inseminasyon:Düşük sperm sayısı, endometriosis, açıklanamayan infertilite, servikal mukus yetersizliği ve sperme karşı antikor varlığında uygulanır. Erkekten alınan semen hususi solüsyonlarla yıkanıp kaliteli spermler elde edilir ve ondan sonra hanım rahmine hususi bir sonda ile verilir. Bu yöntem hormon tedavisi ile beraber yapılmalıdır.

İn vitro fertilizasyon (IVF):Hanım yollarındaki darlıklarda yada açıklanamayan infertilitede uygulanır. Hormonal tedavi ile kadının yumurtlaması sağlanıp olgun yumurta elde edilir. Bu yumurta dışarı alınır. Laboratuar şartlarında yumurta ile sperm birleştirilir. Birkaç gün sonrada oluşan döllenmiş hücre hanım rahmine yerleştirilir.

ICSI (Mikroenjeksiyon): Laboratuar şartlarında hanım yumurtası içine erkekten elde edilmiş sperm iğne ile doldurularak elde edilmiş döllenmiş yumurta hanım haznesine konur. ICSI’de spermin hangi yolla elde edildiğinin önemi yoktur. Böylece spermin hanım üreme yollarındaki ilerlemesine, yumurtayı aramasına ve yumurtayı naturel olarak döllemesine gerek kalmaz. İşlem öncesi hanım yumurtalıkları ilaç ile uyarılır. ICSI için birkaç sperm hücresi yeterlidir. ICSI ile çocuk sahibi olma oranı % 35 civarındadır.

TESE+ICSI:Menide sperm hücresi yoksa testis biyopsisi materyalinden elde edilmiş sperm hücresi, ICSI için kullanılır.-

17 Ağustos 2021
Okunma
bosluk

Erken boşalma bilgilendirme

Erken boşalma bilgilendirme

Boşalma ile ilgili hastalıklar içinde en sık görülen ve tıbbi dilde “prematür ejakülasyon” ve “ejakülasyo precox” benzer biçimde isimlerle adlandırılan erken boşalma, tüm dünyada 18-70 yaş arasındaki adamların % 22,7′sini ve dolayısıyla aynı oranda çifti etkileyen bir hastalıktır. Bu orana nazaran Türkiye”de 2009 yılı itibariyle tahmini 4.829.901 erken boşalma problemi yaşayan adam bulunmaktadır. Bu sayı yurtdışı verileriyle Türkiye için hesaplanan tahmini rakamdır ve ülkemiz için gerçek rakamların hesaplanması amacıyla Türk Androloji Derneği tarafınca 16 ilde 2700 adamın katılacağı emek verme başlatılmış olup bu sayede, Türkiye’de ilk kez, genel nüfustaki erken boşalma oranı hesaplanmış olacaktır.

Tıbbı dilde çeşitli tanımları olan erken boşalmanın kanıta dayalı ilk tanımı 2008 senesinde Internasyonal Cinsel Tıp Cemiyeti tarafınca yapılmıştır. Bu tanıma nazaran erken boşalma cinsel birleşmenin başlamasından itibaren boşalmanın geciktirilememesidir ve aşağıdaki cinsel fonksiyon bozuklukları ile karakterizedir.

Boşalmanın daima yada neredeyse daima adam cinsel organının hanım cinsel organıyla birleşmesinden ilkin yada ortalama 1 dakika içinde olmasıdır.

Tüm yada neredeyse tüm vajinal birleşmelerde boşalmayı geciktirme kabiliyeti yoktur.

Stres, moral bozukluğu sorun ve/yada cinsel ilişkiden kaçınma benzer biçimde negatif kişisel neticeleri vardır.

Erken boşalmanın sayısal olarak ifadesi ise adam cinsel organının hanım cinsel organıyla birleşmesinden sonrasında boşalma ya da boşalmamak için geri çekmeye kadar geçen dönemin 0,9 (54saniye) dakikadan azca olmasıdır. Bu tarif ağır derecede erken boşalmayı ifade ederken bu sürenin 0,9-1,3 dakika (54-78 saniye) içinde olması olası erken boşalma problemini gösterir. Erken boşalmayı yaşam boyu mevcud ve önceleri yokken sonradan ortaya çıkan hastalık olarak ikiye ayırmak mümkündür. Sonradan ortaya çıkan erken boşalma probleminde sebepler çoğu zaman prostat iltihabı, hipertiroidi benzer biçimde hormonal bozukluklar, ruhsal ve sinirsel hastalıklar olup bu hastalıkların tedavisiyle erken boşalmada düzelmeler görülmektedir. Sadece hastaların büyük çoğunluğunu oluşturan yaşam boyu olan erken boşalmanın tedavisi daha karmaşık ve zor olsa gerek.

Tedavi:

Erken boşalmanın ilaçla tedavisi

Erken boşalma tedavisi için en oldukça kullanılan yöntem ağızdan kullanılan ilaçlardır. Bu amaçla SSRI (Selektif Seratonin Reuptake İnhibitörü) olarak malum ilaçlar kullanılmaktadır ve bu ilaçların genel kullanımı her gün ağızdan bir tablet alınması şeklindedir. Bu tedavi yöntemi ile boşalmadaki gecikme tedavi başlanmasından 5-10 gün sonrasında gerçekleşmeye adım atar ve ilaç kullanıldığı sürece devam eder. Bitkinlik, bulantı, terleme, esneme benzer biçimde yan etkisinde bırakır görülebilir ve tedavi başlanmasından sonraki ilk bir haftada ortaya çıkar, 3-4 hafta içinde azalarak kaybolur. Bu tedavinin dezavantajları hasta tarafınca her gün ilaç kullanma gereği ve ortaya çıkan yan etkilerdir.

SSRI türü ilaçların tedavideki etkisine karşın günlük kullanım gereği ve yan etkisinde bırakır sebebiyle hastaların tedaviye devam etme oranının düşük olmasının sonucu olarak aynı tür ilaçların yeni formu olan “dapoksetin” geliştirilmiştir. Bu ilaç ilişkiden 1-3 saat ilkin kullanılmakta, her gün kullanım zorunluluğunun olmaması ve bu sayede yan etkilerin daha azca görülmesi hasta memnuniyetini ve tedavi başarısını artırmaktadır.

Erken boşalma için “dapoksetin” tedavisi yanında ek olarak sertleşme problemi olan erkeklerde bir PDE-5 inhibitörü tedaviye eklenebilir. Çoğu zaman SSRI inhibitörleri ile beraber kullanılabilen PDE-5 inhibitörlerinin sertleşme düzeyini arttırarak, boşalma sonrası yeniden sertleşme için ihtiyaç duyulan zamanı kısaltma ve bu sayede performans endişesini azaltarak tesir gösterdiği düşünülmektedir.

Tedavide lokal anestezik kremlerin kullanımı

Erken boşalma tedavisinde kullanılan öteki bir yöntem lokal anestezik içeren kremlerin kullanımıdır. İlişki öncesi penise uygulanan krem/jel/spreyler peniste duyu kaybı oluşturarak boşalmayı geciktirmektedir.

Erken boşalmada ruhsal tedavi

Erken boşalmanın sebepleri içinde sayılan ruhsal problemlerin tedavisi hastalığın gerilemesini sağlayabilmektedir. Çoğu zaman görülen ruhsal problemler hastanın eşi ile olan seksüel sorunları yada ilişkideki geçimsizliklerdir.

Davranışsal tedaviler

Bu tedavi metodunda uygulanan yöntemler hastaların cinsel ilişki esnasında erken boşalmayı önleyecek bazı manevralar yapmasında dayanmaktadır. Bu manevralar “dur-başla” (stop-start) ve “sıkma” teknikleridir.

Dur-başla tekniği aşamalı bir tekniktir ve her aşama averaj 2 hafta sürmekte ve her hafta minimum üç kez tavsiye edilen manevraların yapılması gerekmektedir. Bu manevralar penis uyarılmasının azaltılmasını ve bu sayede boşalmanın geciktirilmesini amaçlamaktadır.

Sıkma tekniği ise ilişki esnasında boşalma hissedildiğinde birlikteliğin durdurularak penis uç kısmının boşalma hissi geçene kadar sıkılması ve bu sayede boşalmanın geciktirilmesidir.

Cerrahi tedaviler

Erken boşalmada cerrahi tedavi mantığı penisin bu hastalarda aşırı duyarlı olması varsayımına dayanmakta penise giden sinirlerin çeşitli yollarla kesilmesiyle bu aşırı duyarlılığın azaltılması hedeflenmektedir. Sadece bu yöntem geriye dönüşsüz bir yöntem olup nadiren uygulanmaktadır.

17 Ağustos 2021
Okunma
bosluk

Ürolojide prp tedavisi

Ürolojide prp tedavisi

PRP (Platelet Rich Plasma), ya da öteki adıyla “Trombositten Varlıklı Plazma”, kişinin kendi kanından elde edilmiş bir sıvıdır. Hastanın kanı alındıktan sonrasında tek kullanımlık PRP hazırlama kitinde bulunan filtreler ve santrüfüj yardımı ile PRP sıvısı hazır hale getirilir. Elde edilmiş PRP sıvısının içinde yoğun bir halde trombositler (platelet) ve gelişme faktörleri (PDGF, VEGF, TGF- α ve TGF- β) mevcuttur. PRP sıvısı hasta olan bölgeye enjekte edildiğinde bu bölgeyi onarım eder, doku iyileşmesini uyarır, mevcut dokuları büyütür ve bu dokudaki kök hücreleri uyararak dokuların gençleşmesini sağlar. Sadece PRP bir kök hücre tedavisi değildir. PRP tedavisi üroloji, ortopedi, dermatoloji, plastik cerrahi, ve kozmetik sektöründe güvenli ve etkili bir halde kullanılmaktadır. PRP ABD Birleşik Devletlerinde bu sayılan bıranşlardaki bazı hastalıklar için FDA onaylı bir tedavi şeklidir. PRP’ nin etkinliği ve güvenilirliği internasyonal bir fazlaca çalışmada gösterilmiştir.

PRP ABD Birleşik Devletlerinde üroloji alanında sertleşme problemi ve penis büyütülmesi amacı yaygın bir halde kullanılmaktadır.

Sertleşme sorunundaki tesiri: Organik nedenlere bağlı meydana gelen ereksiyon sorununda kılcal damarların tıkanması, apopitozis dediğimiz hücre ölümü, ölen hücrelerin yerine kollagen dokusunun artması ve fibrozis gelişimi ile penisin elastikiyetinin bozulur. Kısaca sertleşmeyi elde eden kavernöz cisimlerin fonksiyon gören kılcal damarları azalır, düz kaslarının yerini sert fibrotik dokular alır. Böylece penisin sertleşmesi ve sertliğini sürdürebilme kabiliyeti bozulur. PRP’nin penisin sertleşmesini elde eden kavernöz cisme enjekte edilmesi, sertleşmeyi sağlayacak yeni damar oluşumunu (anjiogenezis), dokuların yenilenmesini (rejenerasyon) ve gençleşmesini (rejuvenasyon) sağlar.

Sertleşme sorununda PRP tedavisi toplam üç seans olacak şekilde iki günde bir yapılır. 3., 6. ve 12. Ayda tek doz olacak şekilde idame tedavi etkinliği artırır. Kan alma, ayrıştırma, PRP hazırlanması ve enjeksiyon 30 ila 45 dakika içinde sürmektedir. Enjeksiyondan 5-10 dakika ilkin lokal etkili uyuşturucu kremler (lokal anestezik) kullanılarak enjeksiyon yapılması hastanın ağrı hissetmesini engeller. Tedavi gününde hasta günlük işlerini yapabilir ve ilişkiye de girebilir. PRP tedavisi, tedaviye başladıktan yedi gün sonrasında tesir etmeye adım atar ve maksimum tesir göstermesi 3 ayı bulabilmektedir. Tedaviden görülen yarar kalıcı olmaktadır.

Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların ilaçları kesildikten beş gün sonrasında, enfeksiyonu olan hastaların antibiyotik ile tedavi edilmelerinden sonrasında PRP tedavisi yapılmalıdır. Tedaviden sonrasında bigün süresince tedavinin etkinliğini azaltabileceği için anti-inflamatuar dediğimiz ödem giderici ve ağrı kesici ilaçlar almamalıdır.

Üroloji alanında peyronie hastalığında da tunika albugiena üstündeki plak bölgelerine meydana getirilen PRP uygulaması ile plakların küçüldüğü ve eridiği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden peyroni hastalığında da yaygın bir halde kullanılmaktadır.

Ek olarak kronik prostatit, kronik sistit, ve interstisiyel sistit de, ürolojide PRP tedavisinin kullanıldığı öteki alanlardır.

Netice: PRP kişinin kendi kanından hazırlandığı için yan tesiri olmayan FDA onaylı etkili ve kalıcı bir tedavi yöntemidir.

16 Ağustos 2021
Okunma
bosluk

Covid 19 salgını, akciğer kanser ameliyatına engel mi?

Covid 19 salgını, akciğer kanser ameliyatına engel mi?

Akciğer kanseri, kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. En etkili tedavi yöntemi ise ameliyat ile kanser dokusunun vücuttan tamamen çıkarılmasıdır. Ameliyat her hastaya uygulanamamaktadır. Mesela akciğer tümörü vücudun öteki bölgelerine sıçramışsa (metastaz) cerrahinin faydası fazlaca sınırı olan olmaktadır. Maalesef, bir çok vakalarımız bu şekildedir.

Akciğer kanseri sebebiyle müracaat eden hastalarda ilk olarak ameliyata uygun olup olmadığı araştırılmaktadır. Bir takım tetkikler istenir. Elde edilmiş sonuçlarına gore karar verilir. Mesela; hastalarımız ameliyat için uygun bulunduğunu gösteren bazı bulgular;

(1) kanserin tek akciğerle sınırı olan olması

(2) hastalığın uzak lenf nodlarına, karşı akciğer, kalbe, büyük damarlara, yiyecek borusuna yayılmamış olması

(3) kanser hücrelerinin beyin, karaciğer, kemik, böbrek üstü bezleri benzer biçimde herhangi bir uzak organa sıçramaması.

Netice olarak akciğer kanserinde en etkili tedavi yöntemi cerrahi tedavidir.

Akciğer kanseri erken evrede tespit edilirse Covid 19 riskine karşın ameliyat yapılmalı mıdır?

Bu sual hem hasta ve hem de yakınları tarafınca sorulmaktadır. Kanser, cerrahi için uygun olduğu erken evrede ameliyat yapılmaz ise hasta, etkili bir tedavi şansını yitirilmektedir. Erken evre akciğer kanseri sebebiyle ameliyat olan hastalarımızda büyük oranda tam şifa sağlanmaktadır.

Özet olarak; Covid 19 pandemisinden dolayı ameliyatı ertelemek hastanın en etkili tedavi seçeceğini olan ameliyat şansını dolayısı ile tam şifa sağlama şansını kaybetmesine sebep olabilir.

16 Ağustos 2021
Okunma
bosluk

Meme kanseri; önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Meme kanseri; önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Meme kanseri en sık gözlenen kanserlerden birisidir. Hanımlarda, tüm kanserler içinde birinci, kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer almıştır. Hanımlarda gözlenen kanserlerin %33’ünü meme kanseri oluşturmaktadır. ABD, Şimal ve Batı Avrupa vatanlarında bayanların %12’si doğrusu sekizde biri yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski altındadır. Japonya ve öteki uzak doğu vatanlarında bu oran daha düşüktür. Türkiye’de görülme sıklığı batı ülkelerine daha yakındır. Kadınlarımızın %10-12’si yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskine haizdir.

Meme bayanlar için doğurganlık yanında, kadınlığı simgeleyen en mühim organdır. Bu yüzden, memenin kaybı bayanlar için oldukça büyük travmaya yol açmaktadır. Meme kaybı, kadınlık, doğurganlık, cinsellik ve çekicilik kaybı benzer biçimde algılanmakta, ciddi ruhsal ve toplumsal travmalara niçin olmaktadır. Ek olarak, tanı ve tedavi giderleri ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Meme kayıplarının en büyük sebebi, kim bilir tek sebebi meme kanseridir. Meme kanserinin tanısında gecikme olduğunda ve uygun tedavi edilmediğinde meme yitirilmesine yol açmakta, yaşam süresi kısalmakta ve yaşam kalitesi bozulmaktadır.

Bu kadar travmatik sonuçlara neden olan meme kanserini önleyebilir mi? Evet!… Meme kanserine yol açan risk faktörleri bilindiğinde, meme kanserinin mühim bir kısmını önlemek mümkündür. Önlenemediği durumlarda ise, tarama şekilleri, erken tanı ve uygun tedavi ile, meme yitirilmesine yol açmadan tam iyileşme sağlayarak tedavi edebiliriz.

Meme Kanseri için Risk Faktörleri

Meme kanserini önlemek için, yol açan risk faktörlerini bilmek oldukça önemlidir. Bunlar; hanım cinsiyet, ileri yaş, ailede yada kendisinde meme, over (yumurtalık) ve başka kanseri hikayesi bulunması, meme kanseri için riskli genetik faktörlere haiz olmak, adetlerin erken başlaması (12 yaşından ilkin), geç menopoz (55 yaşından sonrasında), 5yıldan daha uzun doğum denetim hapı yada menopozu geciktirmek hormon hapı kullanılması, asla doğum yapmama, emzirmeme, bilhassa çocukluk çağlarında radyasyona maruz kalma, alkol kullanımı, yağdan varlıklı beslenme ve sedanter yaşam sayılabilir. Yaş, hanım cinsiyet, kişisel yada ailesel kanser hikayesi, genetik faktörler ve erken tane görmeye başlama haricinde öteki tüm faktörler değiştirilebilir ve önlenebilir faktörlerdir.

Meme kanserlerinin %15 kadarını ailesel meme kanserleri oluşturur. Bu hastalarda meme kanseri için riskli genetik faktörler (BRCA1, BRCA2, p53, PTEN vd) pozitiftir. Bu genetik faktörleri pozitif olan yada ailede meme kanseri hikayesi yada hastayı yüksek riskli gruba sokan öteki faktörlere haiz olan kişilerde, önleyici ilaç ve cerrahi tedaviler ile meme kanseri gelişimini %95’lere kadar önlemek mümkün olmaktadır. Mesela mutasyona uğramış (yapısı bozulmuş) BRCA1 yada BRCA2 genine haiz hastalarda yaşam boyu meme kanseri gelişme riski BRCA1 için %80-90, BRCA2 için %40-45, over kanseri gelişme riski BRCA 1 için %40-60, BRCA2 için %15 civarındadır. Bu kişilerde cilt koruyucu, cilt, meme başı ve areola koruyucu mastektomiler ile meme kanseri gelişimi %95-97 oranında önlenebilir. Overlerin (yumurtalıkların) 40-45 yaşından ilkin çıkarılması ile over kanseri %100, meme kanseri %50 civarında önlenebilir. İlaçla (Tamoksifen) %50 kadar meme kanseri gelişmesi önlenebilir. Bu tedavileri istemeyen kişilerde, takiplere daha erken yaşta başlanarak ve daha sık takip edilerek, meme kanserinin tanısı oldukça erken evrede konulabilmekte ve meme kaybı olmadan tam iyileşme ile tedavi edilebilmektedir. BRCA1 yada BRCA2 gen mutasyonu olanlarda 25 yaşlarında meme Manyetik Rezonans görüntüleme ile ve 35 yaşlarında Mamografi ile taramaya başlanmalıdır. Bu kişiler aylık kendi kendine muayenelerine 18-20 yaşlarında başlamalıdır. Altı ayda yada yılda bir klinik muayene önerilir. Ailesinde meme kanseri bulunanlarda, meme kanser tanısı konulduğu yaştan minimum 5 yıl ilkin taramalara adım atmak gerekir.

Kendisi meme kanseri geçiren kişilerde, duruyorsa aynı memesinde ve öteki memesinde yeni bir kanser gelişme riski her yıl için %0,5-1 civarınadır. Bu yüzden, kesinlikle takip gerekir.

Meme kanseri gelişimini azaltmak için yapabileceklerimiz nedir?

İlk canlı doğum yaşlarının 30 yaşın altında olması, her evladı minimum 6ay-bir yıl emzirme, doğum denetim hapının (5 yıldan uzun) ve menopoz geciktirici hapların uzun süre kullanımından kaçınma, alkol kullanmama (riski 2 kat arttırır), liften ve meyve sebzeden varlıklı beslenme (hayvansal yağdan varlıklı ve yüksek kalorili rejim riski arttırır), iyonize radyasyondan kaçınma (bilhassa 30 yaş altında radyasyona maruz kalmak pek fazlaca kansere niçin olur), haftada minimum 5 gün, günde 40-50 dakika orta derecede fizyolojik aktivite, tertipli yaşam ve menopoz sonrası dönemde ideal kiloda kalınarak (menopoz sonrası şişmanlık risk faktörüdür) ile meme kanseri sıklığını mühim oranda azaltmak mümkündür.

Meme kanserinde emare ve bulgular:

Meme kanserli hastalar bizlere en sık (%70-90) memede kitle ile başvurmaktadır. Kitleler çoğu zaman sınırları düzensiz, sert ve hareketsizdir. Çevre meme dokusuyla beraber ile hareket eder ve çoğunlukla ağrısızıdır.

Meme başlangıcında ve derisinde biçim bozukluğu ve çekintiler gözlenebilir. Meme derisinde kalınlaşma, kabalaşma, portakal kabuğu görünümü, yara yada kızarıklık olabilir.

Meme başından kanlı yada saydam akıntı gözlenebilir. Memeden süt dışı tüm akıntılar düzgüsel değildir ve meme kanserinin emaresi olabilir. Meme kanserlerinin %10’u ilk emare olarak, meme başı kanlı akıntısı ile gelmektir. Bilhassa kendiliğinden, tek meme başından ve tek kanaldan olan, kanlı ve berrak akıntılar meme kanserini düşündürür.

Meme kanserli hastalar, meme başlangıcında sulanma, soyulma, kabuklanma benzer biçimde lezyonlar, memede kızarıklık, şişme, ağrı, ışı artışı, yara ve koltuk altında kitle ile başvurabildiği benzer biçimde, hiçbir şikâyeti ve meme kanserini düşündürecek emaresi yok iken, tarama mamografisi ile, meme kanseri tanısı konulabilmektedir.

Meme kanseri tanısı:

Meme ile ilgili şikayetle gelen bir hastada yaşı 40’ın üstünde ise, görüntüleme yöntemi olarak ilk tercih edilecek yöntem, mamografidir. Kırk yaşından ufak kişilerde birincil olarak ultrasonografi tercih edilir. Tanı için mamografi ve ultrasonografinin yetersiz kalmış olduğu olgularda manyetik rezonans görüntüleme ile araştırma yapılır. Kırk yaş öncesi olgularda mamografinin tercih edilmemesinin sebebi, hem oldukça azca da olsa ışınım içermesi, hem de bu yaşlarda meme dokusunun fazlalığı neneni ile, meme görüntü kalitesinin daha düşük olmasıdır. Gene de lüzumlu durumlarda 40 yaşından ilkin de mamografi çekilebilir. Meme kanserinin uzak yayılımını belirlemek amacıyla, bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve PET-CT benzer biçimde görüntüleme şekillerinden faydalanılır.

Meme kanserinde kati tanı, biyopsi ile konulur. Meme kitlelerinde ilk tercih daima kesici iğne (tru-cut) biyopsisi olmalıdır. Sadece, koltuk altı lenf bezlerinin incelemesinde kesici iğne biyopsisi yapılamıyorsa ince iğne biyopsisi yapılabilir. Memenin kistik lezyonlarında da kesici iğne biyopsi yapılamıyorsa ince iğne biyopsisi yapılabilir. Açık biyopsi şekilleri sadece enflematuar meme kanseri benzer biçimde, kesici iğne biyopsisinin yetersiz kalmış olduğu fazlaca hususi durumlarda tercih edilmesi ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. Açık biyopsi ile işe adım atmak, hastanın tedavisinde meme koruyucu yada onkoplastik yöntemlerin yapılamamasına ve sonuçta meme yitirilmesine niçin olabilir.

Yalnız görüntüleme ile görülebilen lezyonların çıkarılmasında, lezyon hangi görüntüleme ile tespit edilmişse tel ile işaretlenerek yada içine radyoaktif madde verilerek işaretlenebilir.

Cerrahi öncesi ilaçla tedavi alacak hastalarda, tedaviden ilkin görüntüleme eşliğinde, memedeki kitleleri ve var ise koltuk altı lenf bezleri klipsle işaretlenmesi gerekir.

Meme başı akıntılarında, akıntıda hücre incelemesi yapılır. Fena huylu hücre görülmesi, memenin o kanalıyla ilişkili meme alanında kanser bulunduğunu gösterir.

Meme başı kanlı akıntılarda, akıntının nedenini belirlemek için duktografi (kanal grafisi) yada duktoskopi (kanalın içine girilerek bakılması) yapılabilir.

Meme Kanseri Tedavisi

Meme kanseri tek bir hastalık değildir. Kansere, kişiye ve memeye bağlı özelliklere nazaran tedavinin bireyselleştirilmesi gerekir. Meme kanserinin tedavisine onkoplastik cerrahi prosedürler de girdikten sonrasında, cerrahi tedavi yöntemi seçiminde cerrah faktörü mühim rol almaya adım atmıştır.

Meme kanserinin tedavisi, kesinlikle mevzu ile ilgilenen uzmanların ortak emek vermesi ile yapılması gerekir. Bu ekip, meme kanserinin cerrahi tedavisini icra eden cerrahi onkoloji uzmanı, ilaçla tedavisini icra eden tıbbi onkoloji uzmanı, filmleri değerlendiren radyolog, çıkarılan tümörü değerlendiren patolog başta olmak suretiyle, nükleer tıp uzmanı, tıbbi genetik uzmanı, plastik cerrahi uzmanı benzer biçimde branşları içermektedir. Uygun tedavi seçeneklerine kesinlikle hastayla beraber karar verilmelidir.

Meme kanseri tedavisinde son yıllarda oldukça mühim gelişme değişmeler olmuştur. Artık, hastaların oldukça büyük çoğunluğunda memenin tamamını almadan yapılacak tedaviler ön plana geçmiştir. İlaçla memedeki kitlenin küçültüldükten sonrasında çıkarılması, tümörün biyolojik ve genetik özelliklerine nazaran tedavi planlaması yapılmaktadır. Ek olarak, benim de oldukça sayıda hastamda gerçekleştirdiğim onkoplastik cerrahi teknikleri ile, hasta hem tümörden kurtulmakta hem de memesi korunmaktadır. Ek olarak, hastanın memesi kendi içinden yada çevreden doku kaydırılarak düzgüsel memesine yakın şekilde tekrardan şekillendirilmektedir.

Meme kanserinde uygun tedavi yapılabilmesi için, daha tanı konulma aşamasında, uygun planlama ve yönetim şarttır. Memede kesime gereksiz şekilde yapılacak açık biyopsi, doğrusu kitlenin çıkartılması, hastanın meme yitirilmesine kadar gitmektedir. Eskiden direkt memenin alınmasını gerektiren bazı kitleler artık, evvel ilaçla küçültülerek hem meme korunmakta hem de onkoplastik cerrahi ile kabul edilebilir bir güzel duyu sağlanabilmektedir.

Meme koruyucu meydana getirilen hastaların, ameliyat sonrası kesinlikle radyoterapi alması gerekeceği için, bunu almasına engel durum olması durumlarında uygulanamaz. Bazı hususi durumlarda memenin tamamı alındıktan sonrasında da radyoterapi gerekebilir.

Radyoterapi haricinde tümör tipine nazaran, ilaç verilerek kemoterapi, hormonoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi tedavileri çoğunlukla cerrahiden sonrasında kullanılmaktadır. Sadece, bazı hastalarda bilhassa tümörü küçültmek amacı ile cerrahi öncesi de kullanılmaktadır.

Meme kanseri uygun tedavi edildiğinde, erken evrelerde 20 senelik yaşama şansı %90’lara ulaşmıştır. Ek olarak, meme koruyucu ve onkoplastik cerrahi tedavileri yaparak hastanın meme kaybını önleme yanında, hasta düzgüsel yaşantısını iyi bir yaşam kalitesi ile sürdürmektedir.

Meme tarama programları:

Tüm bayanların 20 yaşından sonrasında, kesinlikle tane bitimini takip eden hafta içinde kendi memelerini muayene etmesi gerekir. Bilhassa yüksek riskli hastalarda, erken yaşlarda taramaya adım atmak oldukça önemlidir. Düzgüsel riskli hastada 40 yaşından 50 yaşına kadar, 1 yada 2 yılda bir mamografi, 50 yaşından sonrasında her yıl mamografi ile tarama öneriyoruz. Yüksek riskli hastalarda mamografik taramaya, risk durumuna nazaran 35 hatta 30 yaşlarında bile başlanabilir. 30 yaş alında manyetik rezonans ve ultrasonografi ile tarama ön plana geçmektedir.

Erkeklerde meme kanseri:

Erkeklerde de kadılardan 100 kat daha azca çoğunlukla görülmekle beraber meme kanseri görülebileceğini unutmamak gerekir. Risk faktörleri hanımlarla benzerdir. Bunlara ilaveten, testislerin çıkarılması, inmemiş testis ve testis travması benzer biçimde testiste fonksiyon yitirilmesine yol açan durumlarda da risk artışı görülmektedir. Tanı ve tedavi prensipleri kadınlarala benzerdir.

Netice olarak, meme kanseri, hanımlarda en sık gözlenen kanser olmakla beraber, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Sadece, seçilecek tedavi yönteminin hastanın yaşam standardını ve süresini etkilediğini unutmamak gerekir.

Tüm hanımlarımıza, kansersiz, sıhhatli ve mutlu yaşam dileklerimle.

15 Ağustos 2021
Okunma
bosluk
kalp hastalıkları Son Yazılar FriendFeed
seo kitabı

Son Yorumlar



Bizi takip edin- follow us !

Sorularınızı artık facebook grubumuzdan da sorabilirsiniz.

You can ask your questions from facebook page! Kalp-Hastaliklari Facebook Adresi