Kalp Hastalıkları - Heart Diseases
Kalp Hastaliklari sitemize hoşgeldiniz, 12 Ağustos 2020

Pnömani Nedir ve Ne anlama gelir? Koronavirüs ile pnömani arasındaki ilişki nedir?

,
Pnömani Nedir ve Ne anlama gelir? Koronavirüs ile pnömani arasındaki ilişki nedir?

‘Pnömoni nedir ve ne demek?’ Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca’nın yapmış olduğu son dakika açıklamanın peşinden gündeme geldi. Türkiye koronavirüs günlük tablosunu açıklayan Koca, vakaların pnömoniye dönme oranının azaldığını söylemiş oldu. Akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolması durumu olan pnömoni virüsler, bakteriler ve ender olarak mantar enfeksiyonları oluşur. İşte, Koronavirüsle anılan pnömoninin tıptaki anlamıyla ilgili bilgiler.


Tıpta pnömoni hastalığı olan zatürre, koronavirüs gündeminde yer almaya devam ediyor. Ölümcül olan ve hemen hemen aşısı bulunmayan korona virüs salgınında, hastaların yaşamını yitirme sebepleri içinde zatürreye çevirmesi gösteriliyor. İşte, Pnömoni emareleri ve Pnömoni hastalığıyla ilgili ayrıntılar.


PNÖMONİ NEDİR?

Pnömoni, ya da yaygın malum adıyla zatürre, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolmasıdır. Virüsler, bakteriler ve ender olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla oluşan zatürre oldukça bulaşıcıdır. Zatürre devletimizde 0-4 yaş arası çocuklarda ilk sıradaki ölüm sebeplerinden biridir.

Hastalık her yaşta görülebiliyor sadece 2 yaş altı çocuklarda, bağışıklık sistemi oldukça zayıf kişilerde ve 65 yaş üstü kişilerde zatürre oldukça tehlikeli olabiliyor. Zatürre, daha fazlaca kalp hastalığı ya da evvelinde geçirilmiş akciğer hastalığı olan çocuklar ile erken doğumlarda görülüyor.

Dünya Sıhhat Örgütü verilerine gore dünyada her yıl 100 kişiden 1-2’si zatürreye yakalanıyor. Zatürre emareleri üst solunum enfeksiyonu ve griple oldukça sık karıştırıldığı için hastalar doktora geç başvurabiliyor, bu da hastalığın ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine yol açıyor. Dünyadaki tüm ölümlerin ortalama %7 kadarının zatürre sebebiyle olduğu düşünülüyor.

Bilhassa KOAH, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek yetmezliği benzer biçimde kronik hastalığı olanlar; ufak çocuklar, hamileler ve yaşlıların zatürreden korunmak için zatürre aşısı olması için doktora başvurmaları gerekiyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

• Üşüme
• Titreme
• Ani yükselen ateş
• Öksürük
• İltihaplı balgam
• Nefes almakta zorlanma
• Kas ağrıları
• Bulantı
• İshal benzer biçimde emarelerle kendini izah edebilir.

PNÖMONİ NASIL BULAŞIR?

Zatürreye zemin hazırlayan grip ve benzeri viral solunum yolu enfeksiyonları oldukça bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri benzer biçimde ağız, bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu benzer biçimde eşyalara temas ve sonrasında ellerin ağıza teması ile de bulaşabilirler.

Hasta kişinin, yaşlılar, hamileler ve evlatların yanına yaklaşmaması oldukça önemlidir. Toplu taşıma araçları ve kalabalık mekanlar da riski artırır.

Ender olsa da ağız ve mide içinde ne olduğunun solunum sistemine kaçması, bazı kimyasalların solunması da zatürreye niçin olabilir.

Halk içinde zatürre olarak malum Pnömoni akciğerlerin klinik ve radyolojik olarak tespit edilen inflamasyonudur. Yüksek riskli bir hastalık olan zatürre devletimizde ölümlerde beşinci, infeksiyon hastalıklarında birinci sıradadır.

 PNÖMONİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Pnömoni tanısı konulmuş olan hastada doktor ilk olarak hastanın klinik, radyolojik ve laboratuar bulgularına dayanarak tedavinin evde mi yoksa hastane koşullarında mı yapılacağına karar verir.

Aşağıdaki kriterlerden birinin varlığında hasta hastane koşullarında tedavi edilmelidir.

+ 65 yaş üstü hasta,
+ Kronik akciğer, kalp yada böbrek hastalığı varlığı,
+ Alkolizm yada madde bağımlılığı,
+ Evde 3 günlük antibiyotik tedavisine kafi cevap alınamayışı,
+ Şuur bozukluğu,
+ Aşırı gerilim düşüklüğü,
+ Akciğer grafisinde yaygın pnömoniye ilişkin bulguların varlığı,
+ Lökosit sayısının oldukça yüksek ya da fazlaca düşük oluşu,
+ Tabloya plörezinin eşlik etmesi,
+ Böbrek yetersizliği tablosu gelişmesi,
+ Aşırı kansızlık,
+ Solunum sayısının oldukça artması,
+ Siyanoz varlığı

Yukarıdaki kriterleri taşımayan, genel durumu iyi olan genç hastalarda yakın takipte kalmak şartıyla evde antibiyotik tedavisi ve istirahat önerilir. Kullanılacak antibiyotiğe pnömoninin klinik bulguları ve ihtimaller içinde etken mikroorganizma türüne gore doktor karar vermelidir. Yetersiz antibiyotik kullanımları tablonun ağırlaşmasına niçin olabilir. Tedavinin ilk 3-5 günü içinde ateş düşer, öteki emareler geriler ve hastalık çoğu zaman 1-2 haftada tam olarak iyileşir.

Hastane koşullarında tedaviye alınan hastalarda da derhal ihtimaller içinde etken mikroorganizmalara yönelik antibiyotik tedavisi başlanılır. Tedavi esnasında eğer lüzumlu görülür ise balgam muayeneleri, kan kültür emekleri ve öteki bazı tetkikler istenebilir. Bu tür hastalarda antibiyotik tedavisi ile beraber altta yatan akciğer, kalp ya da böbrek hastalığına yönelik tedaviler ve öteki destekleyici tedavi yöntemlerine başvurulur. Tüm bu çabalara karşın solunum yetersizliği tablosu gelişen hastalarda yoğun bakım ve mekanik ventilasyon desteği sağlanmalıdır.

Pnömoni bazı olgularda tümör ya da yabancı cisim benzer biçimde bronşta tıkanmaya yol açan bir süreç arkasındaki akciğer alanında ortaya çıkabilir (obstrüktif pnömoni). Bu tür olgular çoğu zaman antibiyotik tedavisine kısmi direnç gösterebilirler sadece kimi zaman de uygulanan tedavi ile pnömoni ve pnömoninin röntgen bulguları tamamen düzelebilir ve altta yatan hastalık gözden kaçırılabilir. Bu yüzden bilhassa sigara kullanan 40 yaşından büyük hastalarda tedavi sonrası bronkoskopik değerlendirme ile bronş içi tıkayıcı bir hastalık olup olmadığı denetim edilmelidir.

Pnömoni: Akciğer parankim dokusunun enfeksiyonudur. Pnömonide bir tek hastalık seyri yoktur. Hastalığın seyri; etken mikroorganizmalara, kişinin bulunmuş olduğu ortama ve akciğerlerde hasara uğrayan yerin ebatlarına göre farklılık gösterir. Etyoloji(Sebepleri): Bir oldukça bakteri türü pnömoniye niçin olur. Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile pnömoni mortalitesi düşmüş ise de insan ömrünün uzaması ve yaşlınüfusun artmasına bağlı olarak mortalite oranında yeniden artışlar görülmektedir. Yaşlılarda görülen pnömokoksik pnömoni sıklığı; devletimizde, yatışgerektiren 100.000 vakadan 139’u pnömoniye bağlıdır. Pnömoniye bağlı her 10 ölümden 9’u 65 yaş üstündeki hastalardır. Etyolojik olarak pnömoniler dörtşekilde sınıflandırılır. 1. Bakterilen orafarenjial mukozadan, alt solunum sistemine inmesi ve enfeksiyona niçin olması. 2. Kişilerin yaşadıkları ortamdan meydana gelen pnömoniler (tipik ve atipik pnömoniler). 3. Hastane kaynaklı pnömoniler (nosokomial pnömoni). Hastaya, hastanede kullanılan aletlerle ve asepsiye dikkat etmeyen hastane çalışanı tarafınca bulaştırılır. Etkeni, antibiyotiklere karşı dirençlidir. 4. İmmün (bağışıklık) sistemi çeşitli nedenlerle baskılanmış yada bozulmuş olan kişilerde ortaya çıkan pnömoniler. Granülositopeni (Lösemi ve öteki malign (fena huylu) hastalıklarda olur, kemoterapi ve radyoterapiye bağlı olarak da gelişebilir.), organ ve kemik iliği transplantasyonları, kazanılmış immün yetersizlik sendromu (AİDS) benzer biçimde durumlarda görülür. Pnömoniler, mikroorganizmanın yayılmış olduğu alana nazaran de değişik adlar alırlar; 1. Bronkopnömoni, bronşları ve bronşiolleri kaplayan, daha fazlaca virüslerin niçin olduğu pnömonilerdir. Lübler pnömoni de denilir. 2. Lober pnömoni, akciğerin bir lobunun tamamını kaplayan enfeksiyon vardır. Daha fazlaca bakteriyel kaynaklıdırlar. Pnömokok pnömonisi de denilir. 3. Segmenter pnömoni, akciğerin bir ya da birden fazla segmentinde enfeksiyon vardır, aralarda sağlam kısımlar olur. 4. Aspirasyon pnömonisi, sıvıların, kusulan materyalin alt solunum sistemine anormal girişiyle meydana gelen pnömonişeklidir. Aspire edilen materyele nazaran tablo daha da ağırlaşır, dirimsel tehlikesi vardır. Pnömoni; organizmanın müdafa mekanizmasının yıkımına bağlı olarak ortaya çıkar. Müdafa mekanizmasının yıkım nedenlerini şu şekilde sırayabiliriz: Patojen mikroorganizmaların miktarının fazlalığı, Mikroorganizmanın virülansının fazla olmasıdır. Ek olarak: Sigara içilmesi, Şuur kaybı, Hipoksemi, (kandaki oksijen oranının düşmesi) Alkol alımı, Kortikosteroitler, İmmünsüpresif ilaçlar Malnütrisyon, (fena beslenme) müdafa mekanizmalarını bozan etkenlerdir. Mikroorganizmalar akciğer dokusuna üç yolla girerler; 1. Orofarengeal sekresyonların akciğere aspire edilmesi, 2. Patojen mikroorganizmaların solunum kanalıyla alınması, 3. Kan dolaşımıyla yayılarak girerler. LOBER PNÖMONİ ( Pnömokok pnömonisi) Lober pnömoni, akciğerlerin loblarının bir ya da bir kaçının enfekte olmasıdır. Lober pnömoninin klasik tipini, Pnömokok Pnömonisi oluşturmaktadır. Enfeksiyon, bir ya da birkaç lobda ya da aynı şekilde segmentlerde gelişebilir. Önceki yıllara nazaran daha azca görülmektedir. Bunda soğuğa karşı giyinmenin, evlerin veısınma şartlarının daha iyi olması etkili olabileceği benzer biçimde antibiyotiklerin de görevi büyüktür. Etyoloji: Etken pnömokoklardır. Bunlar nazofarenks mukozası florasında olabilir ve bazen herkeste bulunabilir. İleri yaşta olanlarda, alkol alanlarda, konjestif kalp yetmezliği, kronik karaciğer yetmezliği, malign hastalığı olanlarda, immünosüpresif ilaç ve kortikosteroit kullananlarda vücut direnci azaldığı için daha çok görülür. Hastalık, akut adım atar. Boğaz sekresyonunun alt solunum sistemine aspire edilmesi ile etken, akciğerlere ulaşır ve enfeksiyon yapar. Enfeksiyonun bu gelişiminin 4 aşamasıvardır: 1. Eksüdasyon periyodu, alveollere ulaşan etken, ödemli bir alveolit oluşturur. 2. Kırmızı hepatizasyon periyodu, 2-3. günde adım atar. Ödem sonucu alveol içine sızan sıvıda (eksida), fibrin fazlalığınedeniyle pıhtılaşma olur Pnömonili kısım sert, havasız görünümüyle karaciğere benzediği için bu ad verilir. 3. Gri hepatizasyon periyodu, enfeksiyonun 4-6. günde adım atar. Artık alveol içi ne kapillerden bolca lökosit geçer ve akciğer gri bir renk verilir. 4. Rezolisyon periyodu, 6-8. günde adım atar. Parçalanan lökositlerden çıkan fermentler fibrini eritir ve eksüdayısulandırır. Makrofajların da artıkları fagosite etmeleri ile balgamın dışarıatılmasıyla pnömonili alan yeniden hava almaya adım atar. Alveol hücreleri kedilerini kısa sürede onarırlar. Bu yenilenme gerçekleşmezse, sekel oluşur. Fibrotik doku sebebiyle fonksiyon bozuklukları olur. Emare ve bulgular: Çoğu zaman hastlığın öncesinde üst solunum yolu enfeksiyonu vardır. Ansızın süregelen ve 15 – 45 dakika devam eden titreme, 39 – 40°C ye varan ateş, Kırgınlık ve yorgunlık, Yan ağrısı ( Enfeksiyonun olduğu akciğer bölgesinde, öksürükle artar.), Öksürük ( İlk iki gün kurdur.) , Yüzde kızarıklık, Siyanoz, Dispne, Kiremit renginde, paslı yapışkan balgam görülmeye adım atar (2. dönemde, kırmızıhepatizasyon periyodu). Tedavi olmayan ve komplikasyon gelişen hastalarda 6-9 gün devam eden yüksek ateş. Bolca terlemeyle ani düşüş (kriz şeklinde) gösterir. Kimi zaman de yavaş yavaşdüşer (lizis). Ateşin düşmesiyle nabız da normale döner. Periferik vasküler kollapsta nabız düşmez. Uygun antibiyotikle tedavi alanlarda hastalık 2. dönemine girmeden iyileşme adım atar. Komplikasyonlar : Periferik vasküler kollaps, ampiyen delirium tremens, akciğer apsesi, plörezi, akut orta kulak iltihabı, akut sinüzit, paralitik ileus. Tanı: Akciğer grafileri, tam kan tetkikleri, sedimentasyon hızı, idrar tetkikleri, serolojik testler, balgamın incelenmesi ve kültürü, kan kültürü ile tanı konulur. Balgam incelenmesinde, yaymada görülen diplokoklar pnömokok enfeksiyonunu gösterir. Tedavi: Etken tespit edildikten sonrasında uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Semptomlara yönelik tedavi de uygulanır. Solunum rahatlatılır, ateş ve öksürüğe yönelik tedavi verilir. Bu hastaların beslenmesinde kalori ve enerjisi yüksek besinlere ağırlık verilmelidir. Gıdaları rahat alabilmeleri için sulu gıdalar tercih edilmeli ve bolca sıvı almalıdırlar. Hastanın kati yatak istirahatı sağlanır. Sigara içilmemesi önerilir. Bulaşıcılık yönünden dikkatli olunmalıdır, lüzumlu koruyucu önlemler alınmalıdır. Ağız bakımı verilir, öoksijen desteği sağlanır, balgamın rahat drenajını sağlayacak pozisyonlar öğretilir. LOBÜLER PNÖMONİ(bronkopnömoni) Lobüler pnömoni, daha fazlaca ufak çocuklarda görülen pnömonişeklidir. Lobüler pnömoniye bronkopnömoni de denilir. Bu tip pnömonilerde enfeksiyon ilkin hava yollarında sonrasında çevre dokularda gelişir. Lübler pnömonide bir ya da birden fazla sahada enfeksiyon vardır. Enflamasyonlu alanlar içinde sağlam akciğer dokuları ile ayrılır. Etyoloji: En sık 3 ay 3 yaş içinde ve kış aylarında görülür. Bakteriyel yada viral kaynaklı olabilir. Daha fazlaca üst solunum yolunun viral enfeksiyonundan sonrasında görülür. Malnütrisyon, geçirilen öteki enfeksiyonlar, raşitizm (kemik hastalığı) risk faktörleri arasındadır. Belirt ve bulgular: Burun kanadı solunum, 39-40 C olan ateş, Siyanoz, Dispne, taşipne, yüzeysel solunum, İnterkostal ve supraklavikular çekilme, Öksürük vardır. Lökositoz, sedimentasyon hızıartmıştır. Komplikasyonlar: Ampiyem, akciğer apseleri, orta kulak iltihabı(otitis media) dır. Tanı: akciğer grafileri, tam kan sayımı, sedimentasyon hızı ile konur. Tedavi: Uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Solunumu rahatlamk için pozisyon ve gerekirse oksijen verilir. Ek olarak semptomlara yönelik tedavi de uygulanır. Ağızdan beslenemeyenlere nazogastrik sonda ile besleme yapılır. IV (damar içi) sıvı desteği sağlanır, yükleme yapılmaması için yakından izlenmelidir. Odanın nemli olmasına ve havalandırılmasına dikkat edilmelidir.

Etiketler:

Kalp üzerine her türlü bilgiye bu siteden ulaşabilirsiniz. Lütfen arama yapınız ve ilgilendiğiniz konuyu okuyunuz. Bu site kar amacı güdülmeden kurulmuştur. Siz de sorularınızı sorabilir, facebook fan sayfamıza üye olabilirsiniz. Ne kadar çok bilgi olursa o kadar çok insan bilgilenir ve hastalıklarından kurtulur.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.