Kalp Hastalıkları - Heart Diseases

Pnömani Nedir ve Ne anlama gelir? Koronavirüs ile pnömani arasındaki ilişki nedir?

taşikardi Pnömani Nedir ve Ne anlama gelir? Koronavirüs ile pnömani arasındaki ilişki nedir?

‘Pnömoni nedir ve ne demek?’ Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca’nın yapmış olduğu son dakika açıklamanın peşinden gündeme geldi. Türkiye koronavirüs günlük tablosunu açıklayan Koca, vakaların pnömoniye dönme oranının azaldığını söylemiş oldu. Akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolması durumu olan pnömoni virüsler, bakteriler ve ender olarak mantar enfeksiyonları oluşur. İşte, Koronavirüsle anılan pnömoninin tıptaki anlamıyla ilgili bilgiler.


Tıpta pnömoni hastalığı olan zatürre, koronavirüs gündeminde yer almaya devam ediyor. Ölümcül olan ve hemen hemen aşısı bulunmayan korona virüs salgınında, hastaların yaşamını yitirme sebepleri içinde zatürreye çevirmesi gösteriliyor. İşte, Pnömoni emareleri ve Pnömoni hastalığıyla ilgili ayrıntılar.


PNÖMONİ NEDİR?

Pnömoni, ya da yaygın malum adıyla zatürre, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolmasıdır. Virüsler, bakteriler ve ender olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla oluşan zatürre oldukça bulaşıcıdır. Zatürre devletimizde 0-4 yaş arası çocuklarda ilk sıradaki ölüm sebeplerinden biridir.

Hastalık her yaşta görülebiliyor sadece 2 yaş altı çocuklarda, bağışıklık sistemi oldukça zayıf kişilerde ve 65 yaş üstü kişilerde zatürre oldukça tehlikeli olabiliyor. Zatürre, daha fazlaca kalp hastalığı ya da evvelinde geçirilmiş akciğer hastalığı olan çocuklar ile erken doğumlarda görülüyor.

Dünya Sıhhat Örgütü verilerine gore dünyada her yıl 100 kişiden 1-2’si zatürreye yakalanıyor. Zatürre emareleri üst solunum enfeksiyonu ve griple oldukça sık karıştırıldığı için hastalar doktora geç başvurabiliyor, bu da hastalığın ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine yol açıyor. Dünyadaki tüm ölümlerin ortalama %7 kadarının zatürre sebebiyle olduğu düşünülüyor.

Bilhassa KOAH, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek yetmezliği benzer biçimde kronik hastalığı olanlar; ufak çocuklar, hamileler ve yaşlıların zatürreden korunmak için zatürre aşısı olması için doktora başvurmaları gerekiyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

• Üşüme
• Titreme
• Ani yükselen ateş
• Öksürük
• İltihaplı balgam
• Nefes almakta zorlanma
• Kas ağrıları
• Bulantı
• İshal benzer biçimde emarelerle kendini izah edebilir.

PNÖMONİ NASIL BULAŞIR?

Zatürreye zemin hazırlayan grip ve benzeri viral solunum yolu enfeksiyonları oldukça bulaşıcıdır. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri benzer biçimde ağız, bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu benzer biçimde eşyalara temas ve sonrasında ellerin ağıza teması ile de bulaşabilirler.

Hasta kişinin, yaşlılar, hamileler ve evlatların yanına yaklaşmaması oldukça önemlidir. Toplu taşıma araçları ve kalabalık mekanlar da riski artırır.

Ender olsa da ağız ve mide içinde ne olduğunun solunum sistemine kaçması, bazı kimyasalların solunması da zatürreye niçin olabilir.

Halk içinde zatürre olarak malum Pnömoni akciğerlerin klinik ve radyolojik olarak tespit edilen inflamasyonudur. Yüksek riskli bir hastalık olan zatürre devletimizde ölümlerde beşinci, infeksiyon hastalıklarında birinci sıradadır.

 PNÖMONİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Pnömoni tanısı konulmuş olan hastada doktor ilk olarak hastanın klinik, radyolojik ve laboratuar bulgularına dayanarak tedavinin evde mi yoksa hastane koşullarında mı yapılacağına karar verir.

Aşağıdaki kriterlerden birinin varlığında hasta hastane koşullarında tedavi edilmelidir.

+ 65 yaş üstü hasta,
+ Kronik akciğer, kalp yada böbrek hastalığı varlığı,
+ Alkolizm yada madde bağımlılığı,
+ Evde 3 günlük antibiyotik tedavisine kafi cevap alınamayışı,
+ Şuur bozukluğu,
+ Aşırı gerilim düşüklüğü,
+ Akciğer grafisinde yaygın pnömoniye ilişkin bulguların varlığı,
+ Lökosit sayısının oldukça yüksek ya da fazlaca düşük oluşu,
+ Tabloya plörezinin eşlik etmesi,
+ Böbrek yetersizliği tablosu gelişmesi,
+ Aşırı kansızlık,
+ Solunum sayısının oldukça artması,
+ Siyanoz varlığı

Yukarıdaki kriterleri taşımayan, genel durumu iyi olan genç hastalarda yakın takipte kalmak şartıyla evde antibiyotik tedavisi ve istirahat önerilir. Kullanılacak antibiyotiğe pnömoninin klinik bulguları ve ihtimaller içinde etken mikroorganizma türüne gore doktor karar vermelidir. Yetersiz antibiyotik kullanımları tablonun ağırlaşmasına niçin olabilir. Tedavinin ilk 3-5 günü içinde ateş düşer, öteki emareler geriler ve hastalık çoğu zaman 1-2 haftada tam olarak iyileşir.

Hastane koşullarında tedaviye alınan hastalarda da derhal ihtimaller içinde etken mikroorganizmalara yönelik antibiyotik tedavisi başlanılır. Tedavi esnasında eğer lüzumlu görülür ise balgam muayeneleri, kan kültür emekleri ve öteki bazı tetkikler istenebilir. Bu tür hastalarda antibiyotik tedavisi ile beraber altta yatan akciğer, kalp ya da böbrek hastalığına yönelik tedaviler ve öteki destekleyici tedavi yöntemlerine başvurulur. Tüm bu çabalara karşın solunum yetersizliği tablosu gelişen hastalarda yoğun bakım ve mekanik ventilasyon desteği sağlanmalıdır.

Pnömoni bazı olgularda tümör ya da yabancı cisim benzer biçimde bronşta tıkanmaya yol açan bir süreç arkasındaki akciğer alanında ortaya çıkabilir (obstrüktif pnömoni). Bu tür olgular çoğu zaman antibiyotik tedavisine kısmi direnç gösterebilirler sadece kimi zaman de uygulanan tedavi ile pnömoni ve pnömoninin röntgen bulguları tamamen düzelebilir ve altta yatan hastalık gözden kaçırılabilir. Bu yüzden bilhassa sigara kullanan 40 yaşından büyük hastalarda tedavi sonrası bronkoskopik değerlendirme ile bronş içi tıkayıcı bir hastalık olup olmadığı denetim edilmelidir.

Pnömoni: Akciğer parankim dokusunun enfeksiyonudur. Pnömonide bir tek hastalık seyri yoktur. Hastalığın seyri; etken mikroorganizmalara, kişinin bulunmuş olduğu ortama ve akciğerlerde hasara uğrayan yerin ebatlarına göre farklılık gösterir. Etyoloji(Sebepleri): Bir oldukça bakteri türü pnömoniye niçin olur. Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile pnömoni mortalitesi düşmüş ise de insan ömrünün uzaması ve yaşlınüfusun artmasına bağlı olarak mortalite oranında yeniden artışlar görülmektedir. Yaşlılarda görülen pnömokoksik pnömoni sıklığı; devletimizde, yatışgerektiren 100.000 vakadan 139’u pnömoniye bağlıdır. Pnömoniye bağlı her 10 ölümden 9’u 65 yaş üstündeki hastalardır. Etyolojik olarak pnömoniler dörtşekilde sınıflandırılır. 1. Bakterilen orafarenjial mukozadan, alt solunum sistemine inmesi ve enfeksiyona niçin olması. 2. Kişilerin yaşadıkları ortamdan meydana gelen pnömoniler (tipik ve atipik pnömoniler). 3. Hastane kaynaklı pnömoniler (nosokomial pnömoni). Hastaya, hastanede kullanılan aletlerle ve asepsiye dikkat etmeyen hastane çalışanı tarafınca bulaştırılır. Etkeni, antibiyotiklere karşı dirençlidir. 4. İmmün (bağışıklık) sistemi çeşitli nedenlerle baskılanmış yada bozulmuş olan kişilerde ortaya çıkan pnömoniler. Granülositopeni (Lösemi ve öteki malign (fena huylu) hastalıklarda olur, kemoterapi ve radyoterapiye bağlı olarak da gelişebilir.), organ ve kemik iliği transplantasyonları, kazanılmış immün yetersizlik sendromu (AİDS) benzer biçimde durumlarda görülür. Pnömoniler, mikroorganizmanın yayılmış olduğu alana nazaran de değişik adlar alırlar; 1. Bronkopnömoni, bronşları ve bronşiolleri kaplayan, daha fazlaca virüslerin niçin olduğu pnömonilerdir. Lübler pnömoni de denilir. 2. Lober pnömoni, akciğerin bir lobunun tamamını kaplayan enfeksiyon vardır. Daha fazlaca bakteriyel kaynaklıdırlar. Pnömokok pnömonisi de denilir. 3. Segmenter pnömoni, akciğerin bir ya da birden fazla segmentinde enfeksiyon vardır, aralarda sağlam kısımlar olur. 4. Aspirasyon pnömonisi, sıvıların, kusulan materyalin alt solunum sistemine anormal girişiyle meydana gelen pnömonişeklidir. Aspire edilen materyele nazaran tablo daha da ağırlaşır, dirimsel tehlikesi vardır. Pnömoni; organizmanın müdafa mekanizmasının yıkımına bağlı olarak ortaya çıkar. Müdafa mekanizmasının yıkım nedenlerini şu şekilde sırayabiliriz: Patojen mikroorganizmaların miktarının fazlalığı, Mikroorganizmanın virülansının fazla olmasıdır. Ek olarak: Sigara içilmesi, Şuur kaybı, Hipoksemi, (kandaki oksijen oranının düşmesi) Alkol alımı, Kortikosteroitler, İmmünsüpresif ilaçlar Malnütrisyon, (fena beslenme) müdafa mekanizmalarını bozan etkenlerdir. Mikroorganizmalar akciğer dokusuna üç yolla girerler; 1. Orofarengeal sekresyonların akciğere aspire edilmesi, 2. Patojen mikroorganizmaların solunum kanalıyla alınması, 3. Kan dolaşımıyla yayılarak girerler. LOBER PNÖMONİ ( Pnömokok pnömonisi) Lober pnömoni, akciğerlerin loblarının bir ya da bir kaçının enfekte olmasıdır. Lober pnömoninin klasik tipini, Pnömokok Pnömonisi oluşturmaktadır. Enfeksiyon, bir ya da birkaç lobda ya da aynı şekilde segmentlerde gelişebilir. Önceki yıllara nazaran daha azca görülmektedir. Bunda soğuğa karşı giyinmenin, evlerin veısınma şartlarının daha iyi olması etkili olabileceği benzer biçimde antibiyotiklerin de görevi büyüktür. Etyoloji: Etken pnömokoklardır. Bunlar nazofarenks mukozası florasında olabilir ve bazen herkeste bulunabilir. İleri yaşta olanlarda, alkol alanlarda, konjestif kalp yetmezliği, kronik karaciğer yetmezliği, malign hastalığı olanlarda, immünosüpresif ilaç ve kortikosteroit kullananlarda vücut direnci azaldığı için daha çok görülür. Hastalık, akut adım atar. Boğaz sekresyonunun alt solunum sistemine aspire edilmesi ile etken, akciğerlere ulaşır ve enfeksiyon yapar. Enfeksiyonun bu gelişiminin 4 aşamasıvardır: 1. Eksüdasyon periyodu, alveollere ulaşan etken, ödemli bir alveolit oluşturur. 2. Kırmızı hepatizasyon periyodu, 2-3. günde adım atar. Ödem sonucu alveol içine sızan sıvıda (eksida), fibrin fazlalığınedeniyle pıhtılaşma olur Pnömonili kısım sert, havasız görünümüyle karaciğere benzediği için bu ad verilir. 3. Gri hepatizasyon periyodu, enfeksiyonun 4-6. günde adım atar. Artık alveol içi ne kapillerden bolca lökosit geçer ve akciğer gri bir renk verilir. 4. Rezolisyon periyodu, 6-8. günde adım atar. Parçalanan lökositlerden çıkan fermentler fibrini eritir ve eksüdayısulandırır. Makrofajların da artıkları fagosite etmeleri ile balgamın dışarıatılmasıyla pnömonili alan yeniden hava almaya adım atar. Alveol hücreleri kedilerini kısa sürede onarırlar. Bu yenilenme gerçekleşmezse, sekel oluşur. Fibrotik doku sebebiyle fonksiyon bozuklukları olur. Emare ve bulgular: Çoğu zaman hastlığın öncesinde üst solunum yolu enfeksiyonu vardır. Ansızın süregelen ve 15 – 45 dakika devam eden titreme, 39 – 40°C ye varan ateş, Kırgınlık ve yorgunlık, Yan ağrısı ( Enfeksiyonun olduğu akciğer bölgesinde, öksürükle artar.), Öksürük ( İlk iki gün kurdur.) , Yüzde kızarıklık, Siyanoz, Dispne, Kiremit renginde, paslı yapışkan balgam görülmeye adım atar (2. dönemde, kırmızıhepatizasyon periyodu). Tedavi olmayan ve komplikasyon gelişen hastalarda 6-9 gün devam eden yüksek ateş. Bolca terlemeyle ani düşüş (kriz şeklinde) gösterir. Kimi zaman de yavaş yavaşdüşer (lizis). Ateşin düşmesiyle nabız da normale döner. Periferik vasküler kollapsta nabız düşmez. Uygun antibiyotikle tedavi alanlarda hastalık 2. dönemine girmeden iyileşme adım atar. Komplikasyonlar : Periferik vasküler kollaps, ampiyen delirium tremens, akciğer apsesi, plörezi, akut orta kulak iltihabı, akut sinüzit, paralitik ileus. Tanı: Akciğer grafileri, tam kan tetkikleri, sedimentasyon hızı, idrar tetkikleri, serolojik testler, balgamın incelenmesi ve kültürü, kan kültürü ile tanı konulur. Balgam incelenmesinde, yaymada görülen diplokoklar pnömokok enfeksiyonunu gösterir. Tedavi: Etken tespit edildikten sonrasında uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Semptomlara yönelik tedavi de uygulanır. Solunum rahatlatılır, ateş ve öksürüğe yönelik tedavi verilir. Bu hastaların beslenmesinde kalori ve enerjisi yüksek besinlere ağırlık verilmelidir. Gıdaları rahat alabilmeleri için sulu gıdalar tercih edilmeli ve bolca sıvı almalıdırlar. Hastanın kati yatak istirahatı sağlanır. Sigara içilmemesi önerilir. Bulaşıcılık yönünden dikkatli olunmalıdır, lüzumlu koruyucu önlemler alınmalıdır. Ağız bakımı verilir, öoksijen desteği sağlanır, balgamın rahat drenajını sağlayacak pozisyonlar öğretilir. LOBÜLER PNÖMONİ(bronkopnömoni) Lobüler pnömoni, daha fazlaca ufak çocuklarda görülen pnömonişeklidir. Lobüler pnömoniye bronkopnömoni de denilir. Bu tip pnömonilerde enfeksiyon ilkin hava yollarında sonrasında çevre dokularda gelişir. Lübler pnömonide bir ya da birden fazla sahada enfeksiyon vardır. Enflamasyonlu alanlar içinde sağlam akciğer dokuları ile ayrılır. Etyoloji: En sık 3 ay 3 yaş içinde ve kış aylarında görülür. Bakteriyel yada viral kaynaklı olabilir. Daha fazlaca üst solunum yolunun viral enfeksiyonundan sonrasında görülür. Malnütrisyon, geçirilen öteki enfeksiyonlar, raşitizm (kemik hastalığı) risk faktörleri arasındadır. Belirt ve bulgular: Burun kanadı solunum, 39-40 C olan ateş, Siyanoz, Dispne, taşipne, yüzeysel solunum, İnterkostal ve supraklavikular çekilme, Öksürük vardır. Lökositoz, sedimentasyon hızıartmıştır. Komplikasyonlar: Ampiyem, akciğer apseleri, orta kulak iltihabı(otitis media) dır. Tanı: akciğer grafileri, tam kan sayımı, sedimentasyon hızı ile konur. Tedavi: Uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Solunumu rahatlamk için pozisyon ve gerekirse oksijen verilir. Ek olarak semptomlara yönelik tedavi de uygulanır. Ağızdan beslenemeyenlere nazogastrik sonda ile besleme yapılır. IV (damar içi) sıvı desteği sağlanır, yükleme yapılmaması için yakından izlenmelidir. Odanın nemli olmasına ve havalandırılmasına dikkat edilmelidir.

7 Ekim 2021 Saat : 1:06
Okunma
hamilyon
devamını oku

Coronavirüs nedir? Coronavirüs belirtileri nelerdir? Coronavirüsten nasıl korunulur?

taşikardi Coronavirüs nedir? Coronavirüs belirtileri nelerdir? Coronavirüsten nasıl korunulur?

Coronavirüs nedir? Coronavirüs belirtileri nelerdir? Coronavirüsten nasıl korunulur?

Coronavirüs bir çeşit virüstür ve burnunuzu, sinüslerinizi ve üst gırtlak yollarınızda enfeksiyona sebep olur. Coronavirüslerin bir çoğu tehlikeli değildir.

Bazı coronavirüsler tehlikelidir. 2012 de ilk olarak suudi arabistanda ve diğer orta asya ülkelerinde görülen sonra afrika asya ve avrupaya yayılan Orta Asya nefessizlik sendromu (MERS) sebebiyle 858 insan ölmüştür. Nisan 2014 te Amerika da coronavirüsün MERS özelliğinde olanı, Indiana ve Florida da görülmüştür. Bu iki coronavirüs görülen hasta Suudi arabistan dan yeni dönmüş kişilermiş. Mayıs 2015 te Coronavirüs MERS çeşiti Korea da meydana çıkmıştır. Arabistan dışında görülen en büyük salgın koronavirüs üzerine kore de görülmüştür. 2003 te 774 insan, coronavirüsün bir başka tipi SARS nedeniyle ölmüştür. 2015 te SARS üzerine herhangi bir tespit bulunmamıştır.

Fakat 2020 nin başlarında, ve 2019 aralık ayında Dünya Sağlık örgütü yeni bir tip koronavirüs (coronavirus) tespit etti.

Sıklıkla bir koronavirüs ( coronaviruses) üst solunum yolları enfeksiyonuna sebep olur. coronavirüsün ( koronavirüsün) sebep olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri, yani koronavirüsün (coronavirus) belirtileri, akan bir burundur. koronavirüsün bir başka belirtisi de öksürmektir. Coronavirüsün bir diğer belirtisi ise gırtlağın gıcık olmasıdır. Koronavirüsün belirtisi olarak balgamlı gırtlağı sayabiliriz. Bu tarz koronavirüs belirtilerini gördüğünüzde, ilaç ile tedavi edebilirsiniz. veyahut yukarıda saymış olduğumuz koronavirüs belirtilerini ( coronavirüs semptomlarını) diğer tüm grip tiplerindeki gibi dinlenerek geçirmeye çalışabilirsiniz. Fakat belirli bir tedavisi olmadığı için sizi oldukça yoracaktır.

Koronavirüsün çocuklar üzerinde etkisi var mıdır?

Koronavirüs çocuklarda orta kulak iltihabı olarak belirti gösterebilir.

Coronavirüs Nedir? What is Coronavirus? Koronavirüs nedir?

Koronavirüs ilk olarak 1960 olarda meydana çıkmıştır ve tanımlanmıştır fakat biz koronavirüsün ( coronavirus) nereden geldiğini bilmiyoruz. Koronavirüs ismini topluluğa benzeyen şeklinden almıştır. Bazen çok sık olmamakla birlikte koronavirüs insanları ve hayvanları etkiler ve insanlara hayvanlara koronavirüs bulaşır.

Çoğu koronavirüsler, diğer soğuk sebepli virüslerin yaptığı gibi yayılır ve bulaşırlar, yani enfeksiyona yakalanmış insanların öksürmeleri, hapşurmaları ya da koronavirüs bulaşmış insanlar temas, koronavirüs bulaşmış insanın eline yüzüne ya da cinsel organına dokunmak koronavirüsün yayılma şeklidir. Örneğin bir insan koronavirüs ( coronavirüs) lü bir insanın dokunduğu kapı tokmağına dokunur ise, o insana da koronavirüs bulaşır.

Tüm insanlar hayatlarında en az bir kere koronavirüs ( coronavirus) hastalığına yakalanır. koronavirüs ( coronavirus) hastalığı genelde gençken yakalanılan bir hastalıktır. Örneğin amerikada koronavirüs ( coronavirus) ler sonbahar da ve kışta genel olarak yayılır, ama herkes standart bir zamanda koronavirüs ( coronavirus) hastalığına yakalanabilir ya da koronavirüs ( coronavirus) bulaşabilir.

Koronavirüsün ( Coronavirus) ün belirtileri nelerdir? Koronavirüs bulaştığını nasıl anlarız?

Bir çok koronavirüsün bulaşma belirtileri aynıdır. koronavirüsün belirtileri üst solunum yolu enfeksiyonudur. Üst solunum yolu enfeksiyonu edemek, akan bir burundur, öksürmektir, balgamdır ve bazende ateştir. Çoğu zaman siz koronavirüsün size bulaşıp bulaşmadığını anlayamazsınız. Belki de size bulaşan koronavirüs değil, rhinovirüstür.

Koronavirüs wuhan eyaletinde tekrar görüldü ve koronavirüs kendini sürekli değiştirmeye başladı. koronavirüsün üst solunum yolu enfeksiyonu yapan, SARS ve MERS ile oldukça benzerlik göstermektedir. Çinde yayılmaya başlamıştır ve bir çok ülke de görülmüştür.

Koronavirüs hakkında son bilgiler nelerdir? Dünya da son durum nedir?

Salı günü,CDC tıp çalışanları California da 210 tane çinden gelen kişiyi kontrol ettiler. bu kişilerin bazılarında coronavirüs tespit ettiler. günbe gün hastalarda koronavirüs çıkmaya başladı. şu anda Amerika da toplamda 5 hastada koronavirüs bulunmaktadır.

Bazı havayolları coronavirüs nedeniyle uçuşlarını çine karşı durdurdu. Dünya üzerinde koronavirüse yakalanan toplam hasta sayısı 6000 civarındadır ve 132 ölüm yaşanmıştır.

Koronavirüsün kaynağı nedir? Koronavirüs nasıl yayılır? Koronavirüs nasıl bulaşır? Koronavirüs bulaşıcı mıdır?

Sağlık çalışanları koronavirüsün kaynağı hakkında net bir bilgiye sahip değillerdir. Sağlıkçılar halen koronavirüsün nasıl yayıldığını da bilmemektedirler. Koronavirüs (coronavirus) bir çok farklı hayvanda bulunmaktadır. Koronavirüs (coronavirus) bulunan hayvanlar, develer, kediler, yarasalar, sığırlar da bulunur. Bir kaç araştırma kağıdında yılanlarda da koronavirüs bulunduğunu ve koronavirüsün yılanlardan bulaşabileceğini yazmaktadır. Yeni Koronavirüs (coronavirus) büyük ihtimalle canlı ve vahşi hayvan pazarı olarak bilinen wuhan daki pazarda deniz ürünlerinden ya da canlı hayvanlardan bulaşmıştır. Bu virüs yani Koronavirüs (coronavirus) hayvandan hayvana bulaşır. Aynı şekilde Koronavirüs (coronavirus) insandan insana da bulaşır.

8 Eylül 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Kalp hastaları sakın bu tarz şeyleri yapmayın

Etiketler: ,,,,
taşikardi Kalp hastaları sakın bu tarz şeyleri yapmayın

Kalp ve damar hastalıkları dünyada en sık görülen ölüm sebepleri arasındadır. Tanı konulduktan sonrasında bu durum dünyanın sonu benzer biçimde görülse de; etkili bir tedavi ve sonrasında sıhhatli bir yaşam seçimi ile uzun seneler sıhhatli yaşamak mümkün olmaktadır.

Bunun için tüm kalp hastalarının dikkat etmesi ihtiyaç duyulan bazı şeyler vardır.

Sigara içmek: Sigara Kalp Hastalığı gelişimi için en mühim etkenlerden birini oluşturuyor. Mesela; stent takılan hastalarda sigara stent tıkanma riskini iki kat artırmaktadır. Kalp hastası iseniz yalnız sigara değil, puro, pipo ile nargile benzer biçimde tüm tütün ürünlerinden uzak durmanız icap ettiğini ihmal etmeyin.

İşlenmiş hazır et ürünlerini tüketmek: Salam, sosis, jambon, sucuk benzer biçimde tuz ve katkı madde oranı yüksek gıdaların kalp hastalığı riskini dolaylı olarak artırdığı gösterilmiştir. Bu yüzden eti taze olarak tüketin, miktar olarak günlük 100 gramı geçmeyin. Sakatat ürünleri de içerdikleri yüksek kolesterol sebebiyle kalp hastalarının uzak kalması ihtiyaç duyulan ürünler içinde içeriyor.

Tuz tüketimini çoğaltmak: Bilhassa kalp yetersizliği yada yüksek gerilim sorununuz var ise, tuzdan uzak durmalısınız. Sofraya tuzluk koymayın ve günlük tuz tüketimini bir silme çay kaşığı ile sınırlandırın. Bu engelleme tüm tuzlar için geçerli olmalı. Şundan dolayı himalaya, okyanus, kaya ve rafine edilmiş tuzların hepsi fazla tüketildiklerinde kalp ve damarları negatif yönde etkiliyor.

Bitkisel ilaçları kullanmak: Kalp hastaları alternatif tedavileri uygulamaya eğilimli olabiliyor. Sadece ihmal etmeyin ki piyasaya ticari amaçlı sunulan içinde ne olduğu belirsiz bitkisel ilaçlar mevcut ilaçlarla etkileşerek ölüme bile yol açabiliyor.

Halı sahaya gitmek: Halı sahada maç yapmak devletimizde oldukça yaygın görülen bir alışkanlık. Sadece kafi kondisyona haiz olmayan bir kişinin halı sahadaki ilk anlarda nabız ve tansiyonda ani yükselme, kalp krizi ya da kalp yetersizliğiyle sonuçlanabiliyor. Bu yüzden halı sahada maç yapmak kalp hastalarına önerilmiyor.

Soğuk havada yürümek: Yürüyüş tüm kalp hastalarında tavsiye edilen bir aktivite. Sadece soğuk havada uzun süre kalmak ve soğuk havayı solumak kalp kaynaklı göğüs ağrısı ve nefes darlığına sebep olabiliyor, kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu yüzden soğuk havalarda mümkün olduğunca uzun yürüyüşlerden kaçının ya da soğuk havaya uygun giysiyle çıkmaya itina gösterin.

Alkol tüketmek: Kalori kıymeti yüksek olan alkol kolesterol dengesini bozuyor, gerilim değerlerinde artış yaparak kalp hastalarında genel durumu bozuyor. Bilhassa kalp büyümesi yada kalp yetersizliği sorununuz var ise alkolden kesinlikle uzak durmalısınız. Hususi günlerde alkol almak istiyorsanız, bir kadeh kırmızı şaraptan fazla içmemeye itina gösterin.

Reçete edilen ilaçları aksatmak: Kalp hastalarının en dikkat etmeleri ihtiyaç duyulan konulardan biri, reçete edilen ilaçları tertipli olarak kullanmaktır. Sadece hastalar çoğu zaman oldukça ilaç kullanmayı tercih etmeyip , çoğunlukla verilen ilaçları doktora sormadan kesebiliyor. Bunun sonucunda da bilhassa stent takılan hastaların ilaçları aksatmaları kalp krizi ve ölümle sonuçlanabiliyor. Çoğunlukla dikkatsizlik edilen kolesterol ilaçlarının da kesinlikle hekimin önerilmiş olduğu sürece kullanılması gerekiyor, aksi halde damar sertliği ilerleyecek ve yeni kalp krizlerine sebep oluşturacaktır.

9. Stresli ortamda bulunmak: Stres kalp hızı ve tansiyonu artırıyor. Vücudu tetikte tutacak hormonları aktive ederek kalp hastalığı riskini yükseltiyor. Bunun sonucunda da kalp krizi ve ritim bozukluklarını kolaylıkla tetikleyebiliyor. Bu yüzden kavga, kargaşa, münakaşa ve trafik benzer biçimde ek stres oluşturacak ortamlardan uzak durmaya dikkat edin.

10. Yalnız kalmak: Meydana getirilen emekler yalnız yaşayan kişilerde kalp hastalığının daha çok geliştiğini ortaya koydu. Bunun en büyük sebebi ise yalnız yaşayan kişilerin genel anlamda sağlıksız ve düzensiz beslenmeleri ve depresyona daha oldukça eğilimli olmalarından kaynaklanıyor.

18 Ekim 2021 Saat : 1:00
Okunma
hamilyon
devamını oku

Akciğer kanseri tedavisi

taşikardi Akciğer kanseri tedavisi

Akciğer kanseri; akciğerde bulunan anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması meydana gelen bir hastalıktır. Yaşlanma ve çevresel faktörler sonucu (sigara içimi benzer biçimde) oluşur. Sonraki aşamada kontrolsüz çoğalan bu hücreler akciğer dışındaki organlara yayılabilir (metastaz).

akciğer kanseri sigara ve tütünün yaygınlaşması ile dünyadaki en sık kanser türü olmuştur. 2012 senesinde 2 milyon yeni hasta saptanmıştır. Türkiyede meydana getirilen bir çalışmada her 100 bin erkekten 75’i, her 100 bin hanımdan 10’u akciğer kanseridir.

Risk Faktörleri Nedir?

Akciğerlerimiz dışarıya oluşturulan bir organdır ve dış ortam havasını kullanır. Bu yüzden nefes ile alınan havadaki her türlü madde sağlığımızı etkileyebilir.

Sigara ve Türevleri: Sigara kullanımı akciğer kanserinin en sık görülen nedenidir (%90’dan fazla). Günlük içilen sigara sayısı, sigara içme süresi, erken başlama yaşı, dumanı derin çekme ve katran miktarı ile kanser gelişme riski artar. Günde 7 den fazla sigara için kişilerde akciğer kanseri görülme sıklığı 40 kat artar.

Akciğer kanseri aile öyküsünün olması

Yüksek düzeyde hava kirliliği

İçilen suyun yüksek oranda arsenik içermesi

Akciğerlere ışınım tedavisi uygulanması

Akciğerde bazı hastalıklar sonrasında kalan yara izi (skar)

Asbest

Radon gazı

Uranyum

Emareleri Nedir?

Öksürük

Göğüs, omuz ve sırt ağrısı

Balgam miktar ve renginde değişme

Kanlı balgam ve kan tükürme

Nefes darlığı

Ses kısıklığı

Yutma bozukluğu

Boyun ve yüzde şişlik

Göz kapağında düşme

Hışıltılı solunum

İştah kaybı, açıklanamayan kilo kaybı

Kaşeksi (kas erimesi)

Bitkinlik

Akciğer kanserleri kaç gruba ayrılır?

Bu iki tip kanserin gelişme hızları, yayılımları ve tedavileri farklıdır

Ufak hücreli akciğer kanseri (KHAK):

Ufak hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK)

Akciğer kanserinde tanı koyarken meydana getirilen tetkikler nedir?

Fizik muayene

Akciğer grafisi

BT – Bilgisayarlı Tomografi

MRG – Manyetik Rezonans Görüntüleme

PET /BT – Pozitron Emisyon Tomografisi / Bilgisayarlı Tomografi

Bronkoskopi

Mediastinoskopi / Mediastinotomi: her ikiside girişimsel işlemler olup kanserin göğüs kafesi içindeki lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösterir.

Akciğer kanseri evreleri nedir?

Evre 1: Tümör akciğerin yalnız ufak bir bölümündedir ve herhangi bir lenf bezesine hemen hemen yayılmamıştır.

Evre 2: Hastalık en yakın lenf bezelerine yayılmıştır yada lenf bezlerine yayılmadan boyutları büyümüştür.

Evre 3: Tümör uzak lenf bezelerine yayılmıştır yada akciğer zarı, göğüs kafesi yada diyafram (karın zarına) yayılımı vardır.

Evre 4: Tümör uzak organlara yayılmıştır.

Akciğer Kanseri Tedavisinde neler yapılır?

Akciğer kanserinin tedavisinde ameliyat, kemoterapi, radyoterapi ve öteki yöntemler tek başlarına yada bazı hastalarda olduğu benzer biçimde beraber uygulanabilmektedir. Uygulanacak tedaviler hastalığın çeşidine ve evresine nazaran farklılık gösterir.

Cerrahi (Ameliyat)

Akciğer kanserinin en etkin tedavi yöntemidir. Bilhassa erken evrelerde (evre 1, 2 ve 3) önerilmektedir. Ameliyatta akciğer lobunun yalnız bir kısmı, bir lobun tamamı yada tüm bir akciğer çıkarılabilir.

3 çeşit ameliyat tekniği bulunur;

Açık cerrahi

Kapalı cerrahi

Robot cerrahisi

Radyoterapi

Işınım tedavisi yüksek enerjili X ışınının kanserli hücrelerin yok edilmesi ve tümörün küçültülmesi için kullanılmasıdır.

Kemoterapi

Kemoterapinin ana ilkesi hastanın düzgüsel hücrelerine zarar vermeden tümör hücrelerinin büyümesini ve çoğalmasını durdurmaya yöneliktir.

Akciğer Kanserinde Tarama Yapılıyormu?

50 yaş altı kişilerde akciğer kanseri taraması için bilhassa başvurulan yöntem akciğer grafisidir.

Günümüzde akciğer kanserleri için bazı ülkelerde tavsiye edilen tarama testi bilgisayarlı tomografidir. Bazı ülkelerde kullanılmaya başlanan bu tarama yöntemi ağır sigara içme öyküsü olup (30 paket yılı yada daha çok), halen içmeye devam eden yada son 15 yıl içinde bırakmış, 55-74 yaş arası kişilerde önerilmektedir. ABD’da meydana getirilen bir çalışmada bu tarama testi ile akciğer kanserinden ölüm olasılığı akciğer grafisi ile takip edilenlere nazaran %20 azalmıştır.

Akciğer kanserinden Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

Akciğer kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Akciğer kanserlerinin en mühim sebebi tütün ve tütün ürünlerinin kullanımıdır. Bu yüzden hastalıktan korunmada en mühim unsur sigaraya başlamanın önlenmesi ve içenlerde bıraktırılmasıdır.

Işınım maruziyetine yol açan bilgisayarlı tomografi benzer biçimde tetkiklerin mecburi olmadıkça yapılmaması önerilir.

Bunun yanısıra asbest, radon ve zararı olan gaz ve kimyasallara maruziyetin önlenmesi yada azaltılması (maske kullanımı benzer biçimde) kanser riskini azaltabilir.

Sigarayı bırakmak akciğer kanseri riskini azaltırmı?

Sigara içimi kati olarak akciğer kanseri riskini arttırır.

18 Ekim 2021 Saat : 1:04
Okunma
hamilyon
devamını oku

Akciğer kanserli hastaların hastane başvurusu gerekliliği olursa alınması ihtiyaç duyulan önlemler

Etiketler: ,,
taşikardi Akciğer kanserli hastaların hastane başvurusu gerekliliği olursa alınması ihtiyaç duyulan önlemler

Poliklinik ve acil servislerde hastalarımızın kendini koruması:

Hastanede uzun süre beklemekten kaçınmak için poliklinik randevuları evvel alınmalı.

Tedavi için gidip gelmelerde hususi bir vasıta kullanılmalı ve toplu taşıma araçlarından kaçınılmalıdır.

Hastalarımız ve aileleri maske takmalıdır.

Hastalarımız belirlenen bir alanda bir doktora muayene olmalı, hastanede rastgele dolaşmaktan kaçınmalıdır.

Çevre yüzeylere ve hastanedeki nesnelere dokunmaktan kaçınmalı ve dokunduktan sonrasında ellerini zamanında yıkamalıdır.

Toplu bir halde beklemekten kaçınmalı ve öteki hastalardan belirli bir mesafede uzak durmalıdır.

Pandemi polikliniği, pandemi servisi, acil servis vb. alanlarda yürünmemelidir.

Hastanede yatış esnasında hastalarımızın ve yakınlarının kendini koruması:

Hasta ziyaretlerinden kaçınılmalıdır.

Eğer hastaya refakat edilmesi gerekiyorsa, durağan(durgun) bir şahıs belirlenmeli ve dışarı çıkılmamalıdır.

Hastalar ve aileleri tıbbi cerrahi maskeleri doğru şekilde takmalıdır.

Öksürürken yada hapşırırken dirsek iç yüzleri yada kağıt havlular kullanılmalıdır. Solunum salgılarına temas edildiyse eller akan suyla yıkanmalıdır.

El hijyeni için;

öksürme yada hapşırma sonrası,

maskeyi çıkardıktan sonrasında,

hastanedeki ortak alanlara dokunduktan sonrasında,

hastanın bakımına katıldıktan sonrasında,

yiyeceklerden ilkin ve sonrasında,

yüzeylere temas ettikten sonrasında,

herhangi bir kirlenmeden sonrasında

eller sabunla 20 saniye yıkandıktan sonrasında akan su ile durulanmalı, gerekirse eller derhal yıkanamadığında alkol içeren el dezenfektanı kullanılmalıdır.

Eller iyice temizlendikten sonrasında, temiz bir havlu yada kağıt havlu ile kurulanmalıdır.

Hastaneden ayrılırken öteki servis alanlarında bulunulmamalıdır.

Öteki hastalar ve aile üyeleri ile yazışma azaltılmalı, kişiler ile minimum 1.5 metre mesafe koyulmalı, maskesiz konuşulmamalı; ve öteki hastaların ve aile üyelerinin eşyalarına ve yataklarına dokunulmamalıdır.

17 Ekim 2021 Saat : 1:05
Okunma
hamilyon
devamını oku

Kalbim Nasıl Çalışıyor?- How is My Heart is Working?

taşikardi Kalbim Nasıl Çalışıyor?- How is My Heart is Working?

heart-working-hamilyon.com

heart-working-hamilyon.com

Kalbim Nasıl Çalışıyor?- How is My Heart is Working?

 

Kalbin yapısı: Dört odacık, dört kapakçık

Kalp dört adet odacıktan oluşur, bunlardan ikisi sağda, diğer ikisi soldadır.
The heart has four chambers, two on the right and two on the left:

  • İki üst odacık atria (diğeri atrium) olarak adlandırılır.
  • İki alt odacık ventriller olarak adlandırılır.

Kalp ayrıca dört adet kapakçıktan oluşur. Kalpteki bu kapakçıklar açılır ve kapanır, böylece kalp her attığında kanın belirli bir yönde akmasını sağlar .Dört kalp kapakçığı;

  • Üçlü kapakçık, sağ atriyum ile sağ ventrikül arasında yer alır.
  • Pulmonar ve pulmonik kapakçık sağ ventrikül ve pulmonar arter arasında bulunur.
  • Mitral kapakçık, sol atriyum ve sol ventrikül arasında bulunur.
  • Aortik kapakçık, sol ventrikül ve aort arasında bulunur.

Her kapakçık bir set kapaktan oluşur ( ayrıca yaprakçık da denir). Mitral kapakçık iki adet kapakçığa sahiptir, diğerlerinde 3 adet kapakçık vardır. Kan akışı, basınçtaki farklılıktan oluşur, basınç farklılığı kapakçıkların açılmasını sağlar. Normal şartlar altında, kapakçıklar sadece tek yöne kan akışına izin verir.

Kalp kanı akciğere pompalar ve tüm vücudu, dört odacık kasılarak kan doldurur. Kalp düzgün çalışırsa, dört odacıkta aynı organize yolla kasılır ve kalp atar.

How is My Heart is Working? -ENGLİSH VERSİON

 

Structure of the heart: four chambers, four valves
The heart has four chambers, two on the right and two on the left:

  • Two upper chambers are called atria (one is an atrium).
  • Two lower chambers are called ventricles.

The heart also has four valves that open and close to let blood flow in only one direction when the heart contracts (beats). The four heart valves are:

  • Tricuspid valve, located between the right atrium and right ventricle
  • Pulmonary or pulmonic valve, between the right ventricle and the pulmonary artery
  • Mitral valve, between the left atrium and left ventricle
  • Aortic valve, between the left ventricle and the aorta

Each valve has a set of flaps (also called leaflets or cusps). The mitral valve has two flaps; the others have three. Blood flow occurs only when there’s a difference in pressure across the valves, which causes them to open. Under normal conditions, the valves permit blood to flow in only one direction.

The heart pumps blood to the lungs and to all the body’s tissues by a sequence of highly organized contractions of the four chambers. For the heart to function properly, the four chambers must beat in an organized way.

17 Ekim 2021 Saat : 1:03
Okunma
hamilyon
devamını oku

What to find out about coronaviruses

taşikardi What to find out about coronaviruses

Coronaviruses are kinds of viruses that sometimes have an effect on the respiratory tracts of birds and mammals, together with people. Docs affiliate them with the widespread chilly, bronchitis, pneumonia, extreme acute respiratory syndrome (SARS), and COVID-19. They will additionally have an effect on the intestine.

These viruses are sometimes liable for widespread colds greater than critical illnesses. Nevertheless, coronaviruses are additionally behind some extra extreme outbreaks.

During the last 70 years, scientists have discovered that coronaviruses can infect mice, rats, canine, cats, turkeys, horses, pigs, and cattle. Typically, these animals can transmit coronaviruses to people.

Most just lately, authorities recognized a brand new coronavirus outbreak in China that has now reached different nations. It has the identify coronavirus illness 2019, or COVID-19.

On this article, we clarify the several types of human coronaviruses, their signs, and the way individuals transmit them. We additionally concentrate on three notably harmful illnesses which have unfold because of coronaviruses: COVID-19, SARS, and MERS.

Keep knowledgeable with reside updates on the present COVID-19 outbreak and go to our coronavirus hub for extra recommendation on prevention and remedy.

What’s a coronavirus?

Researchers first remoted a coronavirus in 1937. They discovered a coronavirus chargeable for an infectious bronchitis virus in birds that had the power to devastate poultry shares.

Scientists first discovered proof of human coronaviruses (HCoV) within the 1960s within the noses of individuals with the widespread chilly. Two human coronaviruses are chargeable for a big proportion of widespread colds: OC43 and 229E.

The identify “coronavirus” comes from the crown-like projections on their surfaces. “Corona” in Latin means “halo” or “crown.”

Amongst people, coronavirus infections most frequently happen in the course of the winter months and early spring. Individuals often turn out to be ailing with a chilly as a consequence of a coronavirus and should catch the identical one about four months later.

This is as a result of coronavirus antibodies don’t final for a very long time. Additionally, the antibodies for one pressure of coronavirus could also be ineffective towards one other one.

COVID-19

In 2019, the Facilities for Illness Management and Prevention (CDC) began monitoring the outbreak of a brand new coronavirus, SARS-CoV-2, which causes the respiratory sickness now generally known as COVID-19. Authorities first recognized the virus in Wuhan, China.

Since then, the virus has unfold to different nations, each in and out of doors Asia, main the World Well being Group (WHO) to declare this as a pandemic.

As of March 23, greater than 340,000 individuals have contracted the virus worldwide, inflicting over 14,000 deaths.

Within the U.S., the virus has affected over 35,000 individuals, leading to greater than 450 deaths.

The first individuals with COVID-19 had hyperlinks to an animal and seafood market. This reality steered that animals initially transmitted the virus to people. Nevertheless, individuals with a newer analysis had no connections with or publicity to the market, confirming that people can cross the virus to one another.

Learn extra about how pangolins might be the supply of COVID-19.

Info on the virus is scarce at current. Up to now, respiratory circumstances that develop from coronaviruses, reminiscent of SARS and MERS, have unfold by means of shut contacts.

On February 17, 2020, the Director-Basic of the WHO introduced at a media briefing the next updates on how typically the signs of COVID-19 are extreme or deadly, utilizing knowledge from 44,000 individuals with a confirmed analysis:

Stage of severityTough proportion of individuals with COVID-19
Delicate illness from which an individual can recuperateGreater than 80%
Extreme illness, inflicting breathlessness and pneumoniaRound 14%
Important illness, together with septic shock, respiratory failure, and the failure of multiple organAbout 5%
Deadly illness2%

The WHO studies that the 2 teams most liable to experiencing extreme sickness on account of a SARS-CoV-2 an infection are older adults, outlined as “over 60 years previous”, and people who produce other well being circumstances that compromise their immune system.

Based on the CDC, youngsters are usually not at larger danger for COVID-19 than adults.

Whereas there are presently no revealed scientific reviews concerning the susceptibility of pregnant ladies, the CDC notes that:

“Pregnant ladies expertise immunologic and physiologic modifications which could make them extra vulnerable to viral respiratory infections, together with COVID-19.”

The CDC additionally advocate that infants born to moms with suspected or confirmed COVID-19 are positioned in isolation as a “individual beneath investigation.”

Signs of COVID-19

Signs range from person-to-person with COVID-19. It might produce few or no signs. Nevertheless, it might additionally result in extreme sickness and could also be deadly. Widespread signs embrace:

  • fever
  • breathlessness
  • cough
  • potential lack of style or odor

It might take 2–14 days for an individual to note signs after an infection.

No vaccine is at present out there for COVID-19. Nevertheless, scientists have now replicated the virus. This might permit for early detection and remedy in individuals who have the virus however are usually not but displaying signs.

The Nationwide Institutes of Well being (NIH) recommend that a number of teams of individuals have the very best danger of creating problems as a result of COVID-19. These teams embrace:

  • younger youngsters
  • individuals aged 65 years or older
  • ladies who’re pregnant

The CDC advise that though there have been studies of problems in younger youngsters, these are uncommon. COVID-19 mostly produces delicate signs in youngsters.

Basic signs of coronaviruses

Chilly-
or flu-like signs often set in from 2–four days after a coronavirus
an infection and are sometimes delicate. Nevertheless, signs range from
person-to-person, and a few types of the virus may be deadly.

Signs might embrace:

  • sneezing
  • runny nostril
  • fatigue
  • cough
  • fever
  • sore throat
  • exacerbated bronchial asthma

Scientists
can’t simply domesticate human coronaviruses within the laboratory in contrast to
the rhinovirus, which is one other reason for the widespread chilly. This makes it
troublesome to gauge the influence of the coronavirus on nationwide economies
and public well being.

There isn’t any remedy for coronaviruses that trigger
signs resembling the widespread chilly. Remedies embrace self-care and
over-the-counter (OTC) medicine. Individuals can take a number of steps,
together with:

  • resting and avoiding overexertion
  • consuming sufficient water
  • avoiding smoking and smoky areas
  • taking acetaminophen for ache and fever
  • utilizing a clear humidifier or cool mist vaporizer

A physician can diagnose the virus accountable by taking a pattern of respiratory fluids, similar to mucus from the nostril, or blood.

Varieties

Coronaviruses belong to the subfamily Coronavirinae within the household Coronaviridae.

Several types of human coronaviruses range in how extreme the ensuing illness turns into, and the way far they will unfold.

Docs presently acknowledge seven varieties of coronavirus that may infect people.

Widespread varieties embrace:

  • 229E (alpha coronavirus)
  • NL63 (alpha coronavirus)
  • OC43 (beta coronavirus)
  • HKU1 (beta coronavirus)

Rarer strains that trigger extra extreme problems embrace MERS-CoV, which causes Center East respiratory syndrome (MERS), and SARS-CoV, the virus answerable for extreme acute respiratory syndrome (SARS).

In 2019, a brand new pressure referred to as SARS-CoV-2 began circulating, inflicting the illness COVID-19.

Transmission

Restricted analysis is obtainable on how HCoV spreads from one individual to the subsequent.

Nevertheless, researchers consider that the viruses transmit by way of fluids within the respiratory system, comparable to mucus.

Coronaviruses can unfold within the following methods:

  • Coughing and sneezing with out overlaying the mouth can disperse droplets into the air.
  • Touching or shaking palms with an individual who has the virus can cross the virus between people.
  • Making contact with a floor or object that has the virus after which touching the nostril, eyes, or mouth.
  • Some animal coronaviruses, similar to feline coronavirus (FCoV), might unfold by way of contact with feces. Nevertheless, it’s unclear whether or not this additionally applies to human coronaviruses.

Coronaviruses will infect most individuals at a while throughout their lifetime.

Coronaviruses can mutate successfully, which makes them so contagious.

To
forestall transmission, individuals ought to keep at residence and relaxation whereas
signs are lively. They need to additionally keep away from shut contact with different
individuals.

Masking the mouth and nostril with a tissue or handkerchief whereas coughing or sneezing may also assist forestall transmission. It’s essential to eliminate any tissues after use and keep hygiene across the house.

SARS

SARS is a contagious illness that develops after an infection by the SARS-CoV coronavirus. Sometimes, it results in a life threatening type of pneumonia.

Throughout November 2002, the virus began within the Guangdong Province in southern China, ultimately reaching Hong Kong. From there, it quickly unfold all over the world, inflicting infections in additional than 24 nations.

SARS-CoV can infect each the higher and decrease respiratory tracts.

The
signs of SARS develop over the course of every week and begin with a
fever. Early on within the situation, individuals develop flu-like signs, such
as:

  • dry coughing
  • chills
  • diarrhea
  • breathlessness
  • aches

Pneumonia,
a extreme lung an infection, often develops. At its most superior stage,
SARS causes failure of the lungs, heart, or liver.

In accordance with the CDC, authorities marked eight,098 individuals as having contracted SARS throughout its outbreak. Of those, 774 infections have been deadly. This equates to a mortality price of 9.6%.

Problems are extra probably in older adults, and half of all individuals over 65 years of age who turned ailing didn’t survive. Authorities ultimately managed SARS in July 2003.

Nevertheless, it could possibly nonetheless happen after an infection with SARS-CoV.

MERS

MERS
spreads because of the coronavirus generally known as MERS-CoV. Scientists first
acknowledged this extreme respiratory sickness in 2012 after it surfaced in
Saudi Arabia. Since then, it has unfold to different nations.

The virus has reached the U.S., whereas the most important outbreak outdoors the Arabian Peninsula occurred in South Korea in 2015.

Signs
of MERS embrace fever, breathlessness, and coughing. The sickness
spreads via shut contact with individuals who have already got an an infection.
Nevertheless, all instances of MERS have hyperlinks to people lately returning
from journey to the Arabian Peninsula.

A 2019 research on MERS discovered that the illness is deadly in 35.2% of people that contract it.

16 Ekim 2021 Saat : 1:04
Okunma
hamilyon
devamını oku

Makrobesin ve Mikrobesin Alımı

taşikardi Makrobesin ve Mikrobesin Alımı

Sırasıyla protein, yağ ve karbonhidratlara bakalım.

Protein İhtiyacı

Protein antrenmandan sonrasında kaslarımızın yenilenmesi ve büyümesi için önemlidir. 1 gram protein 4 kcal enerji sağlar. Ek olarak en doyurucu ve termik tesiri yüksek makro protein olduğundan diyetimizde önemlidir, fakat abartıp oldukça fazla protein tüketmemiz birkaç değişik perspektiften dolayı bizlere pahalı gelebilir.

Amacı yağ yakma olanların kalori açığı oluşturdukları için protein gereksinimleri, kas geliştirmek için fazla kalori alarak beslenenlerden fazla olacaktır.

Yağ İhtiyacı

Yağlar sıhhatli yaşamamız için oldukça önemlidir. Gram başına 9 kcal enerji verirler. Yoğun kalori içerdikleri için yağ yakmak isteyenler fazla tüketiminden kaçınabilir, kas geliştirmek isteyenler ise tercih edebilirler.

Hedefimiz ne olursa olsun, yağsız vücut kütlemizin her kilogramı için, minimum 1 gram yağ tüketmeliyiz.

Karbonhidrat İhtiyacı

Karbonhidratlar, protein ve yağlar şeklinde vücudumuz için eğer olmazsa olmaz makrolar değillerdir; fakat bilhassa spor meydana getiren insanoğlu için enerji ihtiyacımızı karşılamamız, glikojen depolarını doldurmamız ve bazı hormonlar için önemlidirler. Gram başına 4 kcal enerji sağlarlar.

Düşük karbonhidrat genel olarak yağ yakmak isteyenler için, yüksek karbonhidrat da kas geliştirmek isteyenler için uygun olacaktır, fakat aşırı düşük karbonhidrat rejimleri sporcular için oldukca verimli diyemeyiz. Günlük protein ve yağ ihtiyacımızı aldıktan sonrasında kalan kalori ihtiyacımızı karbonhidrat kaynaklarından karşılayabiliriz.

16 Ekim 2021 Saat : 12:57
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Evde kovid hastası var ise ne yapalmalı

taşikardi Evde kovid hastası var ise ne yapalmalı

1. Evde izlenen temaslılar İl Sıhhat Müdürlüğü tarafınca belirlenecek yetkililer tarafınca telefonla takip edilmelidir.

2. Temaslı izlem süresini evde geçirmelidir.

3. Başka şahıs/kişiler ile aynı ortamı paylaşmış olduğu (ev, hastane vb.) vakit tıbbi maske takmalıdır.

4. Ev halkına bulaşma riskini önlemek için evde takipli hastalar mümkünse evindeki öteki kişilerden değişik bir odada, mümkün değil ise iyi havalanan bir odada oturmalı, öteki kişilerden minimum 1 metre uzakta olmalıdır ve tıbbi maske takmalıdır, maskenin nemlenmesi halinde yenisi ile değiştirmelidir.

5. Eve ziyaretçi kabul edilmemelidir.

6. Temaslının ev içindeki hareketi sınırlandırılmalı; hela, banyo benzer biçimde ortak kullanılan alanlar iyi havalandırılmalıdır.

7. Temaslı, kişisel eşyalarını başkaları ile paylaşmamalı, ev halkının bardak, tabak, havlu benzer biçimde eşyalarını kullanmamalı; eğer kullanımı gerekirse bu eşyaları iyice su ve sabunla yıkamalıdır. Vakanın kullandığı giyim ve çarşaf, nevresim benzer biçimde tekstil ürünleri 60-90°C’de düzgüsel deterjan ile yıkanmalıdır

8. Banyo ve tuvaletler günde minimum bir kez sulandırılmış çamaşır suyuyla (1:100 düzgüsel sulandırmada) (Sodyum hipoklorit Cas No: 7681-52-9) temizlenmelidir

15 Ekim 2021 Saat : 12:58
Okunma
hamilyon
devamını oku

Kapalı yada endoskopik ameliyatların üstünlükleri avantajları nedir

taşikardi Kapalı yada endoskopik ameliyatların üstünlükleri avantajları nedir

* Kapalı ameliyatlar insan dokusuna oldukça daha azca zarar verir.

* Hastaların ameliyat sonrası yaşam konforları belirgin şekilde daha iyi olur.

* Hastanede yatış süresi azalır.

* Hastaların düzgüsel yaşamlarına yada işlerine dönmeleri fazlaca kısa süre içinde gerçekleşir.

* Ameliyat sonrası ağrı son aşama azca olur.

* Ameliyat sonrası erken dönemde hareket etmek mümkün olduğundan yatmaya bağlı komplikasyonlar fazlaca daha azca görülür.

* Ameliyat esnasında ortaya çıkabilecek problemler azalır.

* Hastaya kan verme ihtiyacı azalır.

15 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
hamilyon
devamını oku

Plevral efüzyon nedir, iyi mi emare verir, iyi mi tedavi edilir ?

Etiketler: ,
taşikardi Plevral efüzyon nedir, iyi mi emare verir, iyi mi tedavi edilir ?

Plevra (akciğer zarı), akciğer ve göğüs boşluğunu örten 2 tane zardır. Akciğer dış yüzünü ve göğüs duvarı iç yüzünü saran bu zarlar içinde kalan boşlukta çeşitli içeriklerde su birikmesine plevral efüzyon denir.

Normalde, bu iki zar içinde fazlaca azca (20 ml) sıvı bulunur. Birçok akciğer yada akciğer dışı hastalığa bağlı olarak, ya sıvının salgılanmasının artması yada geri emiliminin azalmasına bağlı olarak bu zarlar içinde sıvı miktarı artar ve plevral efüzyon (plörezi) denilen tablo oluşur.

Azca oranda plevral sıvı emare vermeyebilir. Plevral efüzyonların %15’i emare vermez Semptomlardan en sık görülenler göğüs ağrısı, kuru öksürük ve solunum sıkıntısıdır.

Plevral efüzyonun sebepleri nedir ve iyi mi teşhis edilir?

En sık sebepleri kalp yetmezliği, siroz, akciğer embolisi (akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması), pnömoni (zatürre), tüberküloz (verem), virüs enfeksiyonları, akciğer yada akciğer zarının kanseridir. Devletimizde en sık sebeplerden birincisi tüberküloz iken ötekiler kanser, kalp yetmezliği ve enfeksiyonlardır.

Akciğer grafileri ve Akciğer tomografisi ile plevral efüzyonlar görülür. Tanısı torasentez ile (kaburgalar arasından iğne ile sıvı alınması ) konulur. Torasentez ile tanı konulamazsa cerrahi yöntemler ile (kapalı plevra biyopsisi yada kapalı/açık akciğer ameliyatı) tanı konulur.

Efüzyon iyi mi tedavi edilir?

Plevral efüzyonun tedavisi, efüzyona sebep olan hastalığa göre farklılık gösterir.

İyi huylu plevral efüzyonlar çoğunlukla vücudun genelini etkileyen çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığından, tedavisi esas hastalığı tedavi etmektir. Kalp yetmezliğinde idrar söktürücü ilaç kullanımı, plevral efüzyonun azalmasını sağlayabilir. Eğer biriken su, nefes darlığına yol açacak kadar fazla ise çeşitli yöntemler ile bu suyu boşaltmak mümkündür. Zatürre sebebiyle biriken su, zatürrenin antibiyotik ile tedavi edilmesi sonrasında giderek azalır ve tamamen iyileşir.

Kimi zaman buradaki su irin kapar ve irin bağlar. Bu durumda bu iltihabı boşaltmak, antibiyotik adım atmak ve burayı tüp vasıtasıyla antibiyotikli sıvılarla yıkamak gerekebilir.

Herhangi bir kanserin akciğer zarına yayılması sonucu ortaya çıka plevral efüzyonların tedavisinde bazı zorluklar vardır. Bu hastalarda yaşam beklentisi çoğu zaman kısadır. Suyu boşaltmak ve yapıştırma tedavisi ile (plörodez) yeniden su birikmesini önlemek hedeflenir.

14 Ekim 2021 Saat : 12:57
Okunma
hamilyon
devamını oku

Kolesterol ilaçları… Zehir mi?

taşikardi Kolesterol ilaçları… Zehir mi?

Merhabalar! Bu yazımda, kolesterol düşürücü ilaçlar ve bedenimize olan etkilerinden bahsedeceğim. Elbet birden oldukça çeşitte kolesterol düşürücü ilaçlar mevcut fakat mevzumuz bilhassa en oldukça kullanılan, molekül adı -statin ile biten kolesterol ilaçları ile ilgili olacak. Halk içinde bilhassa son yıllarda statinlere ilaç değil de adeta zehir gözüyle bakılması benzer biçimde bir yönelim mevcut. Sanki her ilacı içenin ya da uzun dönem kullananın karaciğeri ve böbreği bitiyor, sanki her insanın kol bacak ağrısının sebebi bu, illa ki iktidarsızlık görülüyor, her içen eninde sonunda demans hastası oluyormuş benzer biçimde bir idrak mevcut. Tv programlarında kendi görüşünü kanıt ile destekliymişçesine evrensel bir doğru benzer biçimde özetleyen ‘hoca’larımızın da halkın tepkilerinin bir kısmında oranı olabilir mi? Sahi, kolesterol ilaçları hakikaten bu şekilde mi? Biz kardiyologlar acaba hastalarımızın ilaçlardan meydana gelen şikâyetlerine kulak mı tıkadık bunca yıl da bu grup ilaçlara bu kadar tepki oluştu? Yarar yerine zarar vermiş olabilir miyiz? Her şeyden ilkin elbet bu sorulara yanıt verirken elimizdeki kanıtlara nazaran, objektif olarak konuşacağız.

Hiçbir ilaç için ‘bunun asla yan tesiri yoktur’ benzer biçimde bir iddiası olamayacağını, her ilacın her hastaya, daima kâr-zarar hesabına gore verildiğini ilk olarak belirtmek isterim. Yazımda yan etkilerin daha kolay anlaşılabilmesi için kimi zaman statinleri aspirin (asetil salisilik asit) ile karşılaştıracağım. Hani şu başımız ağrıdığında arada bir aldığımız, canımız kan sulandırmak istediğinde (?) bir süre alıp bıraktığımız, tertipli alırken bile ilaçtan saymadığımız için doktorumuza söylemediğimiz aspirin var ya! İşte o… Haydi başlamış olalım! 19. yüzyılda yaşamış olan Alman patolog Virchow’un tıkayıcı damar hastalığından ölen hastaların damar yapılarını incelemiş olduğu vakit damar duvarlarında görmüş olduğu ‘sarımsı yağlı yapı’ları ‘aterom’ olarak tanımladığından beri(1), kolesterol yüksekliği ile damar tıkanıklığı arasındaki ilişkiyi biliyoruz. Gene de o dönemde doktorlar kolesterol yüksekliği ile kalp damar hastalığı arasındaki ilişkide hemen hemen ikna olmamıştı, ta ki 1950 senesinde süregelen büyük ve meşhur Framingham çalışmasına(2) kadar… Seneler süresince takip edilen 5.209 tane hasta yardımıyla, bugün kalp damar hastalığına yol açabilecek risk faktörleri tek tek sağlam olarak tanımlanabildi. Kan kolesterol düzeyleri ile damar hastalığının yakın ilişkisi de ilk kez ikna edici halde ortaya kondu. Bu da yetmiyormuş benzer biçimde arkasından dünyanın her yerinden gelen değişik çalışmalarda da yüksek kan kolesterol düzeyleri ile kalp damar hastalığından ölüm ile arasındaki kuvvetli ilişki doğrulandı. Bu bulgular ile Lipid Hipotezi artık kolaylıkla oluşturulabilirdi: ‘Kandaki Total Kolesterol (ya da daha net olarak LDL- fena kolesterol) seviyesi kalp damar hastalığı ile ilişkilidir ve seviyenin düşürülmesi kalp krizi yada öteki kalp damar hastalığı olasılığını düşürür’. Nokta! Doğrusu artık önümüzde bu kadar ikna edici emekler varken ‘kolesterol ile damar tıkanıklığının ilişkisi yoktur’ düşüncesi benzer biçimde bir şımarıklığın içine giremeyiz! Kolesterol düşürme gayreti doğal olarak ki ilk olarak statinlerle ile başlamadı. Rejim önerileri elbet ilk sıra tedavi önerisi idi fakat bu yolla sadece kolesterol seviyelerinde ufak değişimler elde edilebiliyordu. Safra asit sekstranları, nikotinik asit, kolestipol, probukol…

Hepsi statin öncesi devrin ilaçlarıdır. Hem tesirleri hem de hastalar tarafınca tolere edilebilirlikleri kısıtlıdır. Dünyada ilk statin tedavisi 1987 senesinde ABD Birleşik Devletleri’nde ‘Lovastatin’ molekülünün onay alması ile başladı. Mantar kaynaklı olarak üretilen bu ilk statin yardımıyla o devrin doktorları, 80mg’lık doz ile hastalarındaki kolesterol seviyelerini acıklı olarak düşürebildi. İlaçlar fazlaca azca bir yan tesir profili ile LDL kolesterolü averaj %40 oranında indirilebildi. Sonrasında görüldü ki LDL’deki ortalama 40mg/dl düşüş sağlanan her 100 damar hastasının 10’unu ilerideki yeni bir damar hastalığından kurtarmak mümkün olabiliyor(3). Simvastatinden sonrasında 1989 senesinde arkadan gelen pravastatin oldu ve yaygınca kullanıldı. Fluvastatin, atorvastatin, rosuvastatin ve nihayet pitavastatin ile statin ailesi bugünlere ulaştı.

Peki ya yan etkisinde bırakır? Ne pahasına bu sonuçlar elde edildi? Statin kullanılırken karşılaşılan sık yan tesir kas şikâyetleridir. Kullanan hastaların %10’unda görülme sıklığı bildirilmiştir. Gene de arada şunu da söylemek gerekir ki bu en sık yan etkiyi araştıran araştırmacılar, hastalarda bilhassa ‘nosebo’ denen etkiyi de ortaya çıkardılar. Nosebo tesiri, bir tedavinin ihtimaller içinde bir negatif yan tesiri için beklentisi olan hastalarda, bu yan etkinin ilacın hakikaten sebep olabileceğinden de daha sık olarak hastada görülmesidir. Sahiden de çalışmalarda içinde asla statin bulunmayan ‘boş’ ilacı alan hasta grubunda (bu gruba plasebo grubu denir ki bu grup ne ilacı aldığını bilmez) hastaların %30’u almış olduğu ilaca bağladığı kas ağrıları yüzünden ilacı bırakmak zorunda kalmış! Statinlerin kas ağrısı yapabileceğini tedaviden ilkin okuyan ya da öğrenen birisinde kas ağrıları olması gerekenden de fazla görülüyor doğrusu. İnsan psikolojisi bir garip hakikaten! Bir şeye hakikaten inanırsak onu gerçek hale getirebiliyoruz, negatif anlamda olsa bile. Bu sübjektif yan tesir haricinde statin kullanımı ve geliştirilmesi aşamasında en belirgin duraksama ve haklı önyargı, 1998 senesinde ‘Serivastatin’ molekülünün piyasaya sürülmesi ile beraber oldu. Bu molekül ile hastalarda, öteki statinlerle karşılaştırılamayacak sıklıkta kas dokusu harabiyeti (rabdomiyoliz) bildirildi. Serivastatinin niçin öteki statinlerden daha fazlaca rabdomiyoliz yapmış olduğu bile araştırılamadan, molekül üretici şirket tarafınca piyasadan apar topar çekildi.

Bu vaka bazı doktorların statinlerin güvenilirliği ile ilgili inançlarını elbet oldukça sarstı. Çağıl statinlerde rabdomiyoliz ihtimali 10.000’de 1’dir. Derhal aspirin ile karşılaştırmak gerekirse, o ilaçtan saymadığımız aspirini tertipli kullanan her 200 hastadan biri, hayatlarının bir döneminde aspirine bağlı ciddi kanama geçiriyor (mesela beyin kanaması, mide kanaması). Oran hiç de azca değil, değil mi? Şimdi de ‘10.000’de 1’ sıklığına bu gözle yeniden bir bakın… Son aşama kabul edilebilir bir oran olduğu ortada. Bu yan etkinin de derhal tamamının ilacı kesmekle ortadan tamamen kalkacağını da eklersek sanırım bu açıdan endişelenecek bir şey olmadığına ikna olabiliriz.

Bundan sonrasını poliklinikte de bu mevzuyla ilgili en oldukça gelen sorular üstünden, soru-cevap olarak gidelim: Statinler ile karaciğer hasarı olur mu? AST ve ALT dediğimiz karaciğer enzimlerinin yüksekliği ile görülen bu tablo, statin çalışmalarında ortalama %3 sıklıkta görülmüştür. İlacı kesmeseniz bile hastaların %70’inde kendiliğinden düzelir, kalanlar da ilaç değişikliği ve kesilmesi ile tamamen giderilir. Amerikan FDA kuruluşunun son görüşüne gore statin tedavisi altındaki hastaların artık rutin karaciğer enzim takibine bile gerek kalmamıştır! Statinler unutkanlık yapar mı? Demansı (erken bunama) kolaylaştırır mı? Hayır. Bu mevzuda kaygılar olsa da meydana getirilen çalışmalarda statinlerin unutkanlıkla ya da demans gelişimi ile bir ilişkisi bulunmadı. Statinler ile böbrek hasarı olur mu? Yüksek doz statinler ile böbrek hasarı olabileceği bazı çalışmalarda ortaya konmuştur fakat olasılık 1.700’de 1’dir. Statinler şeker hastalığına neden olur mı? Mevcud şeker hastalığımı kötüleştirir mi? Bu probleminin cevabı evettir. Esasen statinlerin yan etkilerini konuşacaksak işte bu şekilde gerçek yan etkilerden bahsetmeliyiz! Son bir emek verme(4) gene yüksek doz, kuvvetli statinler ile takipte tip 2 diyabet gelişim riskinin, asla ilaç almayanlara nazaran 2 kat daha yüksek buldu. Kayda kıymet bir oran. Diyabet kalp damar sağlığını tehdit edici en mühim risklerdendir. Gene de bu çalışmanın sonunda bile yazarlar emek vermeyi ‘Statinler kalp hastalığı ve inmeyi önlemek için oldukça etkili ilaçlardır. Bu emekler temel alınarak hastalara daha ilkin reçetelenmiş statinlerini kesmeleri asla söylenemez.

Sonuçlar, daha ziyade hasta ve doktorun takipte diyabet gelişimi için farkındalığını arttırmalıdır.’ diyerek bitirmişler. Doğrusu demek istiyorlar ki, bu yolda hastada yeni tanı şeker hastalığı gelişebileceğini bilmeliyiz ve hastaları bu açıdan da takip etmeliyiz. Riskleri bilerek yola devam etmek, statinlerin yararlarından azami olarak faydalanabilmemizi sağlar. Statinler kansere neden olur mı? Çalışmalarda statinlerin kanser sıklığını arttırdığını düşündürecek bir bulguya rastlanmadı. Statinler ile iktidarsızlık olur mu? Statinlerin iktidarsızlığa yol açtığını belirten ya da tam tersi iktidarsızlıktan söyleyen yayınlar mevcut. Bu mevzuda son nokta konmadı. İlacı kullandım sonrasında tahlil yapılmış oldu, kolesterolümün düşmüş olduğu söylendi. Artık statini kesebilir miyim? Hayır! Statin yardımıyla kolesterol değerleri istenen seviyelere indiğinde bunu anlamı ‘artık yeter, kati’ DEĞİL, ‘aynen bu şekilde devam edin’dir. İlacı aldığınız sürece değerler o şekilde kalır. Keserseniz kısa zamanda kolesterol değerleri başa döner. Niye kolesterolü düşürmekte, bu ilaçları hastalara kullandırtmakta ısrar ediyorsunuz? Biz bu yolla en düz manası ile yaşam kurtarıyoruz da ondan. İnsanlar günümüzde en sık damar hastalıklarından ölmekte. Damar hastalıklarına pozitif yönde tesir eden her ilaç, direkt ömrün uzaması ile ilişkili. Örnek vermek gerekirse İngiltere’de statin kullanımı ile bir yılda 7.000 kişinin yaşamı kurtuluyor! Bu hem de şu demek: Televizyonlara çıkıp ne olursa olsun kolesterol ilacı kullanmayın demek bir halk sağlığı suçudur! Elbet ısrar edeceğiz. Kolesterol seviyem düzgüsel olmasına karşın tabip niye bana ilaç reçeteledi? Statinlerin yararları yalnız kolesterol seviyesi yüksek iken değil, düzgüsel yada normale yakın iken de yayınlandı(5), (6), (7), (8), (9). Bilhassa kalp damar hastalığını tanısı konmuş kişilerde bu yarar emsalsiz. Ceviz suyu içeyim ben? Naturel tereyağı? Kanıta dayalı tıpta, kolesterol ve damar sağlığına iyi geldiği gösterilmiş tek rejim çeşidi Akdeniz seçimi rejimdir(10). Bu biçim rejimde taze sebze ve meyveler, yemişler (ceviz dâhil), bakliyatlar, patates, tam tahıllar, ekmekler, balık ve deniz ürünleri, zeytinyağı, baharatlar ve otlar yanında beğenseniz de beğenmeseniz de günlük 1 bardak kırmızı şarap tüketimi de vardır. Hayvansal besin tüketimi en azda tutulur. ‘Kanıta Dayalı Tıp’ diye bir kaygınız yoksa tv izlemeye devam edebilirsiniz. Esasen doktorlar ilaç firmaları ile anlaşmalı! Doktorların tedavi kılavuzlarını da büyük firmalar manipüle ediyor! Bizlere ilaç diye zehir yutturuyorlar! Evet. Elvis Presley de ölmedi aslına bakarsan.

Sizin bu kanıtları kabul etmeyip de damar hastalığı için kanıta dayalı başka alternatifiniz var ise biz memnuniyetle ikna olmaya hazırız! Fakat bir dakika! Sakın siz de ‘özgür gezen-organik-doğal-özgür tavuk yumurtası, doğal-köy tereyağı’ firmaları ile anlaşmalı olmayasınız! Statinler, damar hastalığına karşı elimizdeki en mühim silahlardandır. Damar hastalığının yalnız bir ayağı olan kolesterol ile olan savaşımızda yeni ilaçlar da ufukta görünmeye başladı. PCSK9 inhibitörleri denen, 2-4 haftada bir subkutan enjeksiyon ile uygulanan bu ilaçlar, bu harpte bir başka çığırı açacak benzer biçimde görünüyor. Piyasadaki 30 yılını çoktan doldurmuş olan statin ailesinin etkilerini ve yan etkilerini artık iyi biliyoruz. Bu tedaviyi verirken de yolumuzda ne benzer biçimde dönemeçler bulunduğunun da farkındayız. Her şey bir kâr-zarar dengesidir. Bu dengenin kurulmasında doktorunuza güvenin ve aman diyelim, bilimin ışığından ayrılmayın! Sıhhatli Günler!

KAYNAKLAR 1.Virchow R. Phlogose ung Thrombose im Gefassystem, Gesammelte Abhandlungen zur Wissenschaftlichen Medicin. Frankfurt-am-Main, Meidinger Sohn and Company 1856:458-46 2.Kannel, W. B., Gordon, T., & National Heart Institute (U.S.). (1968). The Framingham study: An epidemiological investigation of cardiovascular disease. Bethesda, Md.: United States. Department of Health, Education, and Welfare, National Institutes of Health. 3.Silverman MG, Ference BA, Im K, et al. Association Between Lowering LDL-C and Cardiovascular Risk Reduction Among Different Therapeutic Interventions: A Systematic Review and Meta-analysis. JAMA. 2016;316(12):1289–1297. doi:https://doi.org/10.1001/jama.2016.13985 4.Zigmont, Victoria & Shoben, Abigail & Lu, Bo & Kaye, Gail & Clinton, Steven & Harris, Randall & Olivo-Marston, Susan. (2019). Statin users have an elevated risk of dysglycemia and new‐onset‐diabetes. Diabetes/Metabolism Research and Reviews. 35. e3189. 10.1002/dmrr.3189. 5.McKenney JM, Davidson MH, Jacobson TA, Guyton JR National Lipid Association Statin Safety Assessment Task Force. Final conclusions and recommendations of the National Lipid Association Statin Safety Assessment Task Force. Am J Cardiol. 2006;97:89C–94C. 6.Cohen DE, Anania FA, Chalasani N. National Lipid Association Statin Safety Task Force Liver Expert Açık oturum. An assessment of statin safety by hepatologists. Am J Cardiol. 2006;97:77C–81C. 7.Pasternak RC, Smith SC, Jr, Bairey-Merz CN, Grundy SM, Cleeman JI, Lenfant C, et al. ACC/AHA/NHLBI clinical advisory on the use and safety of statins. Circulation. 2002;106:1024–8. 8.Ridker PM, Danielson E, Fonseca FA, Genest J, Gotto AM, Jr, Kastelein JJ, et al. Rosuvastatin to prevent vascular events in men and women with elevated C-reactive protein. N Engl J Med. 2008;359:2195–207. 9.Stein EA, Amerena J, Ballantyne CM, Brice E, Farnier M, Guthrie RM, et al. Long-term efficacy and safety of rosuvastatin 40 mg in patients with severe hypercholesterolemia. Am J Cardiol. 2007;100:1387–96. 10.Keys A, Grande F. Dietary fat and cholesterol. Am J Public Health 1957;47:1520–1530

14 Ekim 2021 Saat : 12:59
Okunma
hamilyon
devamını oku

Oturan adamların evladı olmayabilir

Etiketler: ,,,
taşikardi Oturan adamların evladı olmayabilir

Tertipli egzersiz icra eden sıhhatli adamların sperm kalitesi, sedanter (düzensiz fizyolojik aktivitenin olduğu ya da fizyolojik aktivitenin olmadığı bir yaşam seçimi) yaşayan hemcinslerine nazaran fazlaca daha iyi. Aşırı kilo ve aktivitenin fazla olmadığı yaşantı erkeklerde azalmış seksüel talep ve aktivite ile de bağlantılı.

“Çalışmaya Çin’deki sperm bankasına sperm veren, yaş averajı 28, ideal kiloda, yüksek okul mezunu, cinsel yolla bulaşan hastalık ve radyasyona maruz kalma hikayesi olmayan 746 adam katıldı.
Araştırmacılar tarafınca katılımcılara ne sıklıkta ve yoğunlukta egzersiz yaptıkları ve başka aktivitelerinin olup olmadığını soruldu. Sonrasında egzersiz seviyeleri ve yoğunlunun baz alındığı bir ölçümleme yapılmış oldu.
Yürüyüş ve ev işi benzer biçimde hafifçe aktivitelerin haftalık MET dakikası (“MET=görevin metabolik eşdeğeri”), koşma ve bisiklet benzer biçimde yoğun aktivitelerin kazandırdığından daha düşük çıktı.
Totalde çalışmadaki adamların yarısı minimum 2.245 MET dakika/haftaya sahipken daha azca etken olanları 526 MET dakikaya, en etken olanlarsa 7.082 MET dakikaya haizdir.
Bilgisayar başlangıcında çalışan ve ağırlıklı tv izleyen adamların sperm parametreleri değişiklik göstermemiştir.

ORTA SEVİYEDE EGZERSİZ YAPILMALI

Aşırı egzersizin de kısırlığa ilişkisinin olduğu yönünde bulgular da mevcuttur. Bu yüzden egzersiz orta seviyede yapılmalı. Fazla sakin yaşantı düşük sperm kalitesi yanında diyabet, aşırı kiloluluk ve kalp hastalığı benzer biçimde problemleri de bununla beraber getirerek çocuk sahibi olmayı güçleştirmektedir.”
Op. Dr. Betül Görgen, “Beyler, eğer sedanter bir yaşantınız ve masabaşı işiniz var ise arabayı ve yürüyen merdivenleri unutun. Kalkın, hareket edin, merdiven çıkın, aracınızı birazcık daha uzağa park etmeyi deneyin ya da otobüsten bir durak ilkin inin ve yürüyün” diyor.

13 Ekim 2021 Saat : 12:58
Okunma
hamilyon
devamını oku

Üretra darlığı(idrar kanalı darlığı)

taşikardi Üretra darlığı(idrar kanalı darlığı)

Üretra, idrarın vücuttan dışarı taşınmasına müsaade eden, penisin ucu ile mesane arasındaki idrar kanalıdır. İdrar yolu darlığı (üretra darlığı) idrarın mesaneden çıkarak rahat bir halde dışarı boşaltılmasına engel olan, ve sonuçta idrarın mesanede birikmesine, mesanenin tam olarak boşaltılamamasına yol açan mekanik bir hastalıktır.. Üretra darlığı, ortalama olarak adamların % 0,5-1’ni etkileyen ve bazı nedenlerden dolayı idrar yolu hücrelerinin(uretra epiteli) hasar görmesi sonucu epitelde yada idrar kanalı gövdesini oluşturan yapının (korpus spongiozum) fibrozisi(Nedbe) ile sonuçlanan bir hastalıktır. Darlık üretranın ve çevresindeki dokunun yaralanması yada zedelenmesi sebebiyle oluşmaktadır. Mesela ciltte olan yaralanmalarda bir gerilme ve yaralanan yerde kalınlaşma(nedbe dokusu) oluşuyorsa, benzeri şekilde üretra yaralanmalarında da bir nedbe-skar dokusu olşmaktadır.. Bu gerilme ve kalınlaşma, üretranın ince boşluğunu tıkadığında idrar üretradan geçemez darlık ölçüsüne nazaran zor geçer ve bu yüzden mesanede birikir, tam boşalmaz. Travmalar, prostat kanseri için meydana getirilen radyoterapi benzer biçimde kimi tıbbi uygulamalar, bu bölgede meydana getirilen bazı cerrahi operasyonlar ve gonore benzer biçimde bazı enfeksiyonlar üretra darlığına niçin olabilmektedir. Üretra darlığına yol açan nedenler, hastanın yaşı ve darlığın yerine nazaran değişkenlik arz etmektedir. Ön uretra darlıkları daha fazlaca inflamasyon(%40), tıbbi müdahaleye bağlı(iyatrojenik-%40) yada travma sonucu oluşurken, posterior uretra darlıkları pelvik fraktür(pelvik kırık) sonrası yada cerrahi girişim sonucu iyatrojenik oluşur. Kimi zaman hiçbir niçin bulunamaz(%15-20). Darlıklar mesane ile penisin ucu içinde bir kaç milimetre ile birkaç santimetre içinde değişen bir uzunluğa haiz olabilir.

Klinik değerlendirme

1-.Klinik öykü

2-Semptom skorlaması (Patient Reported Outcome Measure)

3-Fizik muayene

4-Uroflowmetri ve Ultrasonografi,rezidü idrar miktarı

5-Uretrografi

6-Uretro-sistoskopi (bazı vakalarda)

Uretra darlığı olan hastalar çoğu zaman alt üriner sistem semptom ve bulguları ile başvururlar. İdrar yaparken zorlanma, idrar akımında zayıflama, mesane tam boşaltamama hissi, işeme sonrası damlama, sık wcye gitme benzer biçimde şikayetler ile hastalar başvurur. Kimi zaman hastalar tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, prostatit, epididimit-orşit yada mesane taşı ile gelebilirler. Tam darlıklarda yada tıkanmalarda ise ani asla idrar yapamama(retansiyon) gelişebileceği akılda tutulmalıdır. Uretra darlığında tedavi öncesinde nedene yönelik detaylı öykü alınmalıdır. Fizik muayenede idrar deliği patolojilerinin değerlendirilmesi ve liken sklerozisi denilen olgularda ön üretradaki skar(nedbe) dokularını elle (palpasyon) hissedilmek ehemmiyet arz eder. Uretra darlığı hastalarında işeme testi(üroflowmetri) ile kesinlikle maksimum idrar akım hızı ve işeme paterni değerlendirilmelidir. Mesane patolojilerini değerlendirmek ve boşaltılamayan(rezidüel) idrar miktarını ölçmek için ultrasonografi gerekebilir. Uretra darlığının tam yerini ve uzunluğunu değerlendirmek için retrograd uretrografi(RUG) çekilebilir. Bilhassa önuretra darlıkları tanısı için retrograd uretrografi altın standarttır. Sadece arka uretra darlıklarında ve mesane boynu patolojilerinde RUG yetersiz kaldığından bu valalarda işeme(miksiyonel-voiding) sistouretrografi (MSU) ile RUG kombinasyonu yapılmalıdır.

Teşhisde karar verilemeyen durumlarda darlığın netleştirilmesi açısından uretrosistoskopi gerekebilir. Eş zamanlı dış(eksternal) uretral delik(meatus) yada sistostomi yolu ile meydana getirilen fleksible sistouretroskopi darlıkğın yerini ve uzunluğunu ölçmede mühim bir tanı aracı olabilir. Darlık yeri ve uzunluğu netleştirildikten sonrasında müdahale şekli ve zamanı planlanır.

Tedavi

Uretra darlıklarında tedavi, nedenine(etyolojisine), yerleşim alanına(anterior, posterior), sayısına, dar alanın uzunluğuna, darlığın kesafetine-şiddetine(spongiofibrozis derecesine), daha önceki tedavi girişimleri ve hastanın yaşına gore değişebilmektedir. Nispeten kısa kolay darlıklar endoskopik tedavi edilirken, uzun- karmaşık darlıklar bir yada iki aşamalı açık ameliyat(uretroplasti) ile tedavi edilmektedir.

Üretral geniştetme(dilatasyon): Metal dilatatörler, balon ile dilatasyon yada nelaton kateterlerle yapılabilmektedir. Bu tedavi şekli, kısa segment darlıklarda (<1 santimetre) oluşan skarı açarak hastaya geçici bir sağlayabilmektedir. Çoğu zaman ek hastalıklar olan (komorbiditesi yüksek) ek başka girişimi kaldıramayacak ve sınırı olan yaşam beklentisi olan hastalara uygulanır. Sadece ağır nedbe dokusu(spongio-fibrozis) olmayan kısa darlıklarda ender de olsa tam tedavi(küratif) sağlayabilir. Üretral diltasyonlar; bulber uretra darlığı, Dış delik ve dış deliğe yakın (Meatal- fossa navikülaris) darlıklar, idrar kapağı bölgesi(Sfinkterik darlıklar) darlıkların tedavisinde denenebilir.

İnternal Uretrotomi (İU): Üretrotomi interna 17-20 F Üretroskop ile kısa uretra darlığının soğuk bıçak ile darlığın saat 12 hizasından kesilmesi işlemidir.Bu yöntem ortalama elli senedir yaygın olarak kullanılmaktadır.Üretrotomi İnternal sonrası nedbeli(skarlı) epitel dokusu ikincil yara iyileşmesine bırakılır ve epitelizasyon ile yeni idrar yolu(uretral lümen) ve devamlılığı oluşur. Eğer düzgüsel iyileşme (epitelizasyon) nedbe-skar dokusundan(kontraksiyondan) ilkin oluşursa meydana getirilen işlem başarıya ulaşmış olur aksi taktirde yara kontraksiyonu daha süratli oluşursa darlık tekrarı(nüksü) nerdeyse kaçınılmazdır. Dikkatli hasta seçimi ile (yumuşak kısa bulber darlık<1 santimetre) ortalama %80 oranında başarı yakalanabilir, sadece 2 santimetre uzun, birden fazla(multiple), yoğun-kesif ağır darlıklar (periuretral spongiofibrozisli olgular) ve dış deliğe yakın(distal penil) darlıklarda genel anlamda başarısızlıkla sonuçlanır. İnternal uretrotomi sonrası 3 ay içinde tekrarlayan, yılda üç kezden fazla yeniden eden yada 2 kez başarısız girişim sonrası nüks eden vakalarda açık cerrahi(uretroplasti) tercih edilmelidir. İnternal uretrotomi sonrası uzun soluklu self kateterizasyon başkaca ciddi hastalığı olanlarda(ciddi komorbiditeli), sınırı olan yaşam beklentili, yada başka cerrahi işlem yapılamayacak hastalarda önerilmelidir. Son zamanlarda meydana getirilen çalışmalarda endoskopik cerrahi sonrası yeniden darlık oluşmasını engellemek için meydana getirilen self-dilatasyonun darlık tekrarını azalttığını bildiren yayınlar olasına karşın uzun dönem sonuçlarının hastaneye yatma ve endoskopik girişim riskini azaltmadığı görülmüştür. İnternal uretrotomi başarısı değişkenlik göstermekle beraber %10-80 içinde başarı oranı bildirilmektedir. Değişen başarı oranlarına karşın kolay uygulanması, düşük maliyet, hastanede kısa kalış süresi ve tekrarlanabilir olması sebebiyle üretrotomi interna en sık başvurulan yöntem olarak tercih edilmektedir. Üretrotomi interna ameliyatında en sık görülen ana komplikasyonu darlığın tekrarıdır. Öteki komplikasyonlar (%0,5-5) kanama, hematom, ve epididimo-orşit olarak genel anlamda karşımıza çıkmaktadır. bazı ender olgularda meydana getirilen derin kesilerde(insizyonlar) penil korpus kavernozum ile idrar kanalı(korpus spongiozum) içinde fistüle yol açarak iktidar bozuluğuna(erektil disfonksiyona) yol açabilir.

Meydana getirilen çalışmalarda uretra darlığı tedavisinde soğuk bıçak haricinde çeşitli lazerler (Argon, carbon dioxide, excimer, diode, KTP ve Nd:YAG lasers) kullanılmaktadır. Genel olarak lazer uretrotominin başarısı soğuk bıçak ile aynı olduğu bildirilmektedir.

Uretroplasti: Uretroplasti uretra darlıklarının tam tedavisi için en etkili metottur ve altın standart olarak değerlendirilir. Bu yöntemde darlık bölgesinin çıkarılması ve sonrasında ya uç uca anastomoz ile ya da flep/greft kullanılarak uretral rekonstrüksiyon yapılmaktadır.

1-Darlığın Çıkarılması ve uc-uca anastamoz(Eksizyon ve primer anastomoz): Bu tedavi yönteminde amaç, nedbe dokusunun (fibrotik dokuyu) tamamen çıkatıldıktan sonrasında uretra usulune uygun bir halde(spatüle edilir ve gerilmiş olamayacak şekilde) uç uca anastomoz yapılır. Bu teknikle 2 santimetre altındaki bulber uretra darlıklarında ortalama %90-95 oranında başarı elde edilir. 2cm den uzun darlıklarda (ogmentasyon uretroplastisinin mümkün olmadığı olgularda) uç uca anastomoz gerginliği azaltmak için iki korpus kavernozum dokusu dikkatli bir halde ayrılır. Bu yöntem ile ortalama 5 santimetre darlık uç uca anastomoz edilebilinir sadece buna karşın gerginilik oluşuyorsa keğen kemiğinin bir kısmı kesilebilir(inferior pubektomi). Ek olarak 2 santimetre üstünde bilhassa ön uretra darlıklarında meydana getirilen uc-uca birleştirme(anastamoz) penis uzunlukta kısalma ve penis eğrilileri(kurvatur) oluşabilir. Bundan dolayı uzun segment darlıklarında büyütme(Augmentasyon) uretroplasti tekniklerini kullanmakta fayda vardır.

2-Augmentasyon Uretroplasti: Bu tedavi yöntemi çoğu zaman 2 santimetre’den uzun ve uc-uca anastamoz uretroplastinin uygun olmadığı vakalarda tercih edilir. Bu yöntem bir ya da iki aşamalı yapılmaktadır. Augmentasyon uretroplastide darlık tekrarı %14-15 oranında bildirilmiştir. Uretroplastide greft yada flep kullanımı darlık tekrarı açısından hiçbir fark görülmemiştir. Greft için penil deri, skrotal deri,ağız mukozası, mesane mukozası, ve kolonik mukoza kullanılabilinir. Bunlar içinde ağız mukozası elde etme kolaylığı, saçlı deri içermemesi, düşük komplikasyon ve yüksek başarı oranıyla en sık tercih edilen materyaldir. Ağız mukozası yanaklardan, dudaktan yada dilden elde edilebilir. Ağız mukozası greft kullanımı ile alımı ilgili bildirilen komplikasyonlardan intraoperatif kanama, postoperatif ağrı, infeksiyon, şişme, ve tükrük bezi kanalı yaralanmasıdır. Bazı hastalarda geçici ağız açmakta zorlanma görülebilir. Ada fleb/greft(Onlay greftler) ön, yan ve arka olarak kullanılır. Hem ön hem de arka onlay greft kullanımının 5 senelik başarı oranı ortalama %80-85 arasındadır.

İki aşamalı uretroplastiler: Penil uretrada ve bilhassa başarısız hipospadias cerrahisi yada liken sklerozlu olgularda uygulanmaktadır. Birinci aşamadan sonrasında %10-39 oranında greft skarına bağlıağır darlık(kontraksiyon) görülebilr. Bu yüzden ikinci aşama için 3 ile 6 ay beklemek gerekir.

13 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Varikosel tanı ve tedavisi hakkında

taşikardi Varikosel tanı ve tedavisi hakkında

Varikosel, erkekte kısırlık sebepleri içinde en sık görülenidir. evladımız olmuyor diye başvuran adamların ortalama üçte birinde (%35) varikosel tespit edilir. Tedaviyle düzeltilmesi mümkün bir durumdur. Tedavisi ameliyatla olur. Bilhassa mikrocerrahi teknikle meydana getirilen ameliyatlarda başarı oranları daha yüksektir. Tedavi edilmesini takiben de çiftlerin benimde yaptığım klinik bir çalışmada averaj %38’inde naturel yolla gebelik görülürken, varikosel ameliyatı olamayanlarda bu oran %20 olarak bulunmuştur. Erken tedavi, daha sıhhatli spermlerin üretilmesine ve hatta adolesan varikoseline bağlı küçülmüş bir testisin büyümesine destek olabilir.

Oldukça merkezli (meta-analiz) meydana getirilen bir çalışmada çalışmada muayenede varikoseli bulunan adamların ameliyatla tedavi edilmeleri durumunda, ameliyat yapılmayanlardan ortalama üç kat kat daha çok çocuk sahibi olma şansı elde ettikleri gösterilmiştir. Bilhassa sperm değerleri bozuldukça bu oranın daha da yükseldiği bilinmektedir.

Varikosel Nedir?

Varikosel, testisleri yıkayan kirli kan taşıyan venöz damarların anormal şekildegenişleyip, içlerindeki kanı taşıyamaz olmaları ve neticede kanın geri kaçması durumudur. Bu damarlar, oksijen ve besinler bakımından düşük olan kanı testislerden taşır. Genişlemiş damarlarında oluşan geriakım testislerde şişmeye sebep olur ve beklenen perfüzyon ve sıhhatli beslenme gerçekleşmez. Varikosel bacağındaki varisli damarlara benzer bir damar genişlemesidir. Varikosel hastalığı, erişkinlik öncesi ve gençlerde(adolesan) sık görülür, 10 yaşından ufak adam çocuklarda ender görülür. Erişkin adamların ortalama %15’inde rastlanılır. Çoğunlukla sol tarafta bulunur fakat ender de olsa sağ ya da iki taraflı da gelişebilir. Sağ tarafta bulunan varikosel olgularında, karın içinde damarlara bası icra eden kitleler bakımından dikkatli olunmalıdır. Varikosel kimi zaman tümör (böbrek tümörü) emaresi olarak karşımıza çıkabilir. Bu durumda ultrasonografik araştırma ile araştırılır, eğer olmazsa bilgisayarlı tomografi ya da MR görüntüleme ile daha detaylı incelem edilirler. Varikosel çoğu zaman emare vermez ve ağrısızdır, ve çoğunlukla tedavi gerektirmez.

Varikosel Niçin Olur?

Varikosellerin niçin geliştiği kati bilinmemekle beraber. Varikosel, yapısal bir bozukluktur ve değişik nedenlerden dolayı gelişmiş olabilir.

-Damar içindeki kapakçıkların yetersiz gelişimi sebebiyle olmuş olabilir.

-Bilhassa sol taraf testis damarlarında kan basıncının yüksek olması da bunu yapabilir.

-“Nutcracker” dediğimiz bir fenomenle, testisten çıkan damarların daha büyük damarlar içinde sıkışmasına da bağlı olabilir.

-Ergenlikte testise gelen kan akımının, testisten çıkan kan akımının kaldıramayacağı kadar yüksek olması durumları da varikosel gelişmesinde görevli tutulmaktadır. Kısaca genç erkeklerde süratli cinsel organ büyümesi ile ilişkili olabilir

-Fakat bilhassa sağ tarafta görülen varikosel olgularında karın içinde bası icra eden kitleler de söz mevzusu olabilir.

Varikosel Sperm Kalitesi Testis Üstüne Tesirleri

Varikosel gelişmişse, aşağıdaki nedenlerden biri ya da bir kaçı sonucu sperm kalitesinde ve üretiminde bozulma görülebilir:

1-Testisten drene olamayan kirli kanın geriye doğru testis içine yapmış olduğu basınca bağlı staz ve bunun yarattığı oksijen düşüklüğü.

2-Testislerde erkeklik hormonu olan testosteron salgılayan Leydig hücrelerinde gelişen fonksiyon bozukluğu.

3-Sperm hücrelerinin gelişiminde ortaya çıkan bozulma.

4-Geriye kaçan kan ile beraber böbreklerden ve böbreküstü bezden gelen ve toksik maddeler içeren kirli kanın testislere geri akması.

5-Testislerde ısı artımı (normalde testisler skrotum içinde vücut ısısından 2 ila 3 aşama daha düşük ısıda çalışırlar, bu ısı artarsa sperm üretimi de bozulabilir).

6-Gonadotropin ve androjen hormonlarının salgılanmasında bozulmalar.

7-Sperm hücreleri ile bu tarz şeyleri saran doku tabakaları (lamina propria-ekstrasellüler matriks-germinal epitel) içinde yazışma bozukluğu.

8-Genişlemiş damarlar içinde biriken nitrik oksit (NO) varikoseli olan erkeklerde üreme fonksiyonlarını bozarak çocuk olmasını önleyebilir .

9-Etkilenen testisin küçülmesi(atrofi). Testis oldukça sayıda sperm üreten tübüllerden oluşur. Varikoselde bu tübüller zarar görür testis küçülür ve yumuşar. Testisin küçülmesine neyin sebep olduğu açık olammakla birlikte venöz kan (kirli kan) birikiminin yarattığı baskıdan söz edilebilir.

Sempton: Varikosellerde çoğu zaman semptom olmaz. Bazı durumlarda, künt-keskin ağrıya kadar değişen bir skalada ve derecelerde ağrı olabilir. Ağrı, ayakta ve eforla artar, gün süresince devam eder, sırt üstü yatınca hasta rahatlar.

Varikoseli hasta kendiside fark edebilir yada rutin bir fizik muayene esnasında yada daha büyük bir yaşta kısırlık değerlendirmesi esnasında ebeveynleriniz yada bir tabip tarafınca fark edilebilir.

Varikosel Tanısı ve Derecelendirilmesi

Varikosel tanısı koymak çoğu zaman nispeten basittir. Doktorunuz detaylı bir tıbbi öykü alacak ve var ise belirtileriniz hakkında sorular soracaktır.

Varikosel tanısı klinik muayene ile konulur. Ultrason ve Dopplerin,bazı durumlarda bilhassa reflü tespitinde ve miktarını atama etmede katkısı vardır. Sıcak ortamda ve hasta ayakta iken elle muayene yapılır. Bu sırada ıkındırılarak (Valsalva manevrası) damarlarda gözle fark edilemeyen genişlemeler de hissedilmeye çalışılır. Muayene bulgularına nazaran varikosel 3 dereceye ayrılır:

1. Aşama: Sadece ıkındırma ile fark edilen, hafifçe derecede varikosellerdir.

2. Aşama: Düzgüsel solunumda fakat sadece elle muayenede fark edilen, orta derecede varikosel.

3. Aşama: Uzaktan gözle bile fark edilebilen büyük varikoseller.

Varikosel ekarte etmek tabip muayenesi oldukça önemlidir. Doktorunuz dış cinsel organlarınızı dikkatlice inceleyecektir. Skrotumda, ayakta iken ve/yada ıkınırken ortaya çıkan variköz damarlar tanı koydurur. Şişmiş damarlar “kurtcuk dolu poşet” benzer biçimde hissedebilir. Her iki testis boyutlarını karşılaştırmak için birlikte incelenmelidir. Varikoselden etkilenen testis çoğu zaman daha küçüktür. Hasta muayene edilirken ilkin yatar pozisyonda damarlar denetim edilir. Bu sırada geriye doğru boşaltılır ve derhal arkasında ayağa kaldırılarak boşalan damarların kanla dolma derecesine bakılır. İşte bu sırada damarlarda ortaya çıkan değişimler yukarıdaki skalaya nazaran derecelendirilir. Varikosel ne kadar büyükse, tedaviden de o denli fazla yarar sağlanılır.

Doppler ultrason ile varikosel muayenesi bazı durumlarda istenir. Damar çapları ve geri akımın doğrulanması için kullanılır. Bilhassa skrotumu ufak olan ya da artmış yağ dokusu sebebiyle iyi bir değerlendirme yapılamayan yada evvel ameliyat olmuş şimdi ise kontrole gelen bazı erkeklerde gerekebilir. Fakat gene de tanıda aslolan olan, elle muayenedir.

Adolesan yaşlarda (11 ile 16 yaş arası) varikosel değerlendirilirken testis hacmi de ölçülür. Eğer hacimde küçülme var ise, ameliyat endikasyonu koyulur. Ameliyatı takiben olguların %50 ila %80’inde ileri yaşlarda testis yeniden düzgüsel hacmini kazanabilmektedir. Eğer varikosel olan taraftan testis hacmi diğerine gore %10-20 azalmış ise, ya da aralarında 2-3 ml’den fazla fark var ise, bu ameliyat için bir göstergedir.

Tedavi: Varikosel tedavisinin tek yolu cerrahidir, sadece tüm hastalar ameliyattan yarar görmez.

Varikosel Ne Vakit Tedavi Edilmelidir?

1–Ağrı yapıyorsa, günlük yaşantıyı etkileyen hastalık var ise

2-Sperm değerlerinde bozulma başlamışsa.

3-Varikosel olan testis hacmi diğerinden 3 mL ya da %10’dan daha çok geri kalmışsa

4-GnRH verildiği vakit kanda LH ya da FSH hormonunda aşırı bir yükselme oluyorsa

5-Ağır bedensel spor yada emek verme hareketi yapanlarda, mevcut varikoselin ilerleyeceği düşünülerek ameliyat yapılması da önerilmektedir.

6-Kati olmamakla beraber, sperm DNA muhteviyatında hasar gelişmiş erkekler de ameliyattan yarar görebilirler.

7-İki taraflı varikosel var ise

8-Kozmetik amaçlı yapılabilir

Cerrahi:

Cerrahi girişim, genişlemiş damarların kasıktan ufak bir cerrah kesi ile bu genişlemiş damarlar bağlanır, böylelikle kirli kan bu genişlemiş damarlar yerine daha sıhhatli damarlara yönlenmiş olur ve vakit içinde bu variköz damarlar atrofiye olarak kaybolur.

Mikrocerrahi: Cerrahi girişimin mikroskop altında-mikro cerrahi yöntem- ile yapılması; daha etkin neticeleri elde edilmesini açısından ve oluşabilecek komplikasyonların en aza indirilmesi açısından tercih edilmesi ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. Bu yöndemle çıplak gözle görülemeyen lenf damarları korunur ve oluşabilecek komplikasyon görülme riski azalır, lenfatik akış engellenmemiş olur.

Laparoskopik: Varikoselektomi Laparaskopik olarakta yapılabilir, sonuçlar birbirine benzerdir

Ameliyattan sonrasında en sık görülen komplikasyonlar nedir?

– Testis etrafındaki skrotumda sıvının toplanması

(hidrosel oluşumu)

– Testisin küçültülmesi (testis hipotrofisi)

– Testisin azalmış fonksiyonu

Anjiyografik Tıkama: Daha azca çoğunlukla, varikosel tedavisinde anjiyografik oklüzyon isminde olan bir prosedür kullanılır. Variköz damarlara hususi bir sklerozan madde enjekte edilir ve bu madde damarlarda çöker ve tıkaç oluşturur,Anestezi gerektirmez sadece ışın(ışınım) maruziyeti olur

Ameliyatın Yan Tesirleri – Komplikasyonları

Nüks edebilir. Fakat mikrocerrahi teknik ile yaplmışsa nüks oranı oldukça düşüktür; %1.

Hidrosel dediğimiz, testis çevresinde sıvı birikimi. Bu da mikrocerrahi teknikle meydana getirilen ameliyatlardan sonrasında yok denecek kadar azalmıştır; %0,4. Testis arterlerinde, sinirlerde ve lenf damarlarında yaralanma. Mikrocerrahi teknikte bu komplikasyonlar beklenmez. Bunların haricinde testis iltihabı, kanama, hematom, anesteziye ilişik komplikasyonlar benzer biçimde ender problemler de gelişirse de, uygun tedavi ile düzeltilebilirler.

Ameliyattan Sonrasında

2 gün sonrasında düzgüsel günlük faaliyetlere geri dönebilirsiniz. Rahatsız bulunmadığınız sürece, 2-4 hafta sonrasında egzersiz benzer biçimde daha yorucu aktivitelere dönebilirsiniz. Bu ameliyattan meydana gelen ağrı çoğu zaman hafiftir, sadece birkaç gün yada hafta süresince devam edebilir. Doktorunuz ameliyattan sonrasında ağrı kesici ilacı sınırı olan bir süre için reçete edebilir. Bundan sonrasında doktorunuz size asetaminofen yada ibuprofen benzer biçimde reçetesiz ilaç almanızı önerebilir. Sıkı külot yada bir jockstrap(Suspansuar) giymek, testislerdeki basıncı hafifleterek de destek olabilir.

Sperm kalitesinde düzelme semen analiziyle görülmeden ilkin ameliyattan birkaç ay geçecektir. Bunun sebebi, yeni spermlerin gelişimi ve ameliyatı tesirleri ortalama 3 ay içinde ortaya çıkmasıdır.

12 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Pektus ekskavatum (kunduracı göğsü) nedir ve niçin oluşur?

taşikardi Pektus ekskavatum (kunduracı göğsü) nedir ve niçin oluşur?

Yanıt: Halk içinde kunduracı göğsü yada çökük göğüs olarak ta malum pektus ekskavatum (PE), göğüs duvarı yapısal bozukluklarının en sık görülenidir.

Toplumda inanç tahtası olarak malum göğüs ön duvarında yer edinen sternum kemiğinin çöküklüğü ile karakterizedir. Niçin oluştuğu tam olarak bilinmemekle beraber, kaburgaların kıkırdak kısmının anormal büyümesi söz mevzusudur. Aşırı büyüyen kıkırdak kısımlar sözünü ettiğimiz inanç tahtası kemiğinin arkaya doğru çökmesine niçin olur.

Genetik geçiş gösterilmemiş olsa da hastaların %40’da aile öyküsü vardır.

300 ila 400 canlı doğumda 1 görülür. Erkeklerde bayanlara oranla 4 katı daha sık görülür. %85 oranda doğumdan sonraki ilk yılda fark edilir. Kimi zaman “güvercin göğsü” ile beraber görülebilir ve asimetriye niçin olabilir.

Sual: Peki bu yapısal bozukluğun kişinin sağlığı üstüne negatif tesirleri nedir?

Yanıt: Aslına bakarsak yok denecek kadar azdır. Sadece çöküklüğün derecesine bağlı olarak akciğer ve kalp üstüne bası ortaya çıkabilir. Çöküklüğün fazla olduğu bireylerde solunum fonksiyonları negatif etkilenebilir. Aynı şekilde inanç tahtasının derhal arkasında bulunan kalp daha çok sola yer değiştirir. Kalbin sağ karıncığına olan bası kalbin her atımda akciğere yollamış olduğu kirli kanın hacminde azalmaya ve kalbin bir miktar daha çok çalışmasına niçin olabilir. Sadece gene de bu durum sık değildir ve göğüs duvarının düzeltilmesi ile bu tür olumsuzluklar ortadan kalkar.

PE’un aslolan negatif tesiri kozmetiktir. Göğüs duvarındaki çöküklük okul çağı yada erişkinlik periyodu çocuklar açısından özgüven yitirilmesine yol açan bir durumdur. PE olan çocuk spor aktivitelerinden uzak durur. Göğüs şeklini kapatmak için kat kat giyinir. Fizyolojik temastan kaçınır. Arkadaşları ile arasına mesafe koyar. Onların evinde kalmaz. Beraber tatile gitmez yada gitse de yüzmez. Bu özgüven eksikliği okul başarısını da negatif etkisinde bırakır.

Sual: Pektus ekskavatum iyi mi tedavi edilir?

Yanıt: PE’un kabul görmüş, ameliyat dışı bir tedavi stratejisi yoktur. Bugüne dek tanımlanmış olan ameliyat dışı yöntemlerin anatomik düzelme sağladığına dair elimizde bilimsel bir veri yoktur. Dolayısıyla günümüz için geçerli tedavinin cerrahi bulunduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde göğüs cerrahları tarafınca en oldukça tercih edilen iki ameliyat vardır.

Bunlardan ilki ”modifiye ravitch” dediğimiz “açık ameliyat”, diğeri ise “nuss ameliyatı” dediğimiz kapalı ameliyat. İlk ameliyat göğüs ön duvarında dikey yada yatak görece uzun bir kesi gerektirir. Meme dokusu altında yer edinen kaslar kaldırıldıktan sonrasında inanç tahtasının her iki tarafında yer edinen kaburgaların kıkırdak kısımlarından bir miktar çıkarılması ve inanç tahtası dediğimiz sternum kemiğinin düzeltme işlemine doğal olarak tutulmasından ibarettir. Ek olarak tekrardan çökme gelişmesini önlemek amacıyla sternum kemiğinin üstüne yada altına çeşitli metale benzeyen plaklar da uygulanabilmektedir.

Nuss yöntemi dediğimiz “Kapalı ameliyat” ise göğüs duvarının her iki yanından daha ufak kesiler ile “lorenz barı” dediğimiz çelik bir plak uygun biçim verilip sternum arka duvarına yerleştirilmesinden ibaret bir işlemdir. Bu işlem torakoskopi dediğimiz bir kamera sistemi kullanılarak uygulanır.

Avantaj ve dezavantajlarına nazaran iki yöntemi kıyaslayacak olursak;

Açık ameliyat görece daha uzun sürer ve göğüs ön duvarında daha uzun bir iz olur.

Kıkırdak çıkarılması sonrası torasik konstriksiyon dediğimiz göğüs kafesinin daralması kapalı ameliyatta neredeyse olmaz iken, açık ameliyatın en istenmeyen risklerinden biri ve bu durum solunum fonksiyonlarında bir miktar bozulmaya niçin olabilir.

Açık ameliyat sonrası göğüs duvarı zayıflar, stabilitesi ve gücü kısa sayılamayacak bir süre azalır. Kapalı ameliyatta is çöküklüğün düzeltilmesi amacıyla sternum kemiği arkasına konan çelik bar sebebiyle bu şekilde bir durum söz mevzusu değildir.

Kapalı ameliyatta ise ameliyat sonrası açık ameliyata nazaran daha çok ağrı olur. Bu ameliyatta kullanılan çelik bar bu süre içinde kalp masajı gerektiren bir durum söz mevzusu olursa engelleyici ve zorlaştırıcı olabilir. Gene bu barın averaj 2 yıl sonrasında çıkarılması gerekir ki bu da ikinci bir ameliyat anlamına gelir.

12 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
hamilyon
devamını oku

Aşırı kilo, idrar yollarında taş hastalıklarına niçin olabiliyor

taşikardi Aşırı kilo, idrar yollarında taş hastalıklarına niçin olabiliyor

İdrar yollarında taş; rejim, aşırı kilo, bazı tıbbi durumlar ve çeşitli ilaçlar sebebiyle oluşabilir. Böbrekte oluşan bu taşlar; üreter, mesane (idrar torbası), üretradan oluşan idrar yollarının herhangi bir kısmını etkileyebilir.

İdrar Yollarında Taş Olmasının Emareleri Nedir?

‘’ Böbrek taşı, kimi zaman hiçbir emareye niçin olmadan idrarla atılır. Sadece taşın boyutu büyükse, böbrekten sonrasında üretere geçtiğinde tıkanmaya sebep olabilir. Üreter, böbrek ile mesaneyi birbirine bağlayan ince boru şeklinde bir organdır. Böbrek taşı, bu ufak boru içinde sıkışırsa idrar akışını engeller ve idrar böbrekte toplanmaya adım atar. Bu durum sırtta bel hizasında, yanlarda yada kaburga altında ani başlangıçlı keskin bir ağrıya niçin olur. Ağrı, karın ve kasığa yayılabilir. İdrar yaparken ağrı ya da yanma hissi görülebilir. Bunların haricinde idrar yollarında taş durumunda görülen öteki semptomlar: Pembe/kırmızı idrar, idrarda fena koku ya da bulanıklık, devamlı idrara sıkışma hissi, bulantı ve kusma, ateş şeklinde sayılabilir. İdrar yollarında taş oluşumuna risk hazırlayan durumların bir araya gelmesi taş oluşumuna sebep olabilir. İdrar içinde kristal oluşturabilecek kalsiyum, ürik asit, okzalat benzer biçimde maddelerin fazla olması, idrarda kristal oluşumunu engellemiş olan maddelerin ise azca olması idrar yollarında taş oluşmasıyla sonuçlanabilir. ‘’

Böbrek Taşı Türleri Nedir?

Oluşan taşın türünü saptamak, ileride taş oluşumu tekrarının önlenmesinde ehemmiyet taşır.‘’ Kalsiyum taşları, en sık görülen taş türüdür, çoğu zaman kalsiyum okzalat kristalleri şeklinde görülür. Cips, fıstık, çikolata, ıspanak benzer biçimde okzalat açısından varlıklı yiyecekleri tüketmek; kalsiyum taşı oluşma riskini arttırır. Ürik asit taşları, erkeklerde bayanlara gore daha sık görülür. Gut hastalığı olanlarda, kemoterapi tedavisi alanlarda da bu hastalık görülebilir. Protein içinde ne olduğu varlıklı rejimle beslenmek, ürik asit taşı açısından risk oluşturabilir. Strüvit taşları, idrar yolları enfeksiyonuna bağlı olarak oluşabilen taşlardır, boyutları çoğu zaman büyük olduğundan idrar yollarında tıkanmaya sebep olabilirler. Sistin taşları, ender görülen bir taş türüdür. Sistinüri adlı genetik hastalığı taşıyanlarda gözlenen bir durumdur. Bir kişide, bir ya da daha çok risk faktörü varlığında böbrek taşı oluşma ihtimali artar. Bu faktörler: Kişinin kendisinde yada ailesinde böbrek taşı öyküsü olması, azca sıvı tüketimi, değişik beslenme tipleri, mesela oldukça tuzlu yiyecek tüketimi, aşırı kiloluluk , sindirim sistemiyle ilgili hastalıkların bulunması, geçirilmiş mide, bağırsak ameliyatları, sistinüri benzer biçimde bazı genetik hastalıklara haiz olmak, diüretik, antiepileptik, kalsiyum temelli antiasit benzer biçimde bazı grup ilaçların kullanımı böbrek taşı oluşmasına yol açabilir. ‘’

11 Ekim 2021 Saat : 1:05
Okunma
hamilyon
devamını oku

Aritmi Nedir? Aritmi Çeşitleri Nedir?What is Arrhythmias? What is types of Arrhythmias?

taşikardi Aritmi Nedir? Aritmi Çeşitleri Nedir?What is Arrhythmias? What is types of Arrhythmias?

Aritmi Nedir? Aritmi Çeşitleri Nedir?

Aritmi terimi, kalbin normal döngüsünde oluşturduğu elektrik atımındaki değişimi ifade eder. Kapteki elektrik atımı çok hızlı olabilir, çok yavaş olabilir, düzensiz olabilir.

Arrhythmia-hamilyon.com

Arrhythmia-hamilyon.com

Bu da kalbin hızını yani kan pompalama hızını arttırabilir, azaltabilir ya da düzensiz bir pompalama işlemi oluşur. Eğer kalp doğru düzgün kan pompalamazsa, akciğer, beyin ve diğer organlar düzenli bir şekilde çalışmaz, ya çalışmayı durdurur, ya da zarar görür.

normal kalp atışı videodaki gibidir. Görüldüğü üzere normal kalp atışı belirli bir düzende ve hep aynı şekilde gerçekleşir.

aritmi- ventrikuler-tasikardi

aritmi-ventrikuler-fibrilasyon

aritmi-heart-block

aritmi-bradikardi

aritmi-atriyal-tasikardi

aritmi-atriyal-fibrilasyon

Aritmi Çeşitleri nelerdir?

  • Atriyal Fibrilasyon = üst kalp odacığı düzensiz bir şekilde kasılır
  • Bradikardi = yavaş kalp atımı
  • İletim bozuklukları = Kalp normal bir şekilde atmamaktadır.
  • erken kasılma = erken kalp atması
  • Taşikardi = çok hızlı kalp atımı
  • Ventriküler fibrilasyon = kalbin alt odacığının düzensiz kasılması
  • Diğer ritm bozuklukları

 

  • Çocuklarda ritm bozukluğu

Normal kalp atışı güçlüdür, kalp pompası bir yumruk atmadan biraz daha kuvvetlidir. Kapalı devre kan sistemine düzenli ve durmadan kan pompalar.

  • Her gün ortalama olarak bir insanın 100,000 kez kalbi atar (kasılma ve gevşeme), ve 3000 litre kan pompalar.
  • 70 yıllık bir insan ömründe ortalama kalp atışı 2,5 milyardan fazladır.

 

What is Arrhythmias? What is types of Arrhythmias?

 

11 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Varikosel nedir ? Niçin oluşur? Iyi mi tanı konur? Tedavisi nedir?

taşikardi Varikosel nedir ? Niçin oluşur? Iyi mi tanı konur? Tedavisi nedir?

Varikosel görülme sıklığı ve oluşum mekanizması

Testisin drenajını elde eden pampiniformis venlerin anormal dilatasyonu ve tortiozitesi olarak tanımlanan varikosel sözü ilk 1843 senesinde Curling tarafınca kullanılmıştır. Varikosel adam infertilitesinin en sık görülen ve tedavi edilebilir patolojisidir.

Meydana getirilen epidemiyolojik emekler ile varikoselin genel populasyonun %15’inde , infertilite kliniklerinde ise %19-41 oranında görüldüğü saptanmıştır. Avrupa üroloji derneği kılavuzuna gore varikoselin erişkin erkenlerin %11.7’sinde saptanmasına karşılık anormal sperm parametreli hastaların %25.4’ünde varikosel saptanmaktadır. Erken adölesan dönem itibari ile görülebilen varikosel 10 yaş altında nadiren saptanmaktadır. Sol testisde sağa oranla daha sık oranda görülmektedir. Tek başına sol varikosel görülme sıklığı %90 iken sağ tarafta görülme sıklığı %2’dir. Her iki testisde saptanma oranı %0-1 iken infertilite kliniklerinde bu oran %20 olarak saptanmıştır.

Varikosel gelişiminde başlıca 3 kuram varlığı kabul edilmektedir; sağ ve sol testis toplayıcı damarlar arasındaki anatomik farklılıklar, toplayıcı damara olan reflü (geri akım) ve testis toplayıcı damarın parsiyel obstruksiyonudur.

Sağ ve sol testiküler toplayıcı damarlar arasındaki anatomik farklılıklar: Sağ testisin toplayıcı damar direkt vena kavaya oblik bir halde bağlanırken bu durum sol tarafta tamamen farklıdır. Sol testis toplayıcı damarı, sol böbrek toplayıcı damarına dik bir açı ile bağlanır. Sol böbrek toplayıcı damarı, sağ böbrek toplayıcı damarına gore yaklasık 8-10 santimetre daha üst seviyede ana toplayıcı damara bağlanmaktadır. Bu yüzden sol testis sağa nazaran daha çok tazyik ve rölatif olarak daha yavaş bir kan akımına maruz kalmaktadır.

Toplayıcı damara olan reflü (geri akım): İnternal spermatik ven yapısında valv yokluğu yada yetersizliği ve toplayıcı damar kollaterallerin varlığı kanın geriye doğru reflüsünü kolaylaştırmaktadır. Meydana getirilen bir çalışmada varikoselli 659 hastanın venografilerinde %73’ünde valv saptanmamıştır.

Testis toplayıcı damarın parsiyel obstruksiyonu: Ana atardamar ve bağırsakları besleyen atardamar içinde seyreden sol testis toplayıcı damarın kompresyona uğraması sonucu testis drenaj bozulmaktadır.

Varikosel oluşum mekanizmaları

Varikosel oluşumu mekanizması günümüzde hala tartışmalıdır. Bilhassa adölesan dönemdeki fizyolojik değişimler ve altta yatan toplar damar anomaliler birlikteliğinde artan testis kan akımı varikoseli klinik olarak saptanır hale getirmektedir. Meydana getirilen birçok emek verme göstermektedir ki varikosel varlığında testisde hasar gelişimi olmaktadır. Testis hasarını açıklamaya yönelik şu ana kadar çeşitli hipotezler kabul edilmektedir.

Testis içi ısı artışına bağlı gelişen hasar varikoselin en yaygın kabul edilen teorisidir. Meydana getirilen çalışmalarda averaj 33 0C olan testis içi ısının varikosel varlığında 35-36 oC’ ye ulaşmış olduğu saptanmıştır. Toplayıcı damarlarda kan göllenmesine bağlı gelişen ısı artışı sperm üretiminin durmasına niçin olmaktadır. Skrotum içi ısı dengesi skrotum ve damar ağının anatomik yapısı yardımıyla sağlanmaktadır. Skrotumun ince cilt yapısı, ciltaltı yağ dokusunun olmaması ve dartos kasının yüzey alanını ayarlaması ısı dengesini sağlamaktadır. Pampiniformis ven (testisin toplayıcı damar ağı) ağına komşuluk gösteren testis içi arter arasındaki ısı alış verişi testis içi ısı dengelenmesindeki ana rollerden birini oynamaktadır. Karın bölgesinden gelen yüksek ısılı kan daha düşük ısılı kan taşıyan pampiniformis venler tarafınca soğutulmaktadır. Bu mekanizma toplayıcı damar kan ısısının daha düşük olduğu vakit gerçekleşmektedir. Varikoselin bu mekanizmayı bozmuş olduğu düşünülmektedir. Meydana getirilen çalışmalarla varikosel operasyonu sonrası testis içi ısının düzgüsel düzeylere gerilediği gözlenmiştir.

Testis hasarını açıklamaya yönelik öteki bir hipotez artan testis içi basınçtır. Artan testis içi basınca bağlı onkotik ve hidrostatik tazyik değişikliği gelişebilir. Bunun sonucu değişen hücrelerarası sıvı denge değişikliği hormonların taşınmasını etkileyebilir. Ek olarak devamlı damar kasılmalarına bağlı gelişen beslenme bozukluğu sperm ürtiminin etkilenmesine niçin olabilir.

Varikosel ile hormonal ilişki meydana getirilen emekler ile ortaya konulmuştur. Leyding hücrelerin de fonksiyon bozukluğu (testosteron üreten hücreler), tübüler yapıda bozulma, interstisyel fibrozis ve azalmış sperm üretimi benzer biçimde etkisinde bırakır varikoselin toksik tesirleri arasındadır. Leyding hücre fonksiyon bozukluğuna bağlı testosteron düzeyinde azalma görülebilir. Sperm üretiminin sıhhatli bir halde sürdürülebilmesi için minimum 20 ng/dl testis içi testosteron düzeyi olması gerektiği meydana getirilen emekler ile gösterilmiştir. Aynı çalışmada testis içi testosteron düzeyinin serum düzeyinden bağımsız olarak varikoselli hastalarda belirgin olarak düşük olduğu bildirilmiştir.

Varikoselin testiküler hasarını açıklamaya çalışan öteki hipotezlere bakıldığında; böbrek ve böbreküstü bezinden geri kaçağa bağlı artan testis içi hormon düzeyinin sperm üretimini etkileyebileceği bildirilmiştir. Toplar damarda göllenmeye bağlı artan oksijensiz ortamın sonucu gelişen reaktif oksijen radikallerinin sperm üretiminden, sperm fonksiyon bozukluğuna kadar tüm seviyelerde hasara niçin olabileceği gösterilmiştir. Öteki bir hipotez olarak kabul edilen Anti-Sperm Antikor (ASA) seviyesinin varikoselli hastalar daha yüksek oranda bulunmuş olduğu saptanmıştır. İnfertilite ile başvuran hastaların ortalama %10’unda ASA saptanırken, varikoseli olan hastaların %24-32’sinin seminal sıvılarından ASA saptanmaktadır.

Varikosel muayenesi ve Tanısı

Avrupa Üroloji Derneği kılavuzuna nazaran varikosel tanısı klinik muayeneile konur ve Renkli Doppler ultrasonografi (USG) ile teyit edilebilir. Fizik muayene ile saptanamayan fakat meydana getirilen görüntüleme şekilleri ile ortaya konan varikosel subklinik varikosel olarak adlandırılmaktadır. Skrotal ultrason, renkli doppler USG, Venografi, Termografi, Sintigrafi ve Mr Angio tetkikleri kullanılabilcek destek görüntüleme yöntemleridir. Varikosel tedavisinde skleroterapi yada embolizasyon benzer biçimde seçenekler kullanılacaksa tanının radyolojik olarak teyit edilmesi gerekmektedir.

Varikosel tanısında mühim olan fizik muayene ayakta ve yatar pozisyonda sıcak bir odada yapılmalıdır. Yatar pozisyonda skrotum asimetri, damar genişlemesi benzer biçimde durumlara karşı gözlemlenmelidir. Ayakta spermatik kord, testis boyutu ve kıvamı palpasyonla değerlendirilmelidir. Peşinden pampiniformis venlerin yapısı valsalva manevrası öncesi ve sonrası incelenmelidir. Varikosel sınıflandırılmasında 1970 senesinde Dubin ve ark. tarafınca oluşturulan derecelendirme sistemi kullanılmaktadır;

Subklinik varikosel: Fizik muayene ile tesbit edilemez, radyolojik olarak ortaya konur.

Aşama (Grade I) varikosel: İstirahatte iken emare vermeyen, valsalva ile tesbit edilen varikoseldir.

Aşama (Grade II) varikosel: Ayakta iken pampiniformis pleksus palpe edilebilir fakat göz ile farkedilmez

Aşama (Grade III) varikosel: Valsalva gerektirmeksizin dışarıdan görmekle farkedilebilen varikoseldir.

Hastaların varikosel mauyenesi esnasında testis muayeneside yapılmalıdır. Testis erişkin dönemde 20 cc den fazla olmalıdır. Orkidometre ile ölçüm yapılabilir. Varikosele bağlı testis kıvamında yumuşama gelişebilsede bu tam olarak ortaya konamamıştır.

Varikoselin tanısında kullanıbilecek radyolojik görüntülemeler;

Sktoral ultrasonografi: Obez hastalarda, daha öncesinden cerrahi operasyon geçiren hastalar ve ufak fizik muayenede zorlanılan durumlarda (ufak testis, yüksek skrotal yerleşimli testis) yapılması önerilmektedir. Hasta ayakta ve yatar pozisyonda iken ölçümler yapılır. İstirahat ve valsalva manevrası arasındaki fark varikosel hakkında informasyon verir. Ölçülen ven çapları varikosel hakkında informasyon verirken ortak bir konsensus sağlanmış değildir. Kabul edilen bir görüşe nazaran pampiniformis pleksus içinde üç ve daha çok venin incelenmesi ve bir venin çapının 3 mm den daha çok olması subklinik varikosel tanısı için kafi görülmüştür. Öteki bir çalışmaya gore ven çapının istirahat ile valsalva içinde 1 mm den daha çok olmasıda subklinik varikosel tanısı konulabileceği bildirilmiştir.

Renkli Doppler USG: İnternal spermatik toplayıcı damar valsalva manevrası öncesi ve sonrası gelişen geri akım saptanmasıyla varikosel tanısı konulabilir. Ölçülen geri akım süresine gore 1 saniyeden kısa devam eden kısa süreli, 1-2 saniye içinde devam eden intermittan ve 2 saniyeden daha uzun devam eden kalıcı yada devamlı geri akım olarak sınıflandırılmıştır; kısa ve intermittan geri akımın fizyolojik olduğu kalıcı yada devamlı geri akımın varikosel tanısında anlamlı olduğu belirlenmiştir.

Venografi: 1966 senesinde Ahlberg tarafınca ilk kez tanımlanmıştır. Varikosel tanısında altın standart olarak kabul edilmekle beraber uygulanması uzun ve girişimsel bir işlem olması sebebi ile güncelliğini yitirmektedir. Skleroterpi yada embolizasyon tedavisi uygulanacak hastalarda ve tekrarlayan varikosel tedavi uygulanacak hastalarda toplar damar drenajı göstermek amacı ile uygulanabilmektedir.

Termografi: Sktoral ısı sıhhatli bireylerde vücut sıcaklığına nazaran 3-4 oCdaha düşüktür. Varikoselli hastalarda artan testis içine geri akım sonucu testis ısısının arttığı meydana getirilen emekler ile gösterilmiştir. Yüksek hassasiyetli kameralar yada ısıya duyarlı termostripler ile meydana getirilen ölçümler ile ısı artışının saptanması ile varikosel tanısı konulmaktadır. Her iki testis arasındaki 1 oC’lik fark varikosel tanısı konulmasında yeterlidir.

Sintigrafi: Pleksus pampiniformideki toplayıcı damarda kan göllenmesinin Tc99 (Teknesyum 99m) kullanılarak gösterilmesi ile varikosel tanısı konulabilmektedir. 1980’lerin başlangıcında popüler olan bu yöntem tekniğin vakit alıcı ve hassasiyetinin düşük olması sebebi ile günümüzde önermini yitirmiştir.

Varikosel tedavisinde endikasyonlar

İnfertilite varikoselin tedavisinde en mühim endikasyondur. Amerikan Üroloji Derneğine bağlı olan infertilite komitesine nazaran varikosel tedavisi öncesi şu faktörler kesinlikle incelenmelidir;

Eş durumu; düzgüsel fertil olması yada halledilebilir faktörün olması

Varikoselin fizk muayene yada şüpheli durumda USG ile gösterilmesi

Evli çiftin infertilitesinin lüzumlu tsetler ile gösterilmiş olması

Hastanın spermiogramında bir yada birden fazla parametresinde anomali bulunduğunun gösterilmesi

Sperm parametrelerinde anormallik olan evli olmayan ve ondan sonra çocuk sahibi olmayı planlayan evli hastalar varikoselektomi operasyonu için adaydırlar.

Varikosele bağlı ağrı ile başvuran hastalar inguinal bölgeye yayılan künt bir ağrı tanım ederler. Bu ağrı hastalar tarafınca çekilme yada ağırlık hissi olarak tanım edilmektedir. İlk olarak skrotal elevasyon, analjezik tedavi, ve öteki nedenlere bağlı ağrı değerlendirilmesi benzer biçimde konservatif yaklaşımlar uygulanmalıdır. Cerrahi tedaviye, konservatif yaklaşımlardan yarar görmeyen hastalarda karar verilmelidir. Meydana getirilen emekler ile varikoselektomi operasyonu ile ağrının büyük oranlarda düzeldiği gösterilmektedir. Fakat operasyonun hastalar üstündeki plasebo tesirinin bilmesi gereklidir.

Birçok klinisyen tarafınca düşük testosteron seviyesi yada takipte azalan erkeklik hormonu seviyesi operasyon endikasyonu olarak kabul edilmektedir. Meydana getirilen emekler ile varikoselin leyding hücreler üstüne olan negatif tesirleri ortaya konulmuş ve varikosel operasyonunun bu patolojiyi düzelttiği gösterilmiştir.

Adölesan dönemde varikosel operasyonun fertilite üstüne tesiri net olarak ortaya konamamıştır. Adölesan dönemde tedavi endikasyonu her iki testis içinde %10-20 oranında (ortalama 2 cc) hacim farkının gelişmesidir.

Varikoselde tedavi şekilleri

Adam infertilitesinde en sık uygulanan cerrahi tedavi varikoselektomidir. Cerrahi tedavi ile infertilitenin düzeltilmesi yada önlenmesi planlanmaktadır. İlk 1900’lu yılların başlangıcında açık skrotal cerrahiler ile gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Varisleşmiş toplayıcı damarların komplet çıkartılması yöntemi olan bu cerrahi teknikte atardamarlar yapıların belirlenememesi sonucu gelişen testis atrofisi riski yüksektir. 1949 senesinde Palomo inguinal iç halka seviyesinde, atardamar ve toplar damar dallanamasının minimum olduğu bölgede internal spermatik toplayıcı damarın bağlanmasını önermektedir. Gubernaküler ve external spermatik venin denetim edilememesi sebebi ile tekrarlama oranları meydana getirilen emekler ile yüksek bulunmuştur. Adölesan dönemde nüks oranı %15-40 içinde saptanmıştır. Riccabone ve ark. hidrosel oranını %13 oranında bildirmişlerdir.

Laparoskopik varikoselektomi palomo tekniğinin retroperitoneal bir yaklaşımla yapılmasıdır. Laparoskopinin sağlamış olduğu büyütme ile arter ve ven daha iyi saptanabilmektedir. Açık palomo tekniğine nazaran nüks oranı %15-20 arasındadır. Yüksek maliyet ve major organ yaralanması riski sebebi ile günümüzde uygulanabilirliğini yitirmiştir.

İnguinal varikoslektomi operasyonu ilk kez 1960 senesinde İvanissevich tarafınca tanım edilmiştir. İnguinal kanal hizasından meydana getirilen kesi ile spermatik kord ve testise kolayca ulaşılabilmekte ve tüm toplayıcı yapılar araştırılmaktadır. 1985 senesinde Marmar ve ark. mikroskopik varikoselektomi operayonunu tanımlamışlardır. Subinguinal olarak tanım edilen bu yaklaşımda inguinal kanalım açılmaması sonucu süratli bir iyileşmenin sağlanmaktadır. Fakat bu seviyede arter ve ven dallanmasının oldukça çok olması sebebi ile operasyon karışık bir hal alabilmektedir. Obez ve inguinal cerrahi operasyonu geçirmiş hastalarda tercih edilebilir.

Skleroterapi yada anterior skrotal skleroterapi internal spermatik toplayıcı damar okluzyonu varikoselin öteki bir tedavi yöntemidir. %4-11 oranında nüks oranı bildirilmektedir. Ara toplayıcı damarların tıkaçlarla kapatılması mümkün olmaması nüksün ana nedenidir.

Varikoselin fertlite üstüne neticeleri

Varikoselektomi hastaların %60-80’inin sperm tetkiklerinde belirgin düzeyde iyileşmeye niçin olduğu bilinmektedir. Gebelik oranları %20-60 içinde değişmektedir. Goldstein ve ark. çalışmlarında gebelik oranlarını %69 olarak bildirmişlerdir. Marmar ve ark. meta-analiz çalışmalarında palpabl varikoseli ve sperm parametlerinden minimum bir tanesi bozuk olan hastalarda varikoselektomi ile kendiliğinden gelişen gebelik oranının 2.8 kat arttığını göstermişlerdir. Azospermik varikoselli hastalarda meydana gelen varikoselektomi operasyonu sonucu %60 yakın oranlarda semen analizinde sperm görüldüğü bildirilmiştir.

Varikoselin cerrahi tedavisinde seçilecek en iyi yöntemin belirlenmesinde kapsamlı bir araştırma olmadığından kati bir yanıt verilememektedir. Çayan ve ark. yapmış olduğu bir meta-analiz çalışmada mikroskopik varikoselektomi spontan gebelik oranı öteki konvansiyonel yöntemlere gore daha yüksek bulunmuştur. Nüks ve hidrosel oranıda öteki yöntemlere gore daha düşük bulunmuştur.

Varikosel operasyonu komplikasyonları

Varikosel Operasyonu sonrası komplikasyon olarak başlıca nüks, hidrosel, testis atrofisi ve sinir ile sperm kanalı hasarından bahsedilebilir. 2014 Avrupa Üroloji Derneği kılavuzuna gore komplikasyonlar görülme sıklığı aşağıdaki tabloda verilmektedir.

10 Ekim 2021 Saat : 1:00
Okunma
hamilyon
devamını oku

Koah balon tedavisi ve yararları

taşikardi Koah balon tedavisi ve yararları

KOAH Nedir ?

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılan Koah hastalığı, akciğerlerde bulunan ve bronş isminde olan hava keseciklerinin tıkanması sonucu; solunum güçlüğü, öksürük ve nefes darlığı benzer biçimde şikayetlere neden olan kronik bir hastalıktır.

KOAH tedavisi neder?

KOAH için en oldukça malum tedavi yöntemi; halk içinde fıs fıs diye malum, nefes açıcı (bronkodilatatör) ilaçların kullanımıdır.

Nefes açıcı ilaçlar sizi rahatlamıyorsa rahat nefes almanıza yaramıyorsa ne yapabilirim?

Eğer nefes darlığınız var ve nefes açıcı ilaçlar ile düzelmiyorsa alternatif tedaviler son yıllarda artmaktadır.

Bu tedavilerden en iyisi KOAH balon tedavisindir.

KOAH balon tedavisi nedir ?

Sigara ve tütün kullanımı ve fena hava koşulları sonucunda nefes borusunda daralma, bolca balgam ve balgam yaratan hücrelerde kalınlaşma tespit edilen hastalarda nefes borusunun temizlenmesi ve genişletilmesidir.

Bu işlem iyi mi yapılır?

Bu işlem Bronkoskop denilen nefes borusunun içini görmemize yarayan özel kameralar yardımıyla yapılır. Özel geliştirilmiş balonlar ile bronkoskop yardımıyla daralmış nefes borusunun içine girilir. Bu bölgede akciğere zarar vermeyecek şekilde şişirilir. Bu bölgedeki balgam temizlenir ve kalınlaşmış balgam hüçreleri kazınarak dışarı atılır. Hastanın Nefes borusu genişletilerek daha rahat nefes alması sağlanır.
Bu işlem genel anestezi altında hasta uyutularak yapılmaktadır. İşlemin avantajları:

● Ağrısız ve acısız olması

● İşlemden derhal sonrasında gündelik hayata dönüş

● Tekrarlanabilir olması

● Yaş sınırı olmaması

● Vücuda yabancı cisim yerleştirilmemesidir.

Bu işlem sonrası hastalar rahat nefes almakta, merdiven ve yokuşu rahat çıkmakta, gündelik hayatlarını yaşarken başkalarına muhtaç olmaktan kurtulmakta ve oksijen tüpü ihtiyaçları azalmaktadır.

Bu işlem tekrarlamak gerekir mi?

Sigara içmeye devam eden solunum fizyoterapisini yapmayan hastalarda nefes darlığı tekrarlamaktadır. Bu durumda hastaya yeniden balon ile temizlşik yapılabilir.

10 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
hamilyon
devamını oku

Pektus cariantum (güvercin göğsü) nedir ve tedavisi nedir?

taşikardi Pektus cariantum (güvercin göğsü) nedir ve tedavisi nedir?

İman tahtasının (sternum) öne çıkıklığıdır. Kunduracı göğsüne gore daha ender görülür.

Erkeklerde 3 kat daha çok görülür. Genel toplumda %0.06 (10,000’de 6 kişide). Çoğu zaman ergenlikte fark edilir (11-15 yaş).

Şikâyetleri nefes darlığı, süratli soluma, acele yorulma, Zatürre ve %20’sinde doğumsal kalp hastalıkları vardır; ritim problemi, vs.

Başka hastalığı olmayan ve düzeltme istemeyen hastalarda herhangi bir girişime gerek kalmamıştır. Cerrahi düzeltme (Açık cerrahi düzeltme ve Kapalı Abramson bar düzeltme ameliyatları) çoğunlukla görüntü için kozmetik amaçlı yapılır. Toplumsal fobiyi de ortadan kaldırır, hastanın öz itimatı tekrardan kazanılır

Ameliyatsız tedavi de mümkündür; bilhassa inanç tahtasının orta ve alt kısmındaysa öne çıkıklık “Kompresiv Korse Yöntemi” ile 24 ayda düzelme sağlanabilir; %75 Başarı sağlanır.

Yandaş başka hastalık yoksa spor yapılmasında bir engel hal yoktur.

Açık ve Kapalı iki ameliyat yöntemi vardır:

a-) Açık modifiye Ravitch yöntemi (bar kullanılmaz) ve

b-) Kapalı Abramson Bar Yöntemi (3 yıl sonrasında için bir ameliyatla bar çıkartılır).

Gerek Açık gerekse Kapalı ameliyatla meydana getirilen düzeltme ameliyatlarının başarısı oldukça yüksektir (%95-99).

Ameliyattan sonrasında ağrı olabilir, sadece günümüz analjezi ve anestezi teknikleri yardımıyla ağrı oldukça iyi denetim edilebilmektedir.

Ameliyattan sonrasında hasta çoğu zaman 4.-5. Gün taburcu edilir. Reçetesi düzenlenir. Günlük pansuman yaptırmalıdır. 10. Gün, 1.-3.-6.-12.-24.-36. Ay kontrollerine çağrılır.

*Güvercin göğsü için KORSE tedavisi iyi mi yapılır?

Hastanın ölçülerine ve çıkıklığın bölgesine nazaran hazırlanan korseyi hasta, minimum 18-24 ay süreyle günde 8-12 saat kesintisiz kullanımı gerekir. 24 ayın sonunda başarı oranı: %70-75’dir.

*Korse tedavisinde başarı oranı nedir?

C: 24 ayın sonunda başarı oranı: %70-75’dir.

9 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Bu Besinler Kanserden Koruyor!

taşikardi Bu Besinler Kanserden Koruyor!

AHUDUDU

Vücuttaki toksin maddeleri dışarı atar, kanı temizler. Vücudadinçlik verir. Ateş düşürücü tesiri sebebiyle alev ateş hastalıklarda faydalıdır. Romatizma, nıkris, kansızlık ve verem hastalıklarına karşı yararlıdır. İdrar söktürücü özelliğiyle  kabızlığı giderir. Olgunlaşmış, taze Ahududu bolca oranda A vitamini barındırır ve fazlaca faydalıdır. Dokuları sıkılaştırıcı ve güçlendirici tesiri vardır.

TURP

Karaciğere fazlaca yararlı bir gıda olan turp tam bir karaciğer dostudur. Karaciğeri kuvvetlendirir ve şişliğini indirir. Sarılığa karşı da faydalıdır. Böbrek kumlarını ve safra taşlarını dökmeye destek verir. Romatizma ve siyatikte faydalıdır. Astım ve bronşit şeklinde solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.

Uyarıcıdır. İştah açar. Mikrop öldürücüdür. Vücudu ve dişetlerini kuvvetlendirir. Kalp ve damar sağlığına yararlı olmasının yanında kansere karşı da koruyucu etkilere haizdir. Şeker hastalarına da faydalıdır. Turp cilt bakımı için de yararlıdır. Cilde tazelik, saçlara ise parlaklık verir. Sivilce ve egzamayı geçirmeye destek sağlar.

BÖĞÜRTLEN

Vücuttaki zararı olan maddelerin temizlenmesine destek verir. İyi bir antioksidandır. Tansiyonu düşürür ve bedeni kuvvetlendirir.Hanımlarda görülen beyaz akıntıları kesmeye destek verir. Olgun Böğürtlen idrar söktürücüdür ve kabızlığa iyi gelir. Ham Böğürtlenin ise ishal kesici özelliği vardır ve fazlası kabız yapabilir. Böğürtlen gözleri kuvvetlendirir ve ayaklardaki şişkinliği azaltır. Basura iyi gelir.

FESLEĞEN

Sakinleştirici özelliği ile vücudu rahatlatır. Enerji verir. İştah açıcıdır. Hazımsızlığı giderir. Öksürüğü ve baş dönmesini keser. Ağız içindeki yaralara karşı faydalıdır. Arı sokmasında zehrin tesirini azaltır. Çayı yapılıp içilirse bağırsak gazlarını giderir. Cildi rahatlatır. Fesleğen ilehazırlanan losyonlarla saç derisine masaj yapılırsa saç köklerini sağlamlaştırır. Fesleğen yağı selülit şikâyetlerini azaltır.

KIRMIZI BİBER

Beta karoten ve C vitamini açısından varlıklı birbesin olan Kırmızıbiber bağışık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara,bilhassa de kolera şeklinde bulaşıcı hastalıklara, karşı direncini arttırır. Sindirimi kolaylaştırcı ve iştah açıcı tesiri vardır.

İshali kesmesinin yanında, iyi bir idrar ve gaz söktürücüdür. Kansere karşı etkili bir koruyucudur. Ferahlatıcı ve solunum sistemini açıcı özelliği ile soğuk algınlığı, grip, bronşit şeklinde solunumyolları hastalıklarına ve öksürüğe iyi gelir. Romatizma, diş ve boğazağrılarını hafifletir. Sinirleri yatıştırır. Cinsel gücü arttırır.

DOMATES

Bilhassa lif açısından varlıklı kabuklarıyla yenildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsakların tertipli çalışmasına yardımcıolur ve kabızlığı giderir. İyi bir idrar söktürücüdür ve vücuttaki zararı dokunan maddelerin uzaklaştırılmasına destek verir. Böbrek taşlarının düşürülmesineyardımcı olur. Kanı temizler. Kanseri, bilhassa de prostat kanserini önlemede fazlaca etkilidir. Kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Damar sertliği ve romatizmaya iyi gelir. Yaşlanmayı geciktirir. Cilde tazelik verir.

YEŞİLÇAY

Yeşil çay insan ömrünü uzatır ve insan sağlığına fazlaca faydalıdır! Rejim yapanlar muhakkak kullanmalıdır!
Anti hipertansif tesiri, anti bakteriyel tesiri, antiviral tesiri ve nöroprotektif tesiri vardır.
Kalp rahtsızlığı olanlar, Aşırı kiloluluk, Parkinson, Alzheimer benzer biçimde hastalıklar bazı kanser türlerinde yeşil çay oldukça fakat oldukca faydalıdır. Kalp hastalıklarını önlemede ve yavaşlatmada yeşil çay içenler içmeyenlere nazaran %26 daha azca risk taşımaktadırlar.

Bakteriyel ve viral hastalıklara karşı direnç sağlar. Nörodejeneretif hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Alerjilere iyi gelir. Artrit’ e iyi gelir. Kemik- mineral yoğunluğunu arttırır. Bağışıklık geliştirmeye destek verir.Grip emarelerini ve soğuk algınlığının yok etmede mühim bir yardımcıdır.

Meme, pankreas, yumurtalık, kolerektal, ağız, kolon ve prostat kanseri benzer biçimde çeşitli kanser türlerine karşı müdahalede yeşil çay faydalıdır. İltihapları ve ödemleri engeller. Diyabetle mücadelede yeşil çay size yararlı olabilir. İnmeleri engellemede etkilidir. Zindelik verir. Kan basıncını düzenler. Aşırı kiloluluk ve damar hastalıklarında dengeli beslenme ve egzersizle beraber uygulandığında oldukça yararlı sonuçlar vermektedir. Şeker hastalığını önlemede son aşama faydalıdır.

KİVİ

Lif açısından da varlıklı bir gıda olan kivi bağırsaklarıçalıştırarak sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Vücudu ve bağışıklık sistemini sağlamlaştırır. Nezle ve grip benzer biçimde soğuk algınlıklarına iyi gelir. Nefes açıcı tesiri ile astımlılara faydalıdır. Başta göğüs kanseri olmak suretiyle, kanser oluşumuna ve ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeler. Tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürür. Karaciğeri çalıştırır ve kanı temizler. Kansızlığa ve mide hastalıklarına iyi gelir. Yaşlanmanın ciltteki emarelerini azaltır.

CEVİZ

İçerdiği Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri yardımıyla beyin ve zekâ gelişimini destek sunar. Vücuda enerji verir. Hafızayı kuvvetlendirir. Vücuttaki zararı dokunan maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardım eder. Kolesterolü düşürmeye yardımcıdır. Hazımsızlığı giderir. İshal, kabızlık ve dizanteriyi giderir. Göğüs ağrılarında ve öksürükte faydası görülür. Ceviz yağı Bağırsak kurtlarını döker. Ciltteki lekelere sürülüp ovulursa lekeleri giderir. Nasırlara sürülürse iyileştirir. Ceviz, Bal ile beraber yenirse basura iyi gelir.

9 Ekim 2021 Saat : 1:04
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir? – What is calcium channel blockers heart medicines?

taşikardi Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir? – What is calcium channel blockers heart medicines?

Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir?, What is calcium channel blockers heart medicines?

Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları, piyasada ksiyum antogonist ya da kalsiyum blokers olarakta bilinir.

 

Kalsiyum kanal bloklayıcı ilaçlar nelerdir?

  • Amlodipine (Norvasc, Lotrel) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Diltiazem (Cardizem, Tiazac) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Felodipine (Plendil) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Nifedipine (Adalat, Procardia) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Nimodipine (Nimotop) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Nisoldipine (Sular) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.
  • Verapamil (Calan, Verelan) kalbin pompalama kuvvetini düşüren kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilacıdır.

diltiazem-kalp-ilaci-hamilyon-kalsiyum-beta-blockers

diltiazem-kalp-ilaci-hamilyon-kalsiyum-beta-blockers

Kalsiyum Kanal Bloklayıcı kalp ilaçları neye yararlar?

kalsiyum kanal bloklayıcı , kalsiyumun kalp hücrelerine ve kan damarlarına hareketini kısıtlar. Kalbin pompalama kuvvetini düşürür ve kan damarlarını rahatlatır.
Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları ne için kullanılır, neyi tedavi eder?

  • Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp ilaçları, yüksek kan basıncını tedavi eder. Kalsiyum kanal bloklayıcı kalp  ilaçları aynı zamanda, bazı aritmilerde ( kalbin normal ritminde atmaması- taşikardi bradikardi vb.) kalp kasına gelen kanı azaltarak gögüs ağrısını ( anjin) azaltır.
8 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
hamilyon
devamını oku

Hastalıklara Çözümler Bu Sitede

taşikardi Hastalıklara Çözümler Bu Sitede

Alternatif tıp ve normal tıp ile ilgili her türlü sorunuzu buradan size detaylı olarak cevaplıyoruz. Doktorlarımız sizinle özel ihtimamla ilgilencekler. Bu işlemler tamamiyle ücretsizdir. Herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Sorularınızı bize çekinmeden sorabilirsiniz.

hamilyon.com-kalp-hastaliklari-site

hamilyon.com-kalp-hastaliklari-site

8 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku

Gençler ve Fitness

taşikardi Gençler ve Fitness

 

Bu yazıda bahsedilen vücut geliştirme sporu yarışma düzeyinde olmamakla birlikte dayanıklılık ve güç egzersizlerini kapsamaktadır. Meydana getirilen ağır ve bilinçsiz vücut geliştirme egzersizleri büyük, ufak tüm bireylerde risk oluşturmaktadır. Hali hazırda mevcut olan bu risk genç ve çocuklarda daha yüksektir.

Buluğluk öncesi , sırası ve sonrasında kesinlikle tavsiye edilen fizyolojik aktivite hakkında birçok vurgunculuk bulunmakta.

Bu sorular bir çok süre ebeveynlerin gençleri spor salonlarından uzak tutması ile sonuçlanmakta. Bu soruları tek tek inceleyelim

Vücut geliştirme boy uzamasını engeller mi?

Vücut geliştirmenin boy uzaması hususunda meydana getirmiş olduğu etkiyi daha doğru bir halde irdelemek için ilk olarak boy uzamasının mekanizmasını incelememiz gerekir.

Gelişme çağlarında bulunan evlatların ve gençlerin kemiklerinin ucunda epifiz tabakasında gelişme plakları bulunur . Bu plaklarda bulunan hücreler çoğalarak kemiklerin uzunlamasına büyümesini sağlar ve boy uzar. Birçok insan vücut geliştirmenin epifiz plaklarına zarar verdiğini, buna bağlı olarak büyümenin yavaşladığını ve durduğunu iddia etmekte .

Gerçek ise bu inanıştan oldukça değişik!

Amerikan pediatri derneğinin son emekleri gösterdi ki , ağırlık egzersizleri gençlerde boy uzaması ve kalp damar hastalığı riskini değiştirmemekte. Doğal olarak ki bu mevzuda birkaç fark noktası karşımıza çıkıyor.

  • Egzersiz vücut ağırlığı ile yada düşük ağırlıklar ile yapılmalıdır.

Vücut ağırlığı ile meydana getirilen egzersizler epifiz plaklarına (gelişme plakları) düzgüsel hayatta vücudun yapmış olduğu baskıdan daha çok baskı yapmaz. Böylece gelişme plaklarınızı koruyarak gelişiminizi güvence altına alabilirsiniz. Bununla birlikte gelişme plaklarında kırık meydana gelse bile gelişme durmayabilir ( Bu hususta araştırmalar devam etmekte. )

Ek olarak meydana getirilen egzersiz  hormon düzeylerini  pozitif yönde yönde etkisinde bırakır. Bu sebeple genç yaşta meydana getirilen doğru egzersiz boy uzamasını pozitif yönde etkisinde bırakır.

  • Tekniğe itina gösterilmeli ve yine sayılarına dikkat edilmelidir.

Meydana getirilen egzersizlerin kemik ve kaslarda meydana getirmiş olduğu baskı noktaları oldukça önemlidir. Bu baskı noktalarını doğru alanda tutmak için tekniğe itina gösterilmeli ve eğitmen nezaretinde egzersiz yapılmalı. Meydana getirilen egzersizlerde yeniden sayıları 5’den azca 15’den fazla olmamalıdır.

Gençlerin vücut geliştirme yapması zararı dokunan mı?

Dayanıklılık ve güç egzersizlerinin doğru oranda ve doğru teknikle uygulanmasının çocuk ve gençlerde zararı dokunan değildir.

Meydana getirilen araştırmalarda minik yaşta egzersiz halletmeye süregelen bireylerde ileri yaşlarda meydana gelebilecek birçok hastalığın sıklığının azaldığı görülmüştür.

Vücut geliştirmeye kaç yaşlarında başlanmalıdır?

Amerikan pediatri derneği uzmanları dayanıklılık ve güç egzersizlerine başlama yaşlarının minimum 8-9 olması icap ettiğini belirtiyor. Daha erken başlanan güç ve dayanık sporları mental ve fizyolojik olarak zararı olan olabilir.

Gençler supplement kullanabilir mi?

Birçok supplement doğru zamanda ve dozda kullanıldığında bilhassa 15-18 yaş arası ustalaşmış sporcularda, performansa katkı sağlar. Ek olarak doğru kullanım gençlere zarar vermeyecektir.

Doğal olarak ki supplement kullanmadan ilkin doktorunuz ile görüşmeli, gereksinimleri belirlemeli ve doğru yönde supplement kullanmalısınız.

Ağırlık egzersizlerinin gençler için yararları

Daha sıhhatli bir vücut için tavsiye edilen ağırlık egzersizlerinin birçok faydası bulunmakta. Bunlardan bazılarını inceledim.

Zihinsel gelişim

Meydana getirilen araştırmalarda ağırlık egzersizlerinin gençlerde nörolojik gelişimi desteklediği ve buna bağlı olarak koordinasyon kabiliyetinin arttığı görülmüştür.

Ruhsal gelişim

Minik yaşta spor salonları , açık alan egzersizleri ve öteki tüm toplumsal ortamlarda boy gösteren genç ve evlatların yazışma becerisi , paylaşma ve güvenme duygusunun gelişimi hızlanır. Bununla birlikte kendine itina göstermeyi öğrenen genç ve çocuklar kendine itimat duyar , toplumda başarı göstermiş olmaya bir adım daha yaklaşır.

Tüm sporlarda görülen bu ruhsal tesir çocuk ve gençlerin gelişimi için oldukça önemlidir.

Vücut kitle indeksi

Minik yaşta başlanan ağırlık egzersizlerinin ileri yaşlarda meydana gelecek obeziteyi ve buna bağlı olarak oluşacak diyabet, kalp damar ve benzeri hastalıkları engellediği görülmektedir.

Vücut kitle indeksinizi hesaplamak için tıklayın.

Dikkat edilmesi gerekenler

Çocuklarda ve gençlerde egzersiz yaparken dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan birkaç nokta bulunmakta. Bu tarz şeyleri gelin birlikte inceleyelim.

Ağırlıkları dikkatli kullanın

Daha oldukça ağırlık daha süratli gelişim anlamına gelmez. Ağırlıkları kas , eklem ve tendonlarınız hazır olmadan arttırmaya çalışmanız sakatlık riskini arttırır . Bu sebeple yaptığınız egzersizde kullandığınız ağırlığı arttırmadan ilkin mevcut ağırlık ile nizami olarak 15 yine yapabilmelisiniz. Ek olarak ağırlığı mevcut ağırlığın %10’u kadar arttırmalısınız.

Patlayıcı güç egzersizlerinden kaçının

Uzmanlar anlık güç gerektiren ve ” patlayıcı güç egzersizleri ” olarak tabir edilen bu egzersizleri kemik ve kas gelişimi tamamlanmadan ilkin yapmanızı tavsiye etmiyorlar. Bu tip egzersizler sık sık yaralanmanıza ve gelişiminizin sekteye uğramasına sebep olabilir.

Büyük kas gruplarını güçlendirin

Bir ya da birkaç kas lifine odaklanan izole egzersizler yerine birden fazlaca kas grubunu çalıştıran bileşik egzersizlere ehemmiyet verin. Böylece yaralanma riskiniz azalır , kas ve kemik gelişiminiz pozitif yönde yönde etkilenir. İzole ve bileşik kas grupları hakkında bir yazımız mevcut : Hangi Egzersiz Tipini Seçmelisiniz ? İzole vs Bileşik

Beslenmenize dikkat edin

Hücre büyümesinin ve çoğalmasının zirve noktasına ulaşmış olduğu gençlik ve çocukluk çağlarında beslenmeye daha çok dikkat edilmesi gerekir. Antrenmanlar sonrasında artan gıda ihtiyacı ile katlanan protein, karbonhidrat ve yağ açığını iyi hesaplamalı ve tam olarak karşılamalısınız.

Bu zamanda rejim yapmaktan kaçının ve sıhhatli beslenmeye dikkat edin.

Aşırı antrenman yapmayın

Süratli bir halde gelişimini sürdüren bedeniniz aşırı antrenman sonucunda meydana gelen hasarı karşılamakta zorlanabilir. Bu sebeple asla fazla egzersiz yapmayın. Bu hem gelişiminizi hem de mental performansınızı sekteye uğratır. Egzersizlerinizi 20 ile 60 dakika içinde tutun.

7 Ekim 2021 Saat : 1:02
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Yarışma Öncesi Kilo Düşme Taktikleri

taşikardi Yarışma Öncesi Kilo Düşme Taktikleri

Yarışma Öncesi Kilo Düşme Taktikleri

Her siklet sporunda sporcular olabildiğince düşük sikletten yarışmalara katılmalıdırlar. Bu yazıda siklet sporlarında yapılabilecek tüm tartı hilelerini öğreneceksiniz. Buna bilhassa kilo düşmek diyorum bundan dolayı kısa süre sonrasında geri alacaksınız bu bir zayıflama yöntemi değil ve en önemlisi sıhhatli bir yönü yok. Sıhhatli bir halde kilo düşebilirseniz ve eğer yarışma tartıdan bir gün sonrasında ise rakiplerinize karşı ciddi bir güç avantajına haiz olmuş olursunuz. Sıhhatli bir halde kilo düşememişseniz ve yarışma tartı ile aynı gündeyse benim anlatacağım yol muhtemelen en sıhhatli yöntemdir. Yarışma ile tartı içinde 24 saat ya da daha çok bir süre var ise sporcular toparlanma için ihtiyaç duyulan süreye haiz olduklarını düşünerek  daha tehlikeli yolları deneyebilmektedir.

Planlı bir halde kilo kaybedememişseniz müsabakaya kısa vakit kaldığında büyük sıkıntılar yaşarsınız. Kısa zamanda yağ yakımı olması beklenmemelidir. Vücuttan çeşitli yöntemlerle su atılması sağlanır ve bu süre uzarsa ya da fazlaca su kaybedilirse vücudun elektrolit dengesi bozulacağından sıhhat için mühim problemler ortaya çıkabilecektir. Performansınızın düşmesi bir yana sağlığınızdan hatta hayatınızdan olabilirsiniz. Burada anlatılacak her şey birer tavsiyedir.  Antrenörünüze ve doktorunuza danışmadan hiçbirini yapmayın.

Kısa zamanda kilo düşmek en kolay vücuttan sıvı atılmasıyla olacaktır. Bu mevzuda asla diüretik vb. herhangi bir ilacı asla kullanmamalısınız. Vücudunuzda oluşabilecek yan etkisinde bırakır sonucu sağlığınızı kaybettiğinizde girdiğiniz yada gireceğiniz hiçbir müsabakanın, alacağınız hiçbir madalyanın önemi olmayacaktır. Ailenizi ve sevdiklerinizi düşünün.

Çoğu zaman sporcular eğer 3-4 kilo kaybetmeleri gerekiyorsa. Herhangi bir çaba göstermeden ve yorgunluğa sebep olmadan son 24 saat sıvı ve katı besin alımını keserek kafi olmadığı durumlarda tartı öncesi saunaya girerek, sauna eşofmanlarla hafifçe tempolu koşu, epsom tuzu banyosu , ip atlama, bisiklet vb. egzersizler yapmış olup su kaybederek kilo düşerler. Bu esnada harcadığınız efor sizin müsabakaya ne kadar güç kaybederek çıkacağınızı belirler. Araştırmalara bakılırsa 24 saatte güvenli bir halde vücut ağırlığınızın %5’i kadar kilo düşebilirsiniz. 2007’de meydana getirilen bir öteki araştırmaya gore %2’den fazla kayıpta aerobik performansınız ve psikolojiniz düşmeye başlıyor.

Vücut sıvılarının tekrardan tesis edilmesi ve glikojen depolarını doldurmak minimum 24 saat, en fazla 72 saat sürebilir. Depoların uzun süre boş kalması kaslarınızda, beyninizde ve hormon dengenizde kalıcı hasara bile sebep olabilmektedir. Tayland’da dövüşçüler tartıdan sonrasında kendilerini acele toparlamak için serum vb. takviyeler kullanmaktadır. ( IV) Geçmişte dövüşçüler bunu nadiren uygulama ihtiyacı hissederken günümüzde Tay sporcuların neredeyse tamamı bunu uygulamaktadır.

Bu mevzuda son yedi gün iyi mi kilo düşebileceğiniz hakkında bazı şekilleri  maddeler halinde anlatmak isterim.

  Yağlar fena değildir.

Vücudumuzdaki yağlar ile yediğimiz yağlar aynı değildir. Ne olursa olsun hiçbir vakit yağ alımını kesmeyin. Balık yağı, zeytin yağı, tereyağ şeklinde gıdalar vücudun hormon üretimi için gereklidir. Bilhassa omega 3 insülin duyarlılığını geliştirerek kilo kaybını kolaylaştırır (uzun solukta).

Mühim bir nokta da şu: Beslenmenizdeki yağ miktarını azaltmanız, çoğu zaman daha çok karbonhidrat yemeniz anlamına geliyor. Azca yağlı yiyecek iddiasında olanlar farkına varmadan daha fazlaca beyaz pirinç, unlu gıda, şeker ve nişastalı besinler yemeğe başlıyor.

Bilhassa doymuş yağları azaltıp yerine karbonhidratları koyduğunuz süre, ne kilonuz ne de toplam kolesterol düzeyiniz zannettiğiniz kadar azalıyor. Azalsa bile arzu edilen hedefe varılamıyor. Ek olarak yağları azaltıp karbonhidrat ağırlıklı bir beslenmeye geçmek ilkin trigliseridi yükseltiyor, bir süre sonrasında da iyi kolesterol HDL’yi düşürüyor.

Ek olarak yağı azalttığınız için doymuyorsunuz. Bu durumda daha çok yiyip kilo almaya başlıyorsunuz. Bir başka mühim nokta da fark edilmeden yoğunlaştırılan karbonhidrat kazanımı pankreasınıza insülin üretmesi için baskı hayata geçirmeye başlıyor. Bu baskı hem kilo almanızı kolaylaştırıyor hem de insülin direncine yol açarak bir süre sonrasında şeker hastalığına sebep olabiliyor.

Not:Margarinlerden hayatınız süresince uzak durun.

Karbonhidrat alımını azaltın. (Yarı yarıya)

Tartı hilelerinden en önemlisi karbonhidrat alımıdır. Çünkü vücuda alınan her bir gr karbonhidratta vücut 3-4 gr su tutar. Burada amaç alınan kaloriyi azaltmak ve vücudun tuttuğu suyu atmaktır.. Vücut enerjiyi en oldukça karbonhidratlardan sağladığından asla karbonhidratsız bir yaşam düşünülemez. Yağ ve proteinden caymak daha kalıcı hasarlara sebep olabileceğinden karbonhidratı azaltmalıyız. Yedi gün içinde kilo düşmeyi amaçladığımız için mümkün olduğunca kolay şeker içeren unlu, pirinçli, şekerli ve nişastalı gıdaları ve meyveyi azaltmalıyız. Bilhassa de paketlenmiş cips vb. ıvır zıvır yiyecekleri ve tatlıları hayatımızdan birdaha girmemek suretiyle çıkarmalıyız.  Daha çok sebze tüketmeliyiz.

Tuzu azaltın

Tuz, daha doğrusu sodyum alımı tartı hilelerinin en önemlisidir.Aşırı tuzlu beslenme vücuttaki sıvı tutumunu arttırır,kan basıncını yükseltir. Tuz alımı söz mevzusu olduğunda vücudumuzda bir denge var, bedeninizin iyi mi tepki verdiğini deneyerek görmeniz gerekiyor. Tuzu tamamen keserek de vücudunuzun su tutmasına sebep olabilirsiniz.

Uykunuzu alın.

Zayıflama düzensiz uyku sebebiyle salgılanan bazı hormonları tarafınca engellenir. Düzensiz uykudan etkilenen öteki bir hormon ise kortizol hormonudur. Bu hormon vücutta oluşan herhangi bir stres (hastalık, ateş, ameliyat şeklinde) durumunda salgılanır. Bağışıklık sistemini baskılar kan şekerini yükseltir, yüksek tansiyonu tetikler. Kortizol en düşük seviyesine gece, en yüksek seviyesine ise uykudan uyandıktan 1-2 saat sonrasında ulaşır. Kortizolün aşırı salınımı vücutta yağlanmaya niçin olur. Kortizol üretimi bilgisi, beynin aydınlık/karanlık algısına bağlı olarak beyne iletilir. Bu yüzden uyku düzeniniz bozulduğunda kortizol hormonunun salınımı artar buna bağlı olarak yağ depolanması artar.

Leptin, gece daha azca salgılanan bir hormondur. Buna karşılık olarak beyne acıkılmış olduğu sinyalini gönderen ve leptine zıt tesir gösteren hormon ise ghrelin hormonudur. Gece uyumadığınızda ghrelin hormonu daha çok salgılanırken, leptin hormonu daha azca salgılanır.

Gece yatmadan 2-3 saat öncesinde yiyecek yemeyi bırakın. Akşam yemeğinde yağlı gıdalardan ve kızartmalardan uzak durun. Yatmanıza yakın koyu çay, kahve benzer biçimde kafein içinde ne olduğu yüksek içecekler seçmeyin. Uykunuzu daha iyi alabilmek için karanlıkta yatın. Sırt üstü yada anne karnındaki (cenin pozisyonu) pozisyonda uyumak uykunuzu iyi almanızı sağlamış olduğu benzer biçimde ve bel-omurga sağlığınız açısından önemlidir.

Daha çok su için.

Son bir haftada daha çok su içerek kilo düşebilirsiniz. Buna su manipülasyonu da diyebiliriz. Aslına bakarsak, su alımını artıracak ve ondan sonra tartım gününe kadar  su alımı sıfır olana kadar her gün azaltacağız. Vücudun sıvı kaybını arttırmak için tuz ve karbonhidratları da azaltarak bu süreç bir arada takip edilmelidir. Daha çok su içmek kilo düşmek için güvenli bir yoldur. Isı çarpması riski daha azdır, kas doku hasarınızı ve kas krampınızı azaltabilir. Vücudunuz işin çoğunu kendisi yapacağı için sauna eşofmanlara vb. gerek kalmamıştır, bu size büyük oranda enerji kazandırır. Yanlış yapılması durumunda tehlikeli olabilir. Büyük oranda su içtiğinizde hiponatremi ortaya çıkabilir. Bir öteki dezavantajı ise sizi son yedi gün antrenmanlardan uzaklaştırabilir.

● 1.gün – 7 litre civarı su için, tuzu azaltın, karbonhidratı azaltın,
● 2.gün – 3-4 litre civarı su için, tuzu daha azaltın, düşük karbonhidrat,
● 3.gün – 3-4 litre civarı su için, tuzu kati, düşük karbonhidrat,
● 4.gün – 2 litre civarı su için, tuz almayın, düşük karbonhidrat,
● 5.gün – 1 litre civarı su için, tuz almayın, düşük karbonhidrat,
● Tartı günü – Tartıya 24 saat kala su içmeyi bırakın, ihtiyacınız var ise saunaya girin, kendinizi yoracak egzersizler yapmayın.

 Bu sürede vitamin ve mineral seviyelerinizi yüksek tutun, gerekirse takviye kullanın.

Tartı aşamasını başarıyla geçebildiyseniz otuz dakika aralıklarla yiyecek ufak porsiyonlar halinde birkaç öğün yiyerek kan şekeri seviyenizi ansızın yükselmesini engellemelisiniz. Acele enerji verecek ve süratli sindirilen makarna vb. benzer biçimde karbonhidratlar tüketebilirsiniz. Sporcular çoğu zaman muz yemeyi tercih ederler. Mineralli sporcu içeceklerinden tüketebilirsiniz(enerji içeceği değil!).Yiyecekte olduğu benzer biçimde suyu da birden yüklenerek değil yavaş yavaş aralıklı olarak içmelisiniz.

6 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Beta Bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir? what is Beta Blockers heart medicine?

taşikardi Beta Bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir? what is Beta Blockers heart medicine?

Beta Bloklayıcı kalp ilaçları nelerdir? what is Beta Blockers heart medicine?

Beta bloklayıcı kalp ilaçları ayrıca beta-adrenergic bloklayıcı ajanlar olarakta bilinir. (Also known as Beta-Adrenergic Blocking Agents)

Beta bloklayıcı kalp ilaçları aşağıdadır:

  • Acebutolol (Sectral) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Atenolol (Tenormin) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Betaxolol (Kerlone) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Bisoprolol/hydrochlorothiazide (Ziac) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Bisoprolol (Zebeta) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Metoprolol (Lopressor, Toprol XL) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Nadolol (Corgard) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Propranolol (Inderal) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.
  • Sotalol (Betapace) kalp atışını düşüren beta bloklayıcı bir kalp ilacıdır.

beta_blockers-beta-bloklayici-hamilyon

beta_blockers-beta-bloklayici-hamilyon

Beta bloklayıcı kalp ilaçları ne yapar?

Beta bloklayıcı kalp ilaçları kardiyak çıkışını ve kalp atışını düşürür, bu da kan basıncının daha az olmasını sağlar ve kalbin daha az kuvvetle daha yavaş atmasını sağlar.

beta bloklayıcı kalp ilaçları neyi iyi ederler?

  •  Beta bloklayıcı kalp ilaçları daha düşük kan basıncı için kullanılır.
  • Beta bloklayıcı kalp ilaçları kardiyak aritmi ( düzensiz kalp atışları ve ritimleri) tedavisi  ve gögüs ağrısı ( anjin) için kullanılır.
  • Kalp krizi riski olan ya da daha önce kalp krizi yaşamış insanların, tekrardan kalp krizi yaşamasını önler.

 

 


6 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
hamilyon
devamını oku

Bilim İnsanları Vücudumuzda Yeni Bir Mikro Organ Keşfettiler!

taşikardi Bilim İnsanları Vücudumuzda Yeni Bir Mikro Organ Keşfettiler!

İnsan vücudunun bağışıklık sistemi için oldukca mühim etkiye haiz olan bir mikro-organın varlığından yeni haberimiz oldu. Bu organ, vücudunuzun çeşitli bölgelerinde bulunan lenf bezlerinin üzerini ince bir zar şeklinde örtüyor. Gelin iyi mi çalıştığına hep beraber bakalım.

Bazı bulaşıcı hastalıkları bir defadan fazla geçirmediğimize dair ilk bulgulara, bundan 2400 yıl ilkin rastlanıldı. Bu etkiyi, yaşamımızın devamlılığı için koşul olan bağışıklık sistemimize borçluyuz. İnsan vücudu hala aydınlatılamayan o denli oldukça gizemle dolu ki, bağışıklık sistemimiz için kilit rol oynayan bir mikro-organın varlığından hemen hemen haberimiz oldu.

Avustralya’nın Garvan Enstitüsü’nde meydana getirilen araştırmanın liderlerinden olan Dr. Tri Phan, “Aşıların iyi mi yapılması gerektiği mevzusunda uzun süreden beri çalışıyoruz, sadece bağışıklık sisteminin bazı hastalıkları iyi mi hatırlamış olduğu mevzusuna fazlaca fazla değinmemiştik” dedi.

Bir enfeksiyon bedenimize bulaştığı vakit bağışıklık sistemi hücreleri, bu istilacı enfeksiyon virüslerine karşı antikor üretirler. Enfeksiyona karşı üretilen işe yarar antikorların tabiri caizse kodları saklanır, aynı enfeksiyon yeniden vücuda uğradığında bu antikorlar yeniden üretilirler. Böylece enfeksiyon vücuda yayılmadan dışarıya atılmış olur. Aşılar ise uygun antikorların üretimi mevzusunda bağışıklık sistemine ikazlar gönderirler.

Saldırılara karşı en uygun antikoru üretmek için “B” hücreleri görevlidirler. Bu hücrelerin ömrü genel anlamda öbürlerinden oldukca fazlaca uzundur, hatta onlarca yıl süresince yaşayıp, antikor kayıtlarını da saklayabilirler. Asla görmedikleri bir enfeksiyonla ilk kez savaşacaklarında ise plazma hücreleri üretmeleri gerekir. İşte bu aşamada tıbbi ve bilimsel data hemen hemen net bir izahat getiremez. En azından şimdiye kadar öyleydi…

Araştırma ekibinin foton mikroskopları altında yaptıkları araştırmalar, B hücrelerinin bazı destek hücrelerle lenf bezlerindeki bir dokuya giriş yaptıklarını gözlemlediler. Bu hücreler dokudan dışarıya çıktıklarında ise birer plazma hücresine dönüşmüşlerdi. Şu demek oluyor ki vücudunuz o güne kadar asla karşılaşmadığı bir enfeksiyonla karşılaşırsa, lenf bezlerinizin yüzeyinde yer edinen hususi dokuya B hücrelerini gönderiyor, bu doku hücreleri plazma hücrelerine dönüştürüyor.

Kanser hastalarından alınan lenf düğümlerini yakından inceleyen ekip, SPF’nin varlığını kati bir halde kanıtladı. Araştırmacılara gore muhtemelen tüm memelilerde ve kim bilir öteki hayvanların bir kısmında SPF organından var. Bunu netleştirmek için araştırmaların devam etmesi planlanıyor.

SPF, bugüne dek daha ilkin asla farkedilmemişti. Dr. Phan, organın oldukca ince ve geleneksel mikroskoplarla neredeyse görülmez bulunduğunu belirtti. Bu keşfin bizlere anlattığı en mühim mevzu, içimize baktığımız teknolojiler geliştikçe yeni keşiflere imza atmamızın an meselesi olduğudur.

Aslen vücudunuza yeni bir enfeksiyon bulaştığında tüm Hafize B hücreleri plazma hücrelerine dönüşmüyor. Phan’a nazaran meydana getirilen aşılar geliştirildikçe daha çok plazma hücresine dönüşebilen B hücreleri üretmek mümkün olabilecek.

Bağışıklık sistemimiz bir destek almaksızın, bulaşan enfeksiyonla uzun süreler süresince savaşım verirse, biyolojik olarak tükenmeye başlıyor. SPF’nin keşfi ise bilim adamlarına daha efektif aşılar üretme fırsatı sunuyor.

5 Ekim 2021 Saat : 12:56
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Alkol ve Kalp Sağlığı

taşikardi Alkol ve Kalp Sağlığı
5 Ekim 2021 Saat : 12:58
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Et Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey!

taşikardi Et Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey!

Alabalık, kefal, sazan, yengeç, karides, hamsi şeklinde tatlı su ve deniz balıkları ile yabani tavşan, sülün, keklik, ördek, karaca, geyik benzer biçimde av hayvanları ile kaz, hindi, tavuk, kaz benzer biçimde kümes hayvanları ile domuz, sığır, koyun ve keçi benzer biçimde kasaplık hayvanların yenilebilir olan kas dokularına verilen ada ‘’et’’ denir.

Kaz, ördek, sığır, koyun ve keçi benzer biçimde etlere kırmızı et, süt kuzusu, tavuk, balık ve süt danası benzer biçimde etlere beyaz et denmektedir.

Ete kırmızı olan rengini veren miyoglobindir. Miyoglobin bu rengi yapısındaki demir tuzlarından alır ve bu yüzdende etteki gıda kıymeti farklılık gösterir. Bu duruma gore ise kırmızı et grubu demir açısından oldukça zenginken beyaz etler bu mevzuda oldukça fakirdir.

Kırmızı Et
Kırmızı etlerde yalnız gıda kıymeti yüksek değil bununla beraber da protein açısından da zengindirler. Kırmızı etlerin bileşiminde proteinin yanı sıra su, yağ, bir miktar glikojen, B vitaminleri ve demir vardır.

Kırmızı Etin Kalitesi
Kırmızı etin standardını ve yumuşaklığını belirleyen unsurlar içinde kesilen hayvanın yaşı, beslenme durumu, ırkı kesildikten sonrasında etin bekleme süresi, kesim öncesi hayvanın dinlendirilmesi ve hayvanın bağ dokusu şeklinde unsurlar belirler.

Etlerin pişirilme durumu etlerin kolay ay da zor sindirilmesini belirler. Bu yüzden et pişirilirken bilhassa et çeşidinin yanı sıra etin haiz olduğu bağ dokuya dikkat edilerek pişirilmelidir. Eti fazla pişirmek etin gıda değerinde kayba niçin olur. Bu nedenlerden dolayı eti pişirme yöntemi etin hayvanın hangi bölgesinden olduğu göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Kıyma ve haşlama yapımında seçilmesi ihtiyaç duyulan döş, kol, gerdan ya da pençeta kısımları, kuşbaşı için nuar, kontrnua, sokum ve yumurta benzer biçimde kısımlarından seçilmelidir. Antirikot, bonfile ve kontrfile benzer biçimde kısımlar ise pirzola, ızgara ve biftek olarak pişirilmelidir. Bu tür etler devamlı için buzdolabında ya da dipfrizde saklanmalıdır.

Buzdolabında Ve Dondurucuda Saklamak

Etleri Buzdolabında Saklamak: Eti aldığınızda daima için etin daha öncesinden kasaplarda saklandığını aklınızdan çıkartmayın. Et daima kasaplara kesildikten sonrasında 0 ila 1 derecede minimum 24 saat bekletildikten sonrasında gelir.

Et saklamada hatırlamanız ihtiyaç duyulan öteki mühim bir mevzu ise kesilen et ne kadar ufak kesilirse gizleme süresi de o denli azalır. Bu yüzden bilhassa kıymalar buzdolabında bir günden daha çok kesinlikle bekletilmemelidir. Fakat parça etler eğer isterseniz buzdolabında 2 ila 3 gün içinde bekleyebilirler.

Etleri Dondurarak Saklamak: Etleri fazlaca daha uzun bir süre saklamak istiyorsanız pişirilecek olan etler porsiyonlar halinde ayrılıp buz poşeti ya da yağlı kâğıda sarılıp -2 derecede 1 ya da en fazla 2 haftaya kadar buzlukta saklayabilir ya da -18 derecede dipfrizde oldukça uzun bir süre saklayabilirsiniz.

Etleri pişirmek istediğiniz süre 24 saat ilkin etleri +5 derecede olan buzdolabına çözülmesi için koymalısınız. Fakat kesinlikle ihmal etmeyin çözdürmüş olduğunuz etler asla yine dondurulmamalıdır.

4 Ekim 2021 Saat : 12:58
Okunma
Doktor Emre
devamını oku

Antibiyotikleri gelişigüzel kullanmak kalbe zarar verir mi?

taşikardi Antibiyotikleri gelişigüzel kullanmak kalbe zarar verir mi?

Yazları kalbi yoran hatalı alışkanlıklardan biri de ilaçların düzenlenmesi için doktora başvurmamak. Kardiyoloji Uzmanları gerilim ilaçlarının yazları düzenlenmesinin son aşama mühim olduğuna dikkat çektiler:

“Şu sebeple bu ilaçların bir kısmında idrar sökücü maddeler de bulunuyor. Aşırı sıvı kaybı sonucunda da gerilim düşüklüğüne bağlı bayılmalar gelişebildiği için ilacın dozu azaltılabiliyor. İlaçların hekim önerisi haricinde kesilmesi de meydana getirilen bir başka mühim hatayı oluşturuyor. Bu durumda da dirençli ve aşırı gerilim yükselmeleri sonucu kalp krizi ve beyin kanaması riski artıyor.”

Yaz sıcakları sebebiyle vücutta gelişen sıvı kaybı kanın pıhtılaşma eğilimini arttırıyor. Damarın pıhtıyla ansızın tıkanmasına ve koroner akımın durmasına, kısaca kalp krizine niçin olabiliyor. Koroner kalp hastalarında bazı ilaçların dozlarında bir değişikliğe gerekseme olmuyor, sadece bilhassa protez kalp kapağı, aritmi yada geçirilmiş inme sebebiyle kullanılan hususi kan sulandırıcı ilaçların hekim kontrolünde ve lüzumlu tahlillerle düzenlenmeleri gerekiyor.

4 Ekim 2021 Saat : 12:55
Okunma
hamilyon
devamını oku
kalp hastalıkları Son Yazılar FriendFeed
seo kitabı

Son Yorumlar



Bizi takip edin- follow us !

Sorularınızı artık facebook grubumuzdan da sorabilirsiniz.

You can ask your questions from facebook page! Kalp-Hastaliklari Facebook Adresi